kapat

10.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Sezer'in tercihi
Broadway'da sahnelenen onca müzikal varken, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve eşi Semra Hanım'ın 'Sefiller'i tercih etmeleri bir tercihtir.

Victor Hugo, Sefiller'de Fransa'da sınıf savaşları, devrim ve kargaşa yıllarından trajik bir kesit verir. Her klasik başyapıt gibi en insani güdülerin, yaşam ve ölüm, aşk ve ayrılık üzerine kurulu güçlü olay örgüsü, Sefiller'in yüzlerce yıl sonra bir Amerikan tiyatrosunda bir Türk Cumhurbaşkanınca izlenmesini sağlıyor.

Giderek alışıyor
Sezer'i bir haftadır izliyoruz ve bir hafta önceki Sezer'le bugünkü Sezer arasındaki farkı görebiliyoruz. Dünya siyasetinin tam merkezinde geçirilen bir hafta ve yoğun temaslar, siyaset geçmişi henüz dört ayını doldurmayan Sezer için önemli bir deneyim oldu. Artık karşısında bacak bacak üstüne atıp kolayı kutudan içen Clinton önünde bacak bacak üstüne atan bir Sezer var. Amerika'daki Türk toplumuna karşı konuşmuş, dünya Musevi lobisinden Türkiye'ye destek istemiş, kalkmış Ermenistan'ın çıkışına Birleşmiş Milletler zemininde karşılık vermiş, Özbek Cumhurbaşkanı Kerimov'la yaşanan krize baştan sona tanıklık etmiş bir Sezer var.

Bunun da ötesinde görüştüğü dünya liderleri arasındaki popülaritesinin memur kararnamesini, hükümetin ısrarına karşın iki kez veto ederek gösterdiği 'hukukçu' kişiliğinden kaynaklandığı, bizzat bazı liderler tarafından söylendi kendisine. Sezer, artık Türkiye'de bütün olan bitenin dışarıda ne kadar dikkatle izlendiğini de bizzat yaşadı. Artık dünyanın kitaplarda yazanların dışındaki ilişkiler üzerinde de dönmek zorunda olduğu fikrine alışıyor.

Yoksulluk...
Diğer yandan, temasları sonunda pek kısa görüştüğü gazetecilere söylediği gibi, 'Anayasa'yı hiç unutmuyor'. Belki iyi bir hukukçu olarak 'kitapta yazılanla sokakta yaşanan birbirine ne kadar yakınsa demokrasi o kadar meşrudur' ilkesini artık daha iyi görebiliyor.

7 Eylül'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmadaki şu sözleri bu açıdan önemli:

'Küreselleşme insanlık için yeni fırsatlar vaad etmektedir. Ancak yine de zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul kılmamak için özen göstermeliyiz. (..) Ayrıca, demokrasinin sınırlarının genişletilmesini ve bugüne kadar daha iyisi bulunmamış bu yönetim biçiminin her türlü aşırı akım ve fanatizme karşı korunmasında sivil toplumun giderek daha önemli bir rol oynamasını sağlamamız gereklidir.'

Merhum Özal, Red Kit okur, Bülent Ersoy dinlerdi. Demirel boş bulduğu her saniye siyaset okur, TRT'nin klasik Türk müziği konserlerine giderdi. Sezer edebiyat klasiklerini okuyor ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası konserlerine gidiyor.

Dünyanın karşı karşıya kaldığı sorunu yoksulluk ve yolsuzluk olarak tanımlamasıyla, New York temasları sonunda boş bir geceyi değerlendirmek için gittiği 'Sefiller' müzikali uyum içinde.

Murat YETKİN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır