kapat

10.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Havran'da kurtuluş onuru...

Milli mücadele ile başlayan Türkiye Cumhuriyeti'nde en önemsenen konu Millet Meclisi idi. Çünkü milli iradenin somutlaşmış gerçeği idi.

Bu somut gerçek Anadolu'ya kurtuluş günleri olarak yansırdı. İllerimizin, ilçelerimizin kurtuluş günleri, milli mücadele ve cumhuriyet felsefesi içinde değerlendirilir ve bu felsefedeki önemine uygun ölçülerde kutlanırdı.

Cumhuriyetin çağdaşlaşma hedefi, devrimlerle amaçlanan hukuki, ekonomik, sosyal ve ahlaki boyutları içerdiği gibi, bilim ve teknolojiyi de öngörüyordu.

Ayrıca, kültür ve sanat değerlerini de kapsayan genişlikte ele alınmıştı. Kurtuluş günleri, gerçek bir kültürel etkinlik sergilemesi olarak yaşanırdı.

Önceki gün Havran ve Burhaniye'nin, dün Edremit ve İzmir'in kurtuluş günüydü.

Havran'ın kurtuluş günü kutlamalarını halkın içinden izledim. Havran'da kurtuluş günü, kendi kültürüne, duygu, düşünce, bilim, sanat, teknoloji ve yaşam biçimine uygun bir zenginliğin örneği olarak kutlanıyordu.

Havran Belediye Başkanı Mustafa İrtürk bu yıl Türk şiirinin usta ismi Halil Soyuer'i davet etmiş ve Halil Soyuer'in şiirlerinden bestelenmiş güzel bir konser düzenlemişti

Konser öncesi sohbette Havranlılar, Burhaniyeliler, Akçaylılar, Edremitliler kültür ve sanat etkinliklerini Körfez'in ortak iftiharı olarak değerlendiriyorlardı.

Akçay'da eczanede karşılaştığım bir yaşlı öğretmen, "Benim çocukluğumda hafta sonları halkevlerinde şiir matineleri yapılırdı.

Edremit Kaymakamı Ömer Bedrettin Uşaklıgil'di. Kendisi bizzat kürsüye çıkar şiirlerini okurdu. Kaz dağlarına bakıp bir iftihar mısraı ile bütün Körfez'i duygulandırmıştı."

Eğilmez başın gibi, dağlar bulutlu efem...

Bir emekli ilkokul öğretmeni, altmış yıl önceki sanat etkinliklerini bugün bile hasretini çektiği bir aile büyüğünün elini öper gibi saygıyla ve şükranla hatırladığını söylüyordu.

Edremit'te gömülü Kaptanzade Ali Rıza Bey'in şarkılarını ve operetlerini bütün Körfez halkının bir ağızdan söyleyip denizden gelen serin rüzgara nasıl sarıldıklarını anlatıyordu.

Madra Dağı'nı gösterip, bir çoban kızının macerasını Ömer Bedrettin'in mısraları ve Kaptanzade Ali Rıza Bey'in nağmeleri ile anlattı.

Ufuklara yaslanmış yorgun dağlar sırayla,

Çadırımın üstüne doğmuş akşam yıldızı.

Çıplak ayaklarının altında baygın yayla,

Ey belalı gözleri mağrur dağların kızı...

Sonra da ekledi. "Biz cumhuriyetin öğretmenleriydik. Yeni nesil bize emanet edilmişti... Vicdanımızda bu sorumluluğun idrakini taşırdık."

Havran Açık Hava Konseri'ni, Burhaniye Kültür ve Sanat Derneği Türk Musikisi Korosu Şefi Ali Osman Çakır hazırlamıştı. Son derece titizlikle ve ustaca eğitip yetiştirdiği korosuna, Halil Soyuer'in sözlerini yazdığı ünlü hicaz şarkı ile başladı.

Hançer-i aşkınla ey yar, gönlüm üzre vurma hiç...

Bu bir kadirşinaslık örneğiydi.

***

Demokrasimizi ilerletmek, kültürel ve eğitsel ilişkilerimizi zenginleştirmek, ekonomik, mali ve ticari temas ve bağlantılarımızı güçlendirmek istediğimizde karşımıza daima bölgenin kültürünü evrenselleştiren bir sorumluluk çıkıyor.

Edremit Körfezi'nde bütün ilçeleri, beldeleri gezdim. Hepsi kurtuluş bayramlarını kutlarken bu önemli sorumluluğun idrakinde olduğunu gösteriyordu.

İki yıl önce Atina'da, Ayvalık'tan göçmüş bir Rum yurttaşımızla karşılaşmıştım. Bana, yer değiştirmiş toplumların düzeyini ve değeri belirleyen sevinçlerin, hüzünlerin, başarıların ve hüsranların biçimlendirdiği hatıralarını anlatıyordu.

Bu hatıraların kutsandığı gösterilerde saygınlığın ve dostluğun büyük hazzını duyduğunu aktarırken gözleri yaşlanmıştı.

"Biliyor musunuz çocukluğumda annem beni, Ali Bey (Ali Çetinkaya) milislerinin kıyafetlerini giydirerek kurtuluş günleri sokakta dolaştırırdı. Hiç kimse kendini farklı görmenin şımarıklığını gösteremezdi" diyordu.

Sonra da eklemişti: "Bir ülkenin yücelik değerini anlamak istiyorsanız, o ülkenin kurtuluş türkülerini dinleyiniz." Arkasından güzel zeybek nağmeleri mırıldanmıştı.

Önceki gece Havran Açık Hava Konseri'nde aynı zeybek musikisini dinlerken titrediğimi hissettim.

Bütün kurtuluş günleri kutlu olsun..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır