


Eylül'ün 12'si...
Yarın Eylül'ün 12'si...40 yıllık ömrümün yarısı...Tam ortası...
20 yıl önce gençliğimizin içinden tanklar geçti bizim; hayatımızı palet izlerinin kalın çizgisiyle ikiye bölerek...
Normalde 20 yaş hafızasının demirbaşları ebruli flörtlerdir; romantik aşk şarkıları, mahcup cinsellik anıları, neşeli mezuniyet partileri, parlak istikbal hayalleri...
Ben şöyle bir açıp bakıyorum da Eylül sandığını o meşum 1980 güzünün; belleğimin hatıralar mezarlığından, banyo kazanında yakılmış kitaplar, sorguda yitirilmiş dostlar, kan uykuları bölen baskınlar, hınca hınç zindanlar, asılabilsin diye yaşı büyütülmüş çocuklar, "daha... daha" diye tempo tutan alkışlar, sokağa çıkma yasakları, öfkeli sıkıyönetim bildirileri, al bayrağa sarılı bir sarışının insanı cennete düşman eden "Türkiyem... Türkiyem cennetim" nakaratı çıkıyor.
20 yaşında yarınıma vurulan darbe, yarın 20 yaşında...
Şöyle 10 yıllık dilimlere bölsek cumhuriyet nesillerini, her birine bir sevinç kırıntısı düşer yine de...
Cumhuriyetle doğduysanız delikanlılığınız 40'lara denk gelir. 48'liyseniz "Beyaz ihtilal"in tanığısınızdır.
58'liyseniz "Anayasa devrimi"ni tatmışsınızdır.
68'liyseniz çocuksu bir coşkuyla kol kola yürümüşsünüzdür sokaklarda...
88'liyseniz zaten boş vermişsinizdir sorunlara...
Bütün bu "liler" içinde 78'lilere bir dirhem umut ışığı düşmemiştir.
"Boş yere acı çekmişsiniz/bir hayal için" dediği gibi Özdemir İnce'nin "Zorba"sının, bir hayalin peşine 5 bin can gömdük biz... Kırdık birbirimizi... Un ufak ettik.
Sokaktaki mermi yağmurundan kurtulanlarımız o Eylül sağanağına yakalandı.
Uçurumun bu yanı ölüm, öte yanı zulümdü.
Biz ölümü ıskaladık, zulüm bizi ıskalamadı.
***
Evet doğru...! "Kan gölüydü ülke", lakin göz yumdular önce; zulmettiler sonra...
Yarın çıkıp çok şey söyleyeceklerdir. Siz yine de şu örneği unutmayın:
19 yaşında bir genç kızı sorguya aldılar, işkencede konuşmayınca babasını getirip, kızının gözleri önünde ırzına geçtiler.
Hangi tiran halkına böyle bir eziyeti reva görmüştür?
Hadi gördü diyelim; kaç ülkede bu zulüm, hesabı görülmeden kalır?
Hangi diyarda bunu yaptıranlar 20 yıl dokunulmazlık zırhına sarılır?
İşte bu "cehennem", "Türkiyem"de bizim nesle kısmet oldu.
"Aranıyor" afişindekiler arkadaşlarımızda... kürsüde lanetlenenler kahramanlarımız... referandumda oylanan kabusumuz... alkışlananlar celladımız....
Halkımız çaresizliğin son kertesinde celladına aşık oldu.
Gün geldi, "Paşa" önce emekli, sonra ressam oldu.
Onun kürsüde lanetledikleri ülkeye başbakan oldu.
Yaşıtlarımız ak saçlar ve kırık kanatlarla tahliye oldu.
Nihayette olan, bizim yitik gençliğimize oldu.
Şimdi yeni yeni örgütlenen bitkin "78'liler"in uyanmaya çalıştığı kabus budur.
***
Yarın Eylül'ün 12'si...
20'li yaşlarımıza inen darbe 20 yaşında...
... ve göründüğü kadarıyla; onun 20 yaşı bizimkinden daha iyi durumda...
Çünkü henüz kimse yapışmadı yakasına...
Lakin 20 yaşının içinden tanklar geçmiş birisi olarak şahadet ederim ki; bilemiyor insan 20'sinden sonra başına neler gelebileceğini...
Dur bakalım; hele bir uyansın neslim derin uykusundan...
Adres değişikliği
Tatildeyken elektronik posta kutumun adresi değişti:
Yeni adresim:
candundar@superonline.com
Bu vesileyle hep kuşkuyla sorulan o soruya cevap vereyim:
Evet, bütün mesajları okuyorum; hatta Ğkronik arşivciliğim yüzünden- saklıyorum da.... Ancak çok istesem de cevap yetiştiremiyorum. Anlayışla karşılayacağınız umuduyla yeni adreste mesajlarınızı bekliyorum.