


30 yıllık sevgili terkedildi
Sigarayı bıraktım. Benim sigara bırakmam önemli haberdir. Çünkü günde iki paketi geçiyordum, kimse bırakabileceğime inanmıyordu ve bunu yüzbinlerce kişiye duyurarak örnek olma avantajım var
Sigara firmalarından özür dilerim ama artık onlarla ilgilenmiyorum. Tam 30 yıl sonra, dile kolay 30 yıl sonra sigaraya veda ettim. Üstelik hiçbir baskı altında kalmadan, doktorlardan "bir tane daha içersen ölürsün" türünden uyarılar almadan, biraz şansa ama kesinlikle kendi irademle artık sigara içmiyorum.
Tam bir ay oldu, gerçekten bıraktığıma kendim de inanmak için yazmadan bekledim, ama artık çok belli ki bir daha sigara içmeyeceğim, o halde yazabilirim. Sigarayı bırakmaya uzun süredir karar vermiştim. Hatta 2000 yılına sigara içmeyerek girmek istiyordum. Ama olmadı. Olmamasının nedeni iradesizlik değil. Keyiften.
Çok samimi söylüyorum, ben sigarayı büyük keyifle içtim bugüne kadar. Sabah kalktıktan hemen sonra bir bardak çayla içilen sigara bana çok keyif verdi. Ondan sonraki sigaralardan da keyif aldım hep. Zoraki, el alışkanlığı ile sigara içtiğimi pek hatırlamıyorum.
Bu nedenle bilinçli olarak sigara bırakmadım. Tam tersine "o kadar iradesiz miyim ki, sigara bırakayım?" diye de dalga geçtim etrafımla.
Bırakmak için değil
Bundan bir ay öncesine kadar böyleydi bu. Bir sabah kalktığımda boğazımın çok ağrıdığını farkettim. Zor yutkunuyordum, öksürük de başlamıştı. Saat 12.00'de televizyona canlı yayına çıkacaktım, sesim berbattı.
"Hiç olmazsa bugün televizyon haberlerine kadar sigara içmeyeyim" dedim kendi kendime. Çünkü içtiğim anda çok öksüreceğimi hissettim. İçmedim. Televizyon haberleri bitti, gazeteye giderken "Hazır içmedin, bugün hiç içme, yarına iyi olursun" dedim bu kez. Yine içmedim.
Ertesi sabah uyandığımda boğazım hala kötüydü, üstelik burnum da tıkalıydı, sesim zor çıkıyordu. "Bari bugün de içmeyeyim" dedim. Gerçekten içmedim. Boğazım yandığı için istemedim de, yani kendimi zorlamadım. Üçüncü sabah aynı olayı yaşadım. Bir gün daha içmeme kararı aldım kendi kendime. Ama bu sürede sigarayı bırakmayı kesinlikle düşünmüyorum bile, sadece günlük tedbir alıyorum kendimce.
Dördüncü sabah daha iyiceydim, ama kafamda şimşek çaktı, "aptal olma" dedim kendi kendime, "üç gün dayandın, bak bakalım daha ne kadar içmemeye dayanacaksın?"
İşte o gün bugün ağzıma ne sigara koydum ne de istedim. İnanın hiç içmek de gelmiyor içimden. Tam 30 yıl sonra ayrıldım bu sevgiliden. Üstelik zorlanmadan.
Şimdi size de tavsiyem. "Sigarayı bırakıyorum" dediğinizde bırakamayabilirsiniz. Ama "bugün içmeyeceğim" derseniz önce, sonra bunu birer gün uzatırsanız, daha kolay oluyor. Belki biraz da hasta olduğunuz günleri seçebilirsiniz bunun için. Deneyin, eğer bu sigaradan çok şikayetçiyseniz, bana da çok dua edersiniz sonra.
Bir iki olumsuzluk
SİGARA bıraktığım günden beri boğazımda bir düğüm var sanki. Doktor arkadaşlara sordum, normal bir durum olduğunu söylediler. Sigaraya çok alışkın olan (30 yıl) boğaz şimdi kendini temizlemeye başlarmış, bu da birkaç ay sürermiş.
Eskİden kötü uyurdum, şimdi uyku sistemimde biraz bozukluk oldu. Gece uyanıyorum, bir süre oturuyorum, ama kendimi hiç yorgun hissetmiyorum. Eskiden gece kalktığımda en az 5-6 sigara içerdim.
KİLO yapacağını söylediler, dikkat ediyorum, yürüyüş yapıyorum, yemekleri azalttım, ıvır zıvır yemiyorum, şu ana kadar kilo almadım, ama veremiyorum da.
EVDE mumları yakmak için cebimden çıkardığım çakmağı kullanırdım, şimdi mumları yakacak bir şey bulamayınca sinirleniyorum herkese.
Hayatımda neler değişti?
DÜN: 15-20 basamaklı bir merdiveni yavaş yavaş çıkınca bile çıkınca nefes nefese kalıyordum.
BUGÜN: Daha fazla merdiveni koşar adım çıkabiliyorum.
DÜN: Yürüyüş yaparken caddeyi geçmek için 5 metre koşar adım gittiğimde nefesim kesiliyordu.
BUGÜN: Yürüyüş sırasında 100-150 metreyi koşarak gidebiliyorum.
DÜN: Sabahları uyandığımda korkunç yorgunluk hissediyordum.
BUGÜN: Sabah uyandığım andan itibaren kendimi zinde hissediyorum.
DÜN: Ceket cebim sigara paketi ve çakmak yüzünden çirkin duruyordu.
BUGÜN: Ceket ve gömlek ceplerim artık kalıp gibi.
DÜN: Sağ elimin işaret parmağı ve yanındaki sararmıştı.
BUGÜN: Parmaklarıma bayılıyorum, meğer rengi ne güzelmiş.
Gazeteciler ne işe yarar
Ne tuhaf haberler yayınlanıyor gazetelerde. Cumhurbaşkanı Sezer New-York'a gittiği gün sanki giden Türk Cumhurbaşkanı değil de rakip Cumhurbaşkanı gibi haberler çıktı. Sezer'in uçağı bozulmuş, askerin uçağına binmiş. Sonra New- York'ta çok pahalı otelde kalacakmış. Odanın geceliği 6 bin dolarmış. Benzin parasını cebinden ödeyen cumhurbaşkanı milletin parasını böyle nasıl çarçur edermiş. Sezer'i Amerikalı korumalar kırmızı ışıkta durdurmamış. Cumhurbaşkanı limuzine binmek istememiş, bunun yerine kendisine Lincoln araba verilmiş. Bütün bunları okuduğumuzda Cumhurbaşkanının biraz aşağılandığını hissediyorduk. Bunları yazıp bildirenler de genellikle Sezer'le birlikte Amerika'ya uçan gazeteciler. Yani haber kaynağının bizzat içindeki kişiler. Derken haberler birer birer çürümüye başlamaz mı? Önce uçağın gerçekten bozulduğu anlaşıldı. Genelkurmay uçağı ile gitmesi konusundaki alaylar ise Sezer'in Anayasa gereği aynı zamanda başkomutan olduğunun hatırlanması üzerine birden kesildi. Yani Kıvrıkoğlu babasının malını lütfedip de Sezer'e vermemişti. Amerika'daki otelin bir gecesinin 6 bin dolar da olmadığı anlaşıldı. Fiyat bir Cumhurbaşkanının kalabileceği ayardaki oteller arasında en makul olanıymış meğer. Kırmızı ışıkta durmak gibi bir konunun hiç konuşulmadığı da öğrenildi sonradan. Ama en komik olan Sezer'in bindiği otomobille ilgili olan. Meğer bu otomobil Türkiye Büyükelçiliğine aitmiş. Amerikalı yetkililer Sezer için zırhlı araç temin edemeyince Cumhurbaşkanı zorunlu olarak elçiliğin zırhlı Lincoln otomobilini kullanmış. Oysa biz Sezer'in mütevazı numarasını Amerika'da da sürdürdüğünü zannetmiştik bu haberleri okuyunca. Gazeteleri yönetenlere şaşırıyorum. Dünyanın parasını verip bu gezilere adam gönderiyorlar. Sonra da hergün bir önceki gün gönderilen haberlerin düzeltmesini yayınlıyorlar. Üstüste bu kadar yanlış haber olur mu? Bu kadar kör mu bunlar?
Lüzumsuz sorular
* Bir anda bu kadar çok televizyon ekranı karartmak işin suyunu çıkarmak olmuyor mu?
* Haberlerin nasıl yayınlanacağına RTÜK mü karar verecek?
* RTÜK polislerin sokak ortasında adam dövmesine de karartma yapabilir mi?
* "Ne yapalım yasa böyle, ben kapatırım arkadaş" demek bir çözüm mü?
* Böyle yapınca insan sorumluluktan kurtuluyor mu?
* RTÜK Başkanı "Yasayı değiştirsinler" diyordu, son TV kapatmalar bunu sağlamak için bir taktik mi?
* Reha Muhtar halktan destek istiyor, halk bu desteği verir mi?
* Verirse halkın ne yapması gerek, Reha Muhtar bunun formülünü de söylüyor mu?
* TV ekranını karartmak ilkellik değil mi, öyleyse bu memleketin kanun koyucuları neden kıllarını kıpırdatmıyor?
* Yoksa kanun koyucular, yani seçilmiş siyasiler bu gücü ellerinde mi tutmak istiyor?
* Böyle yapıyorlarsa bunun adı siyasi ahlaksızlık değil midir?