kapat

13.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Antik English
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Ecevit'i kurtaran albay

Mehmet Çetingüleç'in "Sevgili Rahşan" başlıklı ilginç dizisi, Ecevit çiftinin 12 Eylül mektuplarıyla birlikte savunma seferberliğini de anlatıyor.

Peki onlar savunma telaşındayken "saldırı cephesinde" neler oluyordu? Askerler, başbakanlık yapmış, dünyanın tanıdığı bir lideri tutuklarken neler hissediyorlardı? İçlerinde farklı düşünenler, emre direnenler var mıydı? Bu dizi vesilesiyle ben de karşı cepheden bir anı aktarmak istiyorum.

***

Ecevit'in 13 Nisan 1982'deki ilk mektubunda "Dünkü mahkeme kararı, daha sonraki yeni gözaltı kararından daha önemliydi" diye bir cümle var.

Kısaca olanları hatırlatalım:

Ecevit ilk kez 2 Kasım 1981'de mahkum olmuş, 3 Aralık 1981-1 Şubat 1982 arasında hapis yatmıştı. Cezaevinden çıktıktan yaklaşık 2.5 ay sonra 10 Nisan 1982'de yeniden gözaltına alınmıştı. Bu kez iddia, bir Norveç gazetesine demeç vermekti. Bu suçtan 5 yıl hapsi isteniyordu. Ecevit'i sorgulayan askeri savcı, Albay Nurettin Soyer'di.

Soyer, dürüst, demokrat, cesur bir askerdi. Kendiyle ilk kez 12 Eylül'ün o fırtınalı günlerinde tanışmıştım. Yıllar sonra da (vefatından kısa bir süre önce) 12 Eylül anılarını dinleme fırsatı bulmuştum.

Şimdi "Albay"ın anıları, oğulları tarafından yayına hazırlanıyor.

Dün sevgili Tunç Soyer'den anıların Ecevit'in tutuklanmasına ilişkin bölümünü rica ettim. Gönderdi. Okuduklarım, işin askeri cephesinde olup bitenlerin de en az Ecevit'ler cephesindeki kadar ilginç olduğunu gösteriyor.

***

Soyer, evrak kendisine ulaşır ulaşmaz Zırhlı Tümen Komutanı Fikret Küpeli'ye "Ecevit 'Böyle bir demeç vermedim" derse elimizde delil yok. O yüzden iş netleşmeden nezarete almayalım" demiş.

Küpeli, bu ikaz üzerine "komutan"ı aramış. Ama "Komutan", "Hayır, mutlaka içeri alacaksınız" diye üstelemiş.

"Eğer" 'Bunları ben demedim' derse o zaman biz bu adamı millete rezil ederiz. Elimizde deliller, belgeler var."

Bu talimat üzerine Ecevit'i apar topar alıp getirmişler.

Ertesi gün Soyer, Ecevit'i sorgulamaya gitmiş ve tahmin ettiği gibi, "Böyle bir demeç vermedim" yanıtını almış. Durumu "yukarı" bildirmiş karşılığında "tutuklama talebi" gelmiş.

"Savcılık olarak katılmıyoruz" demiş Soyer; "Bir makale yüzünden bir insanı tutuklayamayız"

Yarım saat sonra "komutan" arayıp yanına çağırmış. Gidip Ecevit'in ifadesini aktarmış Soyer, "Başbakanlık yapmış birinin kaçacak hali yok. Siz elinizdeki belgeleri verin, gerekirse yeniden tutuklama talep edelim" demiş. "Komutan" sert çıkmış bunun üzerine:

"Biz bu adamın serbest bırakılmasını istemiyoruz. Gözetim süresinin uzatılması için yazı istedim. Size belge verilecek."

"Komutan" oradan Sıkıyönetim Komutanı'nı da aramış ve emri vermiş:

"Paşam, bu şahıs bugün salınacakmış. Savcı iştirak etmiyor. Mahkemenin tutuklama ihtimali de zayıf. Ama sen onu salma"

Bu telaşın nedeninin, o günlerde Türkiye'yi ziyaret etmesi beklenen bir yabancı devlet adamının Ecevit'le görüşme ihtimali olduğunu söylüyor Soyer...

***

İşte Ecevit'in 12 Nisan günü mahkeme huzuruna çıkışı böyle oldu. Duruşmada savcı Soyer tutuklama talebine katılmadığını bildirerek takipsizlik kararı istedi. Mahkeme Başkanı Gün Soysal da bu istek doğrultusunda Ecevit'in tutuklanmasına gerek olmadığına karar verdi. Ecevit'in hemen salıverilmesi gerekiyordu. Ancak "emir" uygulamaya kondu ve Ecevit bu kez de "BBC'ye demeç verme" iddiasıyla bırakılmadı. Ertesi gün eşine yazdığı mektupta "Mahkemenin kararı, yeni gözaltı kararından daha önemliydi" dediği olayın aslı buydu. Deneyimli politikacı, içeride birilerinin bu haksızlığa karşı çıktığını sezmişti belki de...

Ancak çok geçmeden, önce bu tahliye kararını veren Mahkeme Başkanı Gün Soysal'ın tayini çıkacaktı, sonra da tahliyeyi isteyen Albay Soyer'in...

***

Soyer anılarında "Genelkurmay'ın Ecevit'i yok etmek için muazzam bir isteği vardı" diyor.

Ecevit'in hapsi için bunca uğraşan "Komutan" kimdi biliyor musunuz?

Dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Org. Necdet Öztorun....

Malum, yıllar sonra Öztorun Paşa, Genelkurmay Başkanlığı'nı devir alma töreni için davetiye bastırmışken Özal tarafından emekliye sevk edilecek, Soyer'in görüşlerine yer veren Nokta Dergisi'ne ise "Ben emir vermedim. Ecevit, Sıkıyönetim Komutanlığı'nın isteğiyle tutuklanmıştı. Ben zaten CHP'ye yakınım" diyecekti.

Öztorun'un sözünü ettiği sıkıyönetim komutanı ise Korg. Recep Ergun'du. O da emekli olduktan sonra bugün Ecevit'in koalisyon ortağı olan ANAP'tan milletvekili seçilmişti.

Ah şu anılar da olmasa maziyi ne güzel görmeyeceğiz, değil mi?

Soyer'in anılarındaki diğer sürprizleri heyecanla bekliyoruz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır