|
|
Sosyetik miniklerin terzisi
Son 27 yılını çocuk giyimine veren Madam Concitta 89 yaşında
Concitta Coppola
'Yaşama sanatı dergisi' Gurme'ye konu oldu
Para ve zevk sahibi kişiler ya modacıların tasarladıkları ya da ünlü terzilerin diktikleri elbiseleri giyerler. Peki ya çocukları? Onları kim giydirir?
İşte sosyetenin miniklerini giydiren kişilerden biri: Concitta Coppola. Nişantaşı Valikonağı Caddesi 26 numarada faaliyet gösteren "Baby Concitta"nın sahibi olan Coppola, ünlülerin çocuklarının "haute couture" (özel dikim) terzisi.
Küçük hanımlar ve beyler doğum günlerinde, düğünlerde, mezuniyet ve vaftiz törenlerinde, sünnet düğünlerinde Coppola'nın kendi eliyle diktiği elbiseleri giyiyorlar. Örneğin: Üç yaşındaki Esra Koç, İpek, Kıraç, Talin-Tayiz Berberyan kardeşler, Buse Terim, Şermin-Şirin Bezmen, Alev-Emre ve Sinan Eczacıbaşı, Işık-Lale Menderes, Emre Kramer, Esra Gorbon...
DAME DE SION'DAN
Concitta Coppola 52 yıldır Türkiye'deki 'haute couture' dünyasının önde gelen isimlerinden. Bunun son 27 yılını "çocuk abiye giyimi"ne vermiş.
89 yaşındaki Coppola, yaşı sorulduğunda "8.9" cevabını veriyor! Aile geçmişi Bizans'a dek uzanan bir anne ile Malta kökenli armatör bir babanın kızı. İstanbul'da doğmuş. Notre Dame de Sion'dan mezun olmuş. Henüz 7 yaşındayken annesinin gardırobundaki en nadide elbisenin iç kolunu keserek bebeğine giysi yapmış.O günleri şöyle anıyor: "Aynanın karşısında saatlerce düş kurardım. Dükkan açmak, terzilik yapmak, güzel kadınları giydirmek isterdim. Elbiselerin birini giyip birini çıkarırdım."
25 yaşında evlenen Coppola'nın hayalleri ancak eşi öldükten sonra gerçekleşmiş. Evlendikten sadece 8 yıl sonra eşi Victor Dimitriadis kanser olup hayata veda etmiş. Bunun üzerine kızı Margaret'i Dame de Sion'a yerleştirmiş ve 1948'de bankacı abisinin yaşadığı Paris'in yolunu tutmuş.
Ancak bu yolculuk hiç de kolay gerçekleşmemiş: "Bütün aile isyan etti çalışmama. Kayınpederim, ablalarım, abilerim. Eski zamanda çalışmak çok ayıp bir şeydi çünkü. Paris'teki abim de önce, 'Bu ne cesaret, nasıl yapacaksın' dedi. Fakat baktı ki ciddiyim, benim dikim atölyesi olan Madam Anais ile tanıştırdı."
VARSA YOKSA MODA
Madam Coppola, Paris'te, Jacques Fath, Balenciaga, Givenchy, Balmain, Chanel gibi modacıların yapıtlarını tanıma fırsatı bulmuş. Modaya ve giyime olan tutkusunu şöyle anlatıyor:
"Fransa çok karışıktı. Harp ertesi. Ama ben hiçbir şeyin farkında değildim. Neler olup bittiğini şimdi tarih kitaplarından öğreniyorum. Ben o zamanlar kurdelalar, kumaşlar elimde vitrin gezmekle meşguldüm."
1952'de ilk atölyesini Galatasaray Lisesi'nin karşısındaki binada açmış. İstanbul'un gözde hanımlarını giydirmeye başlamış. İşlerini kısa sürede ilerletmiş. Sosyeteye hitap eden bir moda salonu açmış. O yıllarda aldığı ünlü Fransız modaevi Lanvin'in Türkiye temsilciliğini hala sürdürüyor.
25 yıl kadınları giydiren Coppola'nın yaşamını 1973'te torunu Reha Kocataş'ın doğması değiştirmiş. Torun sevgisi onun çocuklara yöneltmiş. İşte bunun üzerine Valikonağı'ndaki "Baby Concitta"yı açmış.
AİLESİ TERZİ OLMASINA ÖNCELERİ KARŞI ÇIKTI...
Dikiş konusunda eğitim almayan Coppola, kumaşta çok iddialı olduğunu söylüyor: "Bana bir kadın verin. Onu bambaşka bir kişi haline getiririm. Gençken babam, 'Seni Cumartesi evlendirsek, Pazartesi öğlenden önce geri gönderirler. Aynanın karşısında süslenmekten başka yaptığın bir şey yok' derdi. Hatta bir gün, Paris'te bir defile için desinatör arıyorlardı. Desenim kuvvetli olmadığı halde ablama Paris'e gitmek istediğimi söyledim.
O da babama söyledi. Baba duyunca, 'Nöroloğu çağırın, kızım delirecek' diye bağırmış. O zaman daha evli değildim. 25'inde evlendim..."
En çok kız çocukları giydirmeyi severim
"2000'de organdiv ve tafta ağırlıklı parlak kumaşlar kullanıyorum. Kabarık etekler, fırfırlar kız çocuklarında harika duruyor. Zaten kız çocuklarını giydirmeyi daha çok seviyorum. Torunum Reha iyi ki kız olmamış, o zaman delirirdim. Bir çocuk elbisesini dikerken önce baz olarak hazırlıyorum. Sonra çiçekler, renkler, işlemelerle süslüyorum. Ne kadar yorgun olurmsam olayım yatmadan önce elbiseye mutlaka göz atarım. Eğer beğenirsem mesele yok. Çünkü bu elbiseler önce benim elbiselerim. Para sonra gelir. Yeterki çocuklar dükkanımdan güzelliklerine güzellik katmış olarak ve neşe içinde ayrılsınlar."
3 KUŞAĞI GİYDİRDİ
Çocukları çok seviyorum. Torunum hayattaki en kıymetli varlığım. Ama sadece torunumu değil, bütün çocukları mesut etmek isterim. Eğer çocuk benim diktiğim embiseyi beğenirse, onun hayaliyle mutlu uyur. Çünkü memleketi ne olursa olsun çocuk çocuktur. Müşterilerim de bunu bilir. Örneğin bundan 30 yıl önce Daniella Hodara'ya 8 liraya (korkunç bir paraydı) bir gelinlik dikmiştim. Bugün ise onun torunu Karen Kohen'e elbise yapıyorum."
Hülya YILDIRIM
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|