1970'ler gençliğinin, benim kuşağımın bir gecede doğan efsanesiydi Ali Rıza Binboğa..
Havaya kalkan bir el ve "Yarınlar bizim" diye bağıran bir yürek, bir anda, Türkiye'nin her köşesinde konuşulur olmuştu.. Şarkı bir gecede ezberlenmişti..
TRT Genel Müdürü İsmail Cem Türkiye'nin Eurovision Şarkı Yarışmasına katılmasına karar vermişti.. 1975'te bu "İlk" olacaktı.
Eurovision da, o zamanlar, Avrupa'da da tabanca gibi bir yarışmaydı.. Abbalar, Teach İnler, Anne Marie Davidler yaratan bir yarışma..
Bizde de, hem deneyimliler, hem parlak gençler vardı o ilk yarışmada.. Ama Ali Rıza Binboğa, bu yanık, bu kadife sesle haykıran, ama yürekten haykıran, kara kuru Anadolu delikanlısı, bir gecede ülkeyi fethediverdi..
"Yarınlar Bizim" milli marş olmuştu sanki.. Yumruk yapılarak değil, beş parmak alabildiğine açılarak havaya hızla kalkan sol el de, ulusal işaret..
Yarışmada iki klasman yapılacaktı, kurallar gereği.. Halk oylayacaktı bir yanda.. Uzman jüri oylayacaktı öte yanda.. İki jürinin puanları eşit ağırlıkla toplanacaktı, sonuç için.
Halkın Ali Rıza Binboğa'yı tek geçeceği daha o gece belli olmuştu. Ama jürinin gözü başka şarkıda, Seninle Bir Dakika'da idi.. Bu yüzden, bana sorarsanız adım gibi bilirim, jüri, kendi adayının kazanması için hile yaptı. Seninle Bir Dakika'yı en tepeye, Yarınlar Bizim'i en sona koydu ki, halkın oyları Ali Rıza'nın birinci olmasına yetmesin..
Bu oyun hesapta olmayan Cici Kızlar ve şarkıları Delisin'e yaradı. Seninle Bir Dakika ile Delisin'in puanları eşitlendi. Binboğa, Yarınlar ile üçüncü olurken, kurayı Semiha Yankı kazandı..
O gece ekran başında çok kalabalıktık ve öfkeden deliye dönmüştük.. Hepsi de çok sevdiğim arkadaşlarım olan jüri üyelerini elime geçirsem, lime lime edebilirdim.. Bu nasıl bir haksızlıktı böyle..
Aradan yıllar geçip, geriye bakınca, jürinin müzik adına aslında doğru seçim yaptığını görüyorum..
Seninle Bir Dakika, sözleri ve müziği ile tarihe geçecek, klasik olacak bir yapıttı. Öyle de oldu zaten..
Yarınlar Bizim, nasıl hızlı bir tokat gibi çarptıysa, öyle de kayboldu..
O zaman TRT'den başka radyo da yok, televizyon da. Süleyman Demirel'in "Milliyetçi Cephe" TRT'si Ali Rıza'nın bütün şarkılarına, komik ve utanç verici gerekçelerle "Yasak" koyunca, Ali Rıza Binboğa da gözlerden ırak düştü.. Gönüllerden de..
Şimdi Ada Müzik, Türk Pop Tarihi diye harika bir dizi yapıyor ya.. Bir de o günleri anlatan kitapçıkla..
Ali Rıza Binboğa seçilmiş bu defa..
Bir yanda CD müzik setinde dönüyor, bir yanda, gözlerim zaman zaman nemlenerek, o nostaljiyi anlatan kitabı nefes nefese okuyorum..
1971'de, İTÜ öğrencisi iken yapmış meğer, Ali Rıza şarkıyı.. Okula giderken, çok yakın bir arkadaşı kendisinden hüviyet sorunca.. "Ne oluyor yahu, beni nasıl tanımazsın" şaşkınlığını atlatınca.. Arkadaşının, üniversiteye sızmış bir polis olduğunu anlayınca..
Öfkesi "Yarınlar Bizim"e dönmüş.. "Bugünler sizin gibi görünse de" dercesine..
Ruhi Su Usta sözleri okurken "Özgürlük ve barış/tüm insanların/özlemli olacak/ yarınlarda" cümlesine itiraz etmiş.. "Öz malı olacak" diye değişiklik önermiş.. Ali Rıza, özlemde direnmiş..
Ne güzel anılar bunlar..
CD "Yarınlar Bizim" ile başlıyor tabii..
"Ağlamak yok, gülmek var
Düşmanlık yok, dostluk var
Yarınlarda seni sevmek var
Yarınlarda mutlu günler var
Yarınlar benim, yarınlar senin
Yarınlar onun, yarınlar bizim"
diye haykıran Ali Rıza'ya sormak gerek 25 yıl sonra..
"Özlemini duyduğun yarın oldu mu?.." diye..
Daha da mutlu olduk mu?..
Birbirinden güzel Binboğa şarkı ve türküleri var CD'de.. Bugünün gençleri de tanımalı aslında Ali Rıza Binboğa'yı, ama, 70'lerin kuşağı, bu CD'yi mutlak alıp evine götürmeli..
Sevgiyi, özlemi en güzel anlatan, en güzel terennüm edenlerden biri Ali Rıza.. O kendine has yumuşak haykırışı ile şu isyan edişteki güzelliğe bakın:
"Sana umut, sana sevda sunuyorsam eğer
Başka ne amacım olabilir
Sevmekten gayrı.
Senin derdin, benim derdim oluyorsa eğer
Başka ne amacım olabilir
Sevmekten gayrı!.."
Daha güzel nasıl anlatılır acaba, daha güzel nasıl anlatılır..
Benim favorilerimden "Baharım sensin!."
O nasıl yürekten yakarış, çağırıştır sevgiliyi..
"Gel ey yar
Gel ey can
Canım gel
Baharım sensin
Ocağım tütsün,
Güllerim bitsin.."
Yaldızlı edebiyat yok.. Dünyanın en basit sözcükleri ile söylüyor Ali Rıza.. Milyonların gönlüne bir gecede girmesinin bir sırrı da bu.. En basit sözcükleri en güzel yapabiliyor..
Bir başka bayıldığım Ali Rıza şarkısı da Sevgilimin Derdi..
Ali Rıza'nın belki de tek öfkeli umutsuz şarkısı..
"Bu ne acı, bu ne keder, bu ne beladır ki beladır
Verdik elimizi, kaptılar kolumuzu.."
Ali Rıza Binboğa'nın en güzel şarkılarının tümü burda.. 70'li yılların tüm nostaljisi burda..
O devri yaşayanlar, Ada Müziğe teşekkür etmeliler ve bu kitapçığı mutlak almalılar..
Benim teşekkürüm Ali Rıza Binboğa'ya.. Hayatıma bir kilometre taşı koyduğu için!..
Dünyanın öbür ucuna, güneşi bizden 16 saat önce gören Avustralya'ya gidiyorum, üç haftalığına.. Sizlere Olimpiyat notları yazmak için.. Evden çıktıktan tam 36 saat sonra, herşey yolunda giderse, otelimde olacağım.. Düşünebiliyor musunuz?.. Olimpiyat deseniz, bugüne dek izlediklerim yanında ikinci sınıf.. Buyrun bakalım..
Ekim başına kadar "Hıncal'ın Yeri" kapalı.. Beni hafta başından itibaren, günü gününe spor sayfalarımızda bulacaksınız, Hıncal Uluç / Sydney 2000 başlığı altında..
Dönüş ekim başında.. Şimdilik hoşça kalın..
Defne'nin dönüşü..
Ali Kırca ile birlikte Defne Samyeli de, seyircileri ile ana haberde buluştu.. İkisine de "Hoş geldin.."
Bazaar dergisinin eylül sayısında, Defne güncelliği ile ilginç bir "Rahim Ağzı Kanseri" (Rahim kanseri çok başka bir hastalıkmış, meğer) yazısı var ki, her genç kız okumalı..
Özet mi?..
Rahim ağzı kanserine bakirelerde rastlanmıyor. Çok eşlilik, erken yaşta cinsel ilişkiye girip sık ilişkide bulunmak riski arttırıyor. Pek çok hekim rahim ağzı kanserinin cinsel ilişki ile bulaştığına inanıyor ve prezervatif öneriyor.
Peki, süreç ne?..
Her 10 kadından beşinde kötü kokulu akıntı veya ilişki sonrası kanamaya rastlanıyor.
Varsa Pap Smear denen bir testi yaptırmakta fayda var. Bir saniye süren acısız bir test bu.. Rahim ağzında anormal hücre oluşup oluşmadığını ortaya çıkarıyor.
Oluşmamışsa mesele yok. Oluşmuşsa, basit mantar enfeksiyonu da olabilir. Bu aşamada korkoskopi denen sistemle rahim ağzına bakmak gerek. Doku örneği alınıyor. Hücre bozulması yoksa gene mesele yok. Varsa, bu defa lazer ya da elektrik tedavisi ile bu hücreler yok ediliyor. İş kolayca bitiyor.. (İşte Defne bu noktada yakaladı, hastalığı..)
Kansere dönüşme ancak yıllar süren bir ihmal sonucunda oluşabiliyor. Kanser aşamasında da ihmal edilirse, lenf bezlerine yayılıp, tedavisi çok güçleşiyor..
Defne'deki hastalık hücre bozulması aşamasında hemen tedavi edildiği için, hayranlarına müjdeler, şu anda sapasağlam.. Tabii zaman zaman kontrolda hep fayda olacak.
Geçmişler olsun, sevgili Defne.. Aramıza ve ekranlarımıza hoş geldin..
(Seni eleştirdim diye bana hala kızgın ve küssün ama olsun, ben seni gene de çok seviyorum..)