


"Dandik euro"
Deyimin patent sahibi Mahfi Eğilmez'dir. İlkbaharda bir Ekodiyalog programında euronun değer kaybını tartışıyorduk. Biraz da bana takılmak için "Asaf, yani euro da dandik para mı oldu?" diye sordu.
Bir an için bocaladım. ABD'den sonra dünyanın ikinci büyük ekonomisi AB'nin parasına nasıl dandik deriz? Üstelik, euro bölgesinde enflasyon yıllardır yüzde 2-3'ün üstüne çıkmamışken.
Neyse, kem küm edip "olur mu canım öyle şey" gibi bir şeyler söyledim. İmdadıma bizim döviz büfeleri yetişti. AB vatandaşlarının maaşlarını aldıkları gün döviz büfelerine hücum etmediklerini hatırlattım.
Sonra mevzuyu değiştirmek için AB'nin cari işlemler dengesindeki fazlaya karşılık ABD'nin rekor dış açığından girip, konuyu Avrupa ekonomisindeki canlanmaya getirdim.
Ama "dandik euro" ifadesi bende iz bıraktı.
Mağlup pehlivan
AB üyesi 11 ülke, euroya 1999'un ilk günü geçtiler. Başlangıç kuru "euro=1.17 dolar" idi. İktisatçılar, euronun milli paraların yerini almasından sonra dolara karşı yüzde 5 civarında değer kazanmasını bekliyorlardı.
Tam tersi oldu. Uygulamaya geçtikten bir kaç hafta sonra euro dolar karşısında değer kaybetmeye başladı. Önce 1.10'a indi. Bu olay geçicidir, tekrar toparlanacaktır dedik.
Derken "euro=dolar" oldu. Halbuki bu sihirli sayının önemli bir psikolojik engel oluşturduğu düşünülüyordu. Profesyonel iktisatçı camiası ağız birliği ederek, "eurodaki düşüş bu noktada durur" fetvasını verdi.
Durdu mu? Elbette durmadı. Sanki iktisatçılara inat, 0.90'a, hatta Mayıs 2000'de 0.86'ya kadar geriledi. O günlerde bu olayın iktisatçı mesleğine karşı bir komplo olduğunu düşünmeye başladık.
Kim yapıyordu, neden yapıyordu, bilmiyorduk. Ama bir takım gizli hesapların döndüğü de ortadaydı. Öyle ya, bu kadar çok iktisatçının bu kadar vahim şekilde yanılmasını başka nasıl açıklayabilirdik?
Neyse ki, Haziran ve Temmuz aylarında euro tekrar yükselmeye, dolar irtifa kaybetmeye başladı. Meslek erbabı bir "ohh..." çekti. Doların değer kaybının nereye kadar gideceğini konuşur olduk.
Heyhat! Gene yanılmışız. Ağustos sonunda euro tekrar hızla düşmeye başladı. Halbuki Avrupa Merkez Bankası faizleri 0.25 puan arttırmış, Amerikan Merkez Bankası ise artırmamıştı. Geçen hafta "euro=0.85 dolar" paritesini de gördük.
Atalarımız ne güzel söylemiş. "Mağlup pehlivan güreşe doymaz" diye. Benim de aralarında olduğum iktisatçı camiasını daha iyi tasvir etmek mümkün değildir. Biz yükselir dedikçe euro düştü. Ama biz yükselecek demekte israr ettik. Bugünlere böyle gelindi.
Rivayetler muhtelif
Perşembe akşamı, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş'in İstanbul'a gelmesini fırsat bilip kebap yemeğe gittik. Altı kişi idik: dört iktisatçı, iki bankacı. Laf döndü dolaştı euro-dolar paritesine geldi.
Kemal hemen kağıdı kalemi çıkardı. Bir yıl sonrası, 7 Eylül 2001 için herkes euro-dolar paritesi tahminini verdi. Belge saklandı. Tutturanın diğerlerine yemek ısmarlaması kararlaştırıldı.
Tahminleri yazıyorum. İktisatçılar: 1.05, 1.0, 0.90, 0.75. Bankacılar: 0.778 ve 0.77.
İki gözlem yapacağım. Bir: bankacılarınki birbirine çok yakın. İktisatçılar arasında ise büyük farklar var. İki: en iyi tahmin yapanın, yani bahsi kazananın yemek ısmarladığına dikkatinizi çekerim.
Böyle durumlarda insanların iktisatçı fıkralarını neden bu kadar çok sevdiklerini anlıyorum.