30 yıl boyunca bilfiil tercüman-rehberlik yaptım. Amerikalı'dan İngiliz'e, Fransız'dan İtalyan'a, Japon'dan Avustralyalı'ya binbir çeşit milletten insanları gezdirdim. Aralarında gay'ler, hatta tümüyle ve baştan gay olduğu bilinen gruplar da vardı. (Bu meslekle ilişkili anılarımı yakında yazacağım)
Ama bu insanlara karşı ne İstanbul'da, ne de Anadolu'da çirkin ve kaba bir davranışla hiç karşılaşmadım. Türk halkı, yüzyıllardan süzülüp gelen olgunluğuyla ve Osmanlı'nın geleneksel hoşgörüsünün mirasıyla, çeşitli ırklar karşısındaki tavrını çeşitli cinsellikler karşısında da gösterdi. Böyle bir ayrımcılığı görmem için yeni bir çağı, 2000 yılını beklemem gerekiyormuş!..
Gerçi Kuşadası'nda olan kepazelik İstanbul'da tekrarlanmadı. O İstanbul ki kendisi bin kocadan arta kalmış bir bâkire olarak, eski Roma'nın karışık cinsellik âlemlerini, Bizans'ın cinsiyetsiz meleklerini, Osmanlı'nın içoğlanlarını ve köçeklerini görmüş bir başkent olarak, zaten başka türlüsünü yapamazdı.
Böylece İstanbul bu ayıptan kendisini kurtardı. Bu kez de aşırı davranılmış, eşcinsellerin ayağına kırmızı halı serilip ağızlarına Türk lokumu mu uzatılmıştı? Evet, ama Kuşadası rezaletini biraz olsun unutturmak için bu aşırılık da belki gerekliydi.
İstanbul kendisini kurtardı, evrensel megapol şöhretini korudu. Ama ya Türkiye? 800 küsur insan birer Türk dostu yapılacağına birer Türk düşmanı yapıldı, bu hoşgörü çağında ancak faşist dönemlere yakışır bir uygulama sergilendi, yeminli Türk düşmanlarının eline yeni kozlar verildi ve Türkiye için "Geceyarısı Ekspresi"nden beter bir olay yaratıldı. Bakalım hiç olmazsa bu işin üzerine gidilecek ve buna yol açanlar ortaya çıkarılıp teşhir edilebilecek mi ?