


Vizyon ve misyon
Yeni ders yılının başlaması nedeniyle yazdığımız yazıda (11 Eylül-Pazartesi) bazı sorular sormuştuk.
Sorulardan biri Ğözetle- şuydu:
- Avrupa ülkelerinde "Bilim... Bilgi Bakanlığı" var... Bizde neden yok?
Sorumuza "ilk yanıt" Meclis'ten geldi.
TBMM Bilgi ve Bilgi Teknolojileri Grubu Başkanı Prof. Dr. Ziya Aktaş'tan.
Prof. Aktaş, telefonla "teşekkür etti."
Sonra da "sekiz sayfalık bilgi notu" gönderdi.
DSP Milletvekili Prof. Aktaş'ın anlattıklarını özetleyecek olursak...
- Geç bile kaldık... Avrupa'da "Gelecek Bakanlığı" denilen, yeni bir oluşuma, "Bilgi Bakanlığı'na" gidiliyor... Daha fazla zaman kaybetmeyelim... Bu konudaki hazırlıklarımızı Sayın Ecevit'e (20 Haziran), Sayın Bahçeli'ye (5 Temmuz), Sayın Yılmaz'a (28 Ağustos) sunduk.... Destekleyeceklerini ifade ettiler.
Teşekkürler Sayın Aktaş.
Hazır, bu konuya girmişken, üç lidere "bir sözümüz" var:
"Destekleyeceğinizi ifade etmeniz yetmiyor... Lütfen, bu işi sonuçlandırın."
***
Almanya'da "yeni ders yılı açılırken" bir kampanya başladı:
- Her öğrenciye bir dizüstü bilgisayarı. (Lap-Top)
Bu kampanyayı "Alman işverenleri" destekliyor.
Türk işvereni... Hatta sendikalarımız... Üniversitemiz... Hükümetimiz "böyle konuların" neresinde?
***
Önceki gün "13 milyon öğrenci" okula başladı.
Onlara "iyi bir eğitim" verebilirsek...
15 yıl sonra "Avrupa'nın en güçlü beş ülkesinden... Dünyanın ilk on beş ülkesinden" biri olmamız işten bile değil.
***
Hindistan'ın 1980'lerdeki lideri Rajiv Gandi bir hedef çizmişti:
- Hindistan'ı, teknoloji konusunda dünyanın yarışan ülkeleri arasına sokacağım.
Sonuç:
Milli geliri "üç yüz dolar" olan Hindistan bugün "bilişim... iletişim" teknolojisinde "iddia sahibi."
Hindistan'daki "iddia" neden bizde yok.
***
Türkiye'nin "yeni kadrolara ve yeni bir vizyona" büyük ihtiyacı var.
Birleşmiş Milletler kaynaklarına göre "bugün Avrupa'nın beş yüz bin bilgisayar uzmanı açığı bulunuyor."
Eğer Hindistan'ın yaptığını biz yapabilseydik...
Şimdi Avrupa'ya "uzman ihraç etmez miydik?"
***
Özel sektörün, eğitimde, "motor görevini" başaramadığını görüyor ve...
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin "yeni bir misyon" üstlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Eğitimin yaygınlaşmadığı... Kırsal kesime okulun, öğretmenin gidemediği... Çocukların okuma, yazmayı öğrenemediği dönemde, Silahlı Kuvvetler kendi bünyesinde, "okullar" açmıştı.
Halkımızın "Ali okulu" diye bildiği okullar.
Ve "ordu" okuma, yazma bilmeyen her askere "alfabeyi... Mektup yazmayı... Gazete okumayı" öğretmişti.
Yine ordunun "şoförlük öğrettiği" askerler, sivil hayata döndüklerinde "meslek sahibi" olmuşlardı.
Bugün Silahlı Kuvvetler "askerlik yapan herkese bilgisayarı... İnterneti öğretecek bilgi ve teknoloji birikimine" sahip.
Eğer asker "bir misyon daha" üstlenir ve içinden çıktığı Türk halkına "bir hizmet daha" sunarsa...
Halkın kendisine duyduğu saygı ve hayranlık daha da artacak ve...
Türkiye'nin, dünya ile bütünleşmesine büyük bir katkıda bulunmuş olacaktır.