kapat

18.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Rehber
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


İnsan aklı da top gibi sıçrar..

Biri YÖK Başkanı diğeri NATO Temsilcisi dökümünde iki ağır başlı erkeği yanyana koy.. Akıllı akıllı tartışsınlar.. Laflarını zapta geçsen, içi hikmet dolu koca bir kitap çıkarırsın.. Yeter ki ortaya bir futbol topu atılmasın..

Aşağıda isim ve mekan belirtmeden anlatacağım olay gerçektir, yaşanmıştır..

Türkiye'de profesyonel futbolun yeni yayıldığı yıllar.. Şirin bir Ege ilçesi de takım kurmuş.. Dünyanın topçusunu almış.. Liglere ilk kez girip siftah yapacak..

Takıma hazırlık maçı lazım.. İşbilmez yöneticiler zayıf bir takımla başlayıp, çocukların güvenini yavaş yavaş yerine getirecekleri yerde tutup ikinci ligden kuvvetli bir takım seçmişler..

İlçeye davet etmişler.. Pazar günü güneşli bir havada, tıklım tıklım dolu küçük

***

İlçe takımı acemi.. Misafirler hem tecrübeli hem zorlu.. Evsahibi takım golleri birer birer yemeye başlamış..

Bir sıfır.. İki sıfır.. Beş sıfır.. Yedi sıfır.. On sıfır.. Onbir sıfır.. Evsahibi takımın seyircisi "boka bastık" dercesine bir sessizlikle oturmuş maçın bitmesini bekliyor, çoğu de ellerine aldıkları ayçiçeğini çitliyor..

Maçın sonlarına doğru hakem de hallerine acımış.. Bir bahane icat edip "Hiç değilse bir gol atsınlar" diye ev sahibi lehine bir penaltı vermiş..

Kaleci de durumu anladığından penaltıyı kurtarma niyetinde değil.. Golü yiyecek, yeter ki top kaleyi tutsun.. İlçe takımının oyuncusu gerilmiş, penaltı noktasındaki topa vurmuş.. Bereket top yönünü şaşırmadan kalecinin dibinden geçip ağları bulmuş..

O ana kadar sessizce oturan taraftarlardan biri ayağa fırlayıp bağırmış:

- "Golü bak golü.. Onbir gole bedel.."

Maça git, demeyin..

Bu olayı, futbol söz konusu olduğunda en aklı başında görünen bir erkeğin dahi nasıl zıvanadan çıktığını tarif etmek için anlattım..

Dünya durdukça rejimi bozulmayacası amirim; yakın silah arkadaşım; iki gözüm tek kaşım, ağrısız başım Zafer Mutlu; bir süredir beni Fener'in maçlarından birine götürmek için zorluyor..

Derdini tam anlayamadım.. Galatasaraylı olduğumu bildiğinden bir işkence şekli mi düşündü yoksa "Kıvançta tasada beraberiz" fikrin mi gidiyor çözemedim..

İşin "kıvanç" kısmı Galatasaray'ın yurt dışındaki akıllara sığmaz başarılarıdır ki bir tek Fenerli'nin yürekten sevindiğine şahit olmadım.. Orada bir ortaklığımız olmadı yani..

Eeee! Ben niye Fener'in tasasına ortak olup, tribünlerde onlarla beraber ağıt yakayım..

Teklifleri kabul etmedim tabii.. Bu kez makam nüfuzunu kullanmaya başladı:

- "Benim sana söylediğim profesyonelce birşey.. Sen bir gazete çalışanısın.. Böyle profesyonel bir teklife hayır diyemezsin.."

Dediği doğru ama Allah'tan çalışanları koruyan iyi kötü bir yasal düzenleme var.. Kimse beni hayati riski olan bir görev için zorlayamaz.. Bir Fener maçına gitmekle, Boğaz'daki asma köprüyü çelik halatların üzerinde yürüyerek geçme konusunda bir fark yok..

Direndim.. Bu kez korktuğumu iddia etti.. Yetmedi benim bir korkak olduğumu herkese anlatmaya başladı.. Temsil, Yunan askeri Kardak Adası'na saldırsa ben Sivrihisar'a kaçarmışım..

***

Doğal gaz günlük hayatımıza girdiğinden beri bu tür "sözle gaz vermeler" bana vız geliyor.. "Tamam kardeşim.." dedim konuyu kapatmak için.. "Ben bir korkağım, var mı diyeceğin?"

Adettir.. Aramızda bir tartışma çıktığında elimizdeki bütün mantiki kozları sayıp dökeriz.. Aklın bittiği yerde de birbirimizi suçlamaya başlarız.. Onun bana yönelik suçlamalarının omurgasını "akıl hastası" olduğum yolundaki iddiası teşkil eder..

Fener maçına gitmeyi reddettiğim gün de böyle yaptı.. Önce "Sen manyaksın?" dedi.. Hızını alamadı.. "Ruh hastasısın.." diye ekledi..

Her iki suçlamayı da sakin sakin kabullendiğimi görünce kişiliğimle ilgili ayrıntılı tahlillere girişti.. Kılım kıpraşmadı.. Tam tersine; kendimi ben de merak ettiğimden sakin sakin dinledim..

Bunun üzerine masadaki cam kültablasını bana atmaya çalıştı.. Niye bu kadar sinirlendiğini anlamadım..

Çünkü efendi efendi dinliyordum.. Yaptığım tek şey işaret parmağımla başparmağımı birleştirip, ortada kalan küçük büzüğü onun görebileceği şekilde açıp açıp kapamamdı..

Bunu da yaz ulan!

İnadım, Fener'e karşı olduğumdan değil.. Galatasaray da dahil hiçbir takımın maçına bu memlekette gitmem..

Yukarıda saydığım sebepler yüzünden, maç atmosferine girdikçe psikopatlaşan, manyaklaşan binlerce insanın arasında ne işim var?

Stada girerken yolunu keserler.. "Abi kazanacak mıyız?" Öyle bir sorarlar ki "şüpheli" bir cevap verdiğinde gırtlağına sarılacakları kesin.. Maç biter, dışarı çıkarsın.. Yenilen taraf kimse; ağlaşan zırlaşan adamlar yolunu keser..

- "Yaz ulan şerefsiz.. Bunları da yaz.." diye bağırır..

Bugüne kadar Anayasa'nın antidemokratik bir maddesi yüzünden "Yaz ulan şerefsiz bunu da yaz.." diye yolumu kesen bir tek okurum çıkmadı.. Ama heveslenip bir yıl futbol yazıları yazdık.. Sokakta dolaşamaz olduk..

Hallerine bakıp "Bağdat vahalarındaki hurma tane tane sayılır, bu memleketin futbol delisi sayılamaz.." dersin ama bazı şeyleri asla unutmuyorlar.. İş futbola geldiğinde akılları her türlü ayrıntıyı bir bilgisayar çipi gibi taşıyacak kadar yetkin..

***

Futbol yazılarına dadandığımda gördüklerimi kendi üslubumla yazıyordum.. Spor yazarı olmadığıma göre normali de bu..

Mesela Fener'de Baliç ile birlikte oynayan Boliç diye bir oğlan vardı.. İkisi de Bosnalı.. İkisinin de yüzü "Babyface" denilen cinsten.. İkisi de saçlarını kulak memesine kadar uzatmış..

Hani başlarına birer kurdele bağlasan, 23 Nisan şenliklerine katılan iki öğrenci gibi duracaklar..

Yeri geldi, bir yazımda bunlardan söz ederken "Baliç'in ablası Boliç" deyiverdim.. Kıyamet koptu.. Hala rastladıkça hesabını sorarlar..

Kendimi bildiğimden korkuyorum..

Yarın Interli Hakan için bir yazı yazsam, dilimi tutamayıp "İtalya'nın en iyi gol kutlayan futbolcusu.." deyiveririm..

Veya bir başkasının protez ayakla sahaya çıktığını iddia edebilirim..

Futbol yazarken kendisini çok sevdiğim halde Galatasaraylı Arif ile çok uğraşmıştım.. İspanya'ya kaçtı.. Dönmek için de bunamamı bekliyor.. İşte bu yüzden maça gitmiyor, futbol yazmıyorum..

Son Fener-Beşiktaş maçında ise tam anlamı ile direkten dönmüşüm..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır