


Tersine düşününce ortaya çıkan tablo
Önce beyin konuşalım... Beynin sağ bölümü, beynin sol bölümü. Biri duygusal, diğeri işlemsel.
Bir de renkleri var beynin...
Beynin grisi ve beynin beyazı!
Gri daha reflekssel ama bu zeki olmadığı anlamına gelmiyor, çok zeki ve reflekssel olabilir.
Beyaz da düşünüyor, tartıyor.
Mesela "Devlette irticai kadrolaşma" diyoruz, toplumsal beynimizin gri kısmı hızla çalışıyor. Her kafadan bir ses çıkıyor, Türkiye'nin en önemli meselesi bu oluyor...
Sonra konu ortadan kayboluyor!
Çünkü biz toplumsal günlük hayatımızı, gri bölümde yaşıyoruz.
Oysa çoğu zaman konu devlet içinde, gri kısımdan beyaz bölüme geçmiş ve üzerinde düşünülüyor oluyor.
***
Devlet de kendi içinde, gri bölümle beyaz bölüm arasında gidip gelebiliyor.
Devletin istihbaratla ilgili çok üst düzey bir toplantısında (bütün büyüklerimiz orada) Adalet Bakanı'na "İşte tarikatçı hakimler, savcılar, müfettişler" diye bir liste veriliyor, "Gereği" için.
Bakanlık sadece gri bölümle işi bitirecek olsa, hemen ayıklayacak, kesip atacak!
Oysa beyaz bölüme başvurup derinlemesine araştırıyorlar ve ihbar asılsız çıkıyor.
Burada bir duralım, etrafımıza bakalım.
Düşünelim...
İhbarın asılsızlığını beynin sadece gri bölümüyle değerlendirecek olsanız, "Devletin istihbaratı yönlendiriliyor, yanlış çıkıyor, gayri ciddi" diye bir refleksle dosyayı kafanızda kapatabilirsiniz.
Oysa iş o kadar basit değil...
Beyaz bölümün "aklına başka şeyler" geliyor...
1. Bir kere devletin kafasının sadece gri bölümünün çalıştığını düşünecek kadar kendisi gri refleksli olanlar var.
2. Devleti yanıltmayı becerip irtica ile hiç alakası olmayan insanları "irticacı" diye ayıklatmayı becerselerdi, gerçek bir "Cadı Avı" senaryosu başlayacak, iş bütün ciddiyetini kaybedecekti.
3. Devletin irticai kadrolaşmasını bir tür "yangın tehlikesi" olarak görecek olursanız, böyle asılsız ihbarlarla belki bir on kez "Bilinçli olarak yanlış yangın alarmı" verilecekti. Alarmlar asılsız çıkınca, gerçek alarmı kimse ciddiye almayacak ve kundakçıların işi kolaylaşacaktı.
Beyaz bölüm tarafından ortaya çıkartılan bu tabloya bakınca, başka bir gerçek ortaya çıkıyor.
Beyaz beyin bu kez tersten düşünüyor ve "Asılsız ihbarı, kim neden yapar" diye sorgulamaya başlıyor.
Sakın, "Sahte hedefleri verenler gerçek kundakçılar" olmasın!
Yemi atmışlar, Devlet yutmamış.
Şimdi burada bir daha nefeslenelim ve hadi bir kademe daha ileri gidelim...
"Yem atılmış, Devlet yutmamış" ama demek ki birileri, "Devlet'i yemliyebileceğini" düşünmüş.
Bu az buz bir cüret değil.
Az buz ilişki ve imkan değil.
Ve aslında işin ciddiyetinin boyutunu gösteriyor.
***
Beyaz bölüm analizinin sonucu...
Kendini Devlet'i kandırabileceğini zanneden seviyede gören bir güç, doğal tehdittir.
Karşımızda "İş karıştıralım, kafa karıştıralım, yaşları biz ateşe verelim ki kuruları kurtaralım" şeklinde "gri hesaplar" yapan bir kesim var.
Bu durum karşısında ne yapalım?
Ne yapılacağı belli, ayıklama yapılacak.
Şimdi nasıl yapılacağı şekilleniyor...
***
Son tahlilde...
İrticai kadrolaşma var, kendine güveniyor, mutlaka birkaç sağlam köşe de tutmuş.
Devletin gri reflekslerle hareket edeceğini zannettiler, bu plan tutmadı.
Aksine hedef yanıltmalarına karşı devletin grisi beyazla sürekli işbirliğine gitmeyi kararlaştırdı.
Temizlik yapılmasının şart olduğu bir kez daha vurgulandı.
Bu temizlik yapılırken kimin hangi nedenlerle ayıklandığının tanımında somut ve anlaşılabilir gerekçelerinin neler olduğunun belirtilmesi (ve duyurulması) kararlaştırıldı.
Kimsenin "Kurunun yanında yaş da yanıyor" diyemeyeceği kadar ince ayarlar yapılmaya başlandı.
***
Olay gündemden değil, sadece bizim toplumsal hayatımızın gri bölümünden düştü. Devlet'in beyazının şu anda ne yaptığını yazdım.
Unutuldu gitti sanıyorsanız, biraz bekleyin.
Ekim gündemi çok yüklü geliyor!