Dün akşam Ali Sami Yen'de müthiş bir maç izledik. Seyretmesi de yazması da keyifli olduğu kadar çok zordu.
Her şey mükemmel başladı. Galatasaray'ın favori gösterilmesine rağmen Monaco gibi güçlü bir ekip karşısında çok zorlanacağını biliyorduk. Ama bu yıl izlediğim en iyi Galatasaray sahadaydı ve ilk yarıda özlenen futbolunu sahaya yansıtarak 2-0'ı yakaladı. Bu bölümdeki Galatasaray, Samsun'a yenilen takımdan çok farklı bir ekipti.
Hedefin büyüklüğü, işi ciddiye alma Galatasaray'ı farklı kılan ilk nedendi. Diğer neden ise Lucescu'nun Galatasaray'ı böyle önemli bir maçta oynayabilecek en iyi oyun kurgusuyla sahaya sürmesiydi. Jardel'in yanına alınan Ümit forvete dinamizm getirmişti. Bir orta saha oyuncusu gibi rakibi kovalayan, ön direk koşuları yapan, defansı ve orta alanı rahatlatacak, koşan bir partner Jardel'e de yaramıştı. Jardel'in de en hareketli oynadığı maçı izledim. Jardel'in bir Brezilyalı olduğunu sadece golleriyle değil zaman zaman yaptığı güzel hareketlerle de izledik.
Hakan'ıyla, Emre'siyle, kalede Taffarel'iyle ilk yarı için söylenecek tek şey ancak mükemmel olabilir. Ama ikinci yarı Hagi'nin yaptığı bir laubalilik var ki az kalsın her şeyi alt üst ediyordu. Oysa ilk yarıda o da takımını mükemmel yönetmiş ve Monaco kalecisinin hayatında yediği en güzel gollerden birini atarak Galatasaraylılar'ın gönlündeki yerini daha da sağlamlaştırmıştı. Ne gerek vardı Hagi?