Ecevit leğende yıkanıyordu
Cezaevinden çıkalı henüz iki buçuk ay olmuştu ama çile bitmiyordu. Bülent Ecevit yeni bir mahkumiyet kararı ile karşı karşıya kaldı. Rahşan Hanım eşini Ankara Kapalı Cezaevi'nin kapısında uğurlarken direncini yitirip ağlamaya başlamıştı
Ankara Kapalı Cezaevindeki ilk mahkumiyet, ardından Askeri Dil Okulunda zincirleme gözaltılar... Jan Stage davasından gelen ikinci tutuklamanın da "tahliye" ile sonuçlanmasından sonra Ecevit dışarı çıktı. Kötü günlerin geride kaldığını düşünüyorlardı. Oysa "derin" bir takip altındaydılar. Çıktıktan ikibuçuk ay sonra ikinci mahkumiyet kararıyla sarsıldılar.
Der Spiegel'de 22 Mart 1982 tarihinde yayımlanan yazısı ile Hollanda TV'sine demeç verdiği gerekçesiyle tutuksuz yargılandığı dava yeniden alevlenmişti.
Bu davada, "Türkiye'nin geçmiş ve gelecek siyasi ve hukuki yapısı konularında görüş bildirdiği" ve MGK'nın 52 sayılı kararına aykırı davrandığı gerekçesiyle 6 Temmuz 1982 tarihinde 2 ay 27 gün hapse çarptırıldı.
Ancak ilk mahkumiyetinde "şartlı" tahliye edildiği ve şartlı tahliye süresi dolmadan ikinci kez mahkum olduğu için, erken tahliye olduğu bir aylık süre de bu 2 ay 27 günlük cezaya ilave edildi. Böylece cezası 3 ay 27 güne yükseldi.
Ecevit'in cezanın 4 ay ertelenmesine ilişkin başvurusu reddedildi ve 20 Ağustos 1982 günü Ankara Kapalı Cezaevine ikinci kez girdi.
VE GÖZYAŞLARI...
Rahşan Ecevit eşini yeniden Ankara Kapalı Cezaevi'nin kapısından içeri gönderirken direncini iyice yitirmişti. Böbrek ameliyatı olan annesi hastanede yatıyordu. Hapishaneye yolladığı eşinin ise ateşi yükselmişti. Uzun gözaltı da dikkate alındığında bu üçüncü ayrılıktı. Çok zor durumdaydı. Gözyaşları yanaklarına doğru süzülmeye başladı...
Bir gün sonra gönderdiği mektupta, duygularına hakim olamadığı için üzüntüsünü dile getirdi:
Sevgili Bülendim,
Seni dün cezaevindeki davranışımla utandırdım mı acaba, diye düşünerek geceyi daha da fena geçirdim. Ama bu sabah daha da iyiyim. Ve dün orada utanması gereken ne sendin, ne bendim, diye düşündüm...
Sana bugün de biraz yemek yolluyorum.
Bir isteğin varsa Mustafa her zamanki gibi bekliyor.
Hasretin şimdiden dağlar kadar büyüdü...
Rahşan.
Bülent Ecevit üçüncü hapis döneminin ilk mektubunu 21 Ağustos 1982 tarihinde, içeri girdikten bir gün sonra yolladı. İçinde bulunduğu ortamı satırlara döktüğünde, eşinin mektubu henüz eline ulaşmamıştı. İyi olduğunu vurgulayan cümlelerle Rahşan Hanımı teselli etmeye çalışıyordu:
PLASTİKTEN 'BANYO'
Sevgili Rahşanım,
Bu kez mahpusluğuma, alışkanlığın ve buradaki insanları tanımış ve sevmiş olmanın rahatlığı ile başladım. İntibak zorluğu duymadan...
Yerim eskisinden daha güzel. Yine bağımsız bir daire; iki katlı... Ben ikinci katta, bizim salondan daha büyük bir odada kalıyorum. Tek oda oluşu daha rahat. Yeni badana edilmiş ve çok temiz. İçinde herşey var. TV için verdiğin komodini de yatağımın başucunda kullanıyorum.
TV ve radyo çok iyi izleniyor.
Pencereden bakınca Çankaya sırtlarını, MESA apartmanlarını görebiliyorum.
Akşamları, yine herkes çekildikten sonra (saat 19.00'dan sonra), havalanmaya çıkabiliyorum; çiçekli, havuzlu, kedili güzel bir bahçeye... Tanıdığım kedilerden bazıları yavrulamış.
Aynı katta, bir başka odada, benim için görevlendirilen gardiyan arkadaşlar kalıyorlar. Üçü, eskiden tanıdığım Ömer (Suudi Arabistan'a gidecek olan), Abdullah (yeni evlenen) ve Sahrettin... Biri de Arif adında iyi bir arkadaş... Nöbetleşe, gündüzleri iki, geceleri bir kişi kalıyor.
Musluk, aynı katın holünde. Bulaşık yıkamayı gardiyan arkadaşlar üstlendiler. Musluk odamda olmadığı için itiraz edemedim. Bulaşık malzemesini kendilerine verdim ve senin yönteminle yıkamayı öğrettim. Çok dikkatli yıkıyorlar. Buz sorunu, tasarladığımız gibi çözüldü.
Yemekleri ve kahvaltı malzemesini, benimle kalanlara da yetecek miktarda göndermeni rica ederim. Yani, karavanadan aldıklarına eklenecek birer tabak yemek... Yine iki günde bir göndereceğin şekilde düzenlenebilir. Soğutucuda bir sefertaslık yer daha var. Bir ekmek de buradan ekleyebilirim.
Aşağı katta tuvalet ve banyo var. Bizim daireye mahsus. Fakat ben istersem yine odamda yıkanabileceğim. Bu sabah öyle yaptım. Büyük leğenle çok rahat oldu.
Şerafettin Elçi ile yakın yerdeyiz. Arasıra onunla görüşebileceğiz. Uğradığı ağır haksızlıklara karşın çok metin...
Bu kez gardiyanların ayrı çay takımı yok. Onların da kendilerine ve konuklara çay yapabilmeleri için şunlardan oluşan bir takım gerekli:
* GARDİYANLARA ÇAY TAKIMI
Bir ibrikle madeni veya emaye demlik, altı çay bardağı, tabağı ve kaşığı, içi dolu bir çay kutusu, bir paket kesme şeker ve bir şekerden, bir tepsi (Kıbrıs tepsilerinden biri olabilir). Kendi elektrik ocakları var. Gardiyanların çay takımını olanak varsa bugün rica ederim. (...)
* * *
Bir de, çok ilerde, zamanın iyice rahatladığı zaman gönderebileceğin lüks dileğim var... Oda duvarlarının çıplaklığını örtmek için biraz resim; koridorda, çalışma odamın kapısı karşısındaki Vermeer tablosu ile, uygun göreceğin birkaç çerçevesiz röprödüksiyon... Çerçevesizleri selloteyple yapıştırırım. (...)
* * *
Sevgili Rahşanım, senin kendini üzmen ve sana özlemden başka derdim yok. Kendini üzmemeyi ve bana söz verdiğin gibi, yeni bir yaşama yüksek moralle hazırlanmayı başarabilirsen, senin özlemine de biraz daha kolay katlanabilirim. Ben de, bugün başlayarak, senin isteğine uygun yaşamak için elimden geleni yapacağım.
Henüz sen izleyemiyorsundur, onun için sana biraz dışarıdan haberler vereyim:
* Danışma Meclisi'nin Anayasa taslağında yaptığı değişiklikler, genellikle, özgürlük kısıntılarını daha da artırıcı yönde. Bu taslaktakinden daha öte sınırlama olmaz sanıyorduk, meğer oluyormuş. Bazı üyelerin kendi deyimiyle: "Sınırsız sınırlamalar" getiriliyor, ("Limitless limitations to basic freedoms and rights"... Hikmet bunu da belirtirse iyi olur.)
* ANNENİN ELİNDEN ÖPERİM
TÜRK-İŞ'in Danışma Meclisi'nde kulis yapması, "tehdit" olarak nitelendirilmiş ve Turgut Yeğenağa'nın (H.N.: eski CHP Milletvekili) şikayeti üzerine, TÜRK-İŞ yöneticilerinin Meclis binasına girmeleri yasaklanmış. Bu haberi dün BBC verdi. Oysa Turgut Yeğenağa, büyük toprak ağalarını komisyona kadar sokmuştu.
* Benim hapse girişimi, BBC'nin Türkçe yayınından başka "World Service"i de verdi.
Rahşanım, annenin durumundaki hızlı düzelmenin sürdüğünü ve Salı günü esenlikle çıkacağını umarım. Ameliyatı yapan, sıhhatini kontrol eden doktorların ve ilgilenen hemşirelerin adları alınabilirse iyi olur.
Sen de hasta başında dişçiye gitmeyi ihmal etme. Dişçiyi de gözcüyle birlikte, pazartesi çıkarabilirsin.
Ve hatırım için sabahları kahvaltı et.
En önemlisi de olanı biteni boşver! İkimiz de sakin, senin deyiminle "telaşsız", olabildiğince de gönlümüzce bir yaşam kurmanın hazırlığına şimdiden başlıyalım.
Sevgilerle Rahşanım.
Annenin ellerinden öperim, Asude'ye selamlar.
Hamurişi yemekler
sana uygun olmaz
Rahşan Hanım 22 Ağustos 1982 tarihli mektubunda eşine şu bilgileri verdi:
Sevgili Bülendim,
Henüz işlerimi yoluna koyamadım ama iyiyim. Beni hiç merak etme. Hatta çok iyiyim.
Annemin, biraz ateş dışında durumu iyi. Ben sana gene düşündüğümüz cinsten yemek göndereceğim. Gardiyanlar için de dışardan alacağım. Börek ve tatlı kabil şeyler. Onlar buzluğa konmayabilir, bozulmazlar. Sana da fazla hamur işi göndermemeğe çalışacağım. Rahşan.
YARIN
22 Ağustos günü gelen mesaj neden Ecevit'i utandırmıştı?
|