|
|
Son çeyreğin yıldızları
Kış aylarının yaklaşmasıyla gıda, otomotiv, gübre ve telekomünikasyon gibi sektörlerdeki şirketlerin satışları patlama yapıyor
Hisse bazında seçici hareketlerin yoğunlaştığı borsada sıra son çeyrek şirketlerine geldi. Son günlerde gıda, turizm, bilişim ve tekstil hisselerinde yaşanan canlılıkta mevsimselliğin payı büyük.
Hisselerin fiyatlarına direkt olarak etki eden mevsimselliğin nedeni ise şirketlerin yıl içinde yaptığı satışların bilanço dönemlerine göre eşit dağılmaması. Borsada mevsimselliği en fazla hissedelidiği dönem ise kuşkusuz son üç ay. Çünkü bazı şirketler yıl içindeki satışlarının yarıya yakınını bu dönemde yapıyor.
Gıda satışı patlıyor
Son 4 yılın verilerinin ortalaması alındığında, 4. çeyrekte mevsimsellikten en olumlu etkilenen sektörlerin başında bilişim ve savunma geliyor. Bu sökterde yer alan Aselsan, Netaş ve Alcatel gibi şirketler, yıl içinde yaptıkları işlerin paralarını tahsil ediyor. Gıda şirketleri ise yılın son üç ayında satış açısından en parlak dönemini geçiriyor. Çünkü okulların açılması ve kış aylarında yiyecek harcamalarının artması bu sektörde işleri canlandırıyor. Son çeyrekte satışlarını en çok artıran şirketlerin başında da gıda firmaları geliyor.
Bu arada yılın son üç ayına damga vuran etkenlerden biri de vergiler. Özellikle taşıt alım-satım vergisinin her yıl yeniden ayarlanması, yılsonu gelmeden otomotive yönelik talebi sıçratıyor. Vergi etkisine ticaretteki canlanma da eklenince, ticari araç üreten fabrikaların satışı, büyümeden daha çok pay kapıyor.
Okan Alpay/Ulusal Yat. Varlık Yön. Grup Bşk.:
Mevsimsel hareket sürecek
Borsada hem sektörel, hem de şirket bazında mevsimsellik var. Özellikle son üç ayda piyasadaki mevsimsellik etkisi artıyor. Bu da genel ekonomik büyümeyle doğru orantılı. Yatırımcı mevsimsel hareketlerden yararlanabilmek için öncelikle sektörlerdeki büyümeye dikkat etmeli. Ardından şirketlerdeki özel durumları takip etmeli. Piyasada tüketici kredilerinin artması, otomotiv ve beyaz eşya gibi sektörlerde bu yıl canlılığı artıracak. Gıda, savunma ve telekomünikasyon şirketlerinde de geleneksel son çeyrek canlılığı bu yıl yine görülecek gibi duruyor. Ayrıca inşaat izinlerinin ardından bu sektörde de canlanma yaşanabilir.
Piyasalarda durulma haftası
Borsa:
Geçen hafta: Temmuz ortasından itibaren 2 sentteki güçlü desteğinin üzerinde tutunmayı başaran endeks, geçen hafta satışlara yenildi. IMF'nin olumsuz raporu, başta Telekom olmak üzere özelleştirmelerin ertelenmesi, Moody's'in bankalarla ilgili tatsız açıklamaları ve dolardaki hızlı çıkış piyasayı Cuma kapanışında yılın en düşük seviyesine itti. Haftalık değer kaybı yüzde 6.87 olurken endeks 12.172'ye indi. Hafta içinde en düşük 11.910 puan görüldü.
Bu hafta: 1.83 sente gerileyen endeks 2 sentteki desteğini kırarken günlük ortalama hacim satışların etkisiyle yüzde 50'ye yakın arttı. Bu da endeksin önümüzdeki günlerde 2 sentteki direnci aşmakta zorlanacağını gösteriyor. Ancak teknik olarak 1.75-76 sentte güçlü destek var. Son 2 ayı 2-2.2 sent arasında yatay seyirde geçiren borsanın, önümüzdeki dönemde 1.75-2 sent aralığında seyretme ihtimali yüksek. Piyasadaki lokomotif hisselerin çoğunluğunun sorunları var. Endeks üzerinde etkili senetlerin olumsuz beklentileri, toplu bir çıkışın zor olduğunu gösteriyor. Geçen hafta piyasada yoğunluğunu hissetiren küçük hisselerin canlılığı bu haftada sürebilir.
Faiz:
Geçen hafta: Piyasalardaki gerginlik ve para sıkışıklığının gecelik faizleri yükseltmesi mevduat faizlerinde yeni ayarlamaları gündeme getirdi. Büyük bankalar çeşitli vadelere uyguladıkları mevduat faiz oranlarını 2-3 puan artırdı. Yaz başından bu yana yüzde 31-33 bandında seyreden bono faizi ise gerginliğe dayanamadı. Hafta boyunca yükselen oranlar yüzde 36'ya dayandı. Repo faizinde Ağustos ortasında başlayan trend devam etti. Piyasadaki likidite sıkışıklığı nedeniyle oranlar yüksekti ve yüzde 40-45 aralığında seyretti.
Bu hafta: Hazine'nin son 15 günde yaptığı dış borçlanmaların parası bu hafta geliyor. Ayın 12'sinde 750 milyon dolar, 15'inde ise 200 milyon euronun girişi var. Merkez Bankası bunların karşılığını piyasaya TL olarak geçecek. Paranın büyük bölümü dövize gitse bile likiditede rahatlama bekleniyor. Bunun da repo faizlerini yüzde 30 seviyesine yaklaştıracağı düşünülüyor.
Bonoda ise yüzde 36'ya yükselen oranların kısa vadede daha yukarılara çıkması zor. Bankaların portföyleri çok daha düşük seviyelerden alınmış tahvillerle dolu. Bu da yükseliş beklentisini törpülüyor. Ayrıca fonlamadaki rahatlamayla geçen haftaki çıkışa tepki gelmesi mümkün.
Büyük bankaların mevduat faizlerindeki düzenlemelerinin bu hafta sektör geneline yayılması mümkün. Bu da mevduat faizini şimdilik yüzde 30-33 bandına oturtabilir.
Döviz:
Geçen hafta: Dolar/mark paritesi dış piyasada 1.17'den, 1.25'e çıktı. Marktaki hızlı değer kaybı, Alman para ibirimine iç piyasada da haftalık yüzde 1.03 değer kaybettirdi. Dolarda ise haftalık getiri yüzde 1.4 oldu.
Bu hafta: Son dönemlerin en hızlı hareketlerinden birini yapan paritede bu hafta hızlı sıçramalar beklenmiyor. Bu nedenle dövizde aylık kur artışına paralel olarak yükseliş trendi devam edebilir. Ayın 12 ve 15'indeki dış borç girişleriyle piyasaya verilecek TL'nin, gündemdeki tansiyonuna bağlı olarak dövize yönelmesi mümkün.
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|