Osmanlı'da hakimiyeti mutlak biçimde elinde tutan bir saray vardı.
Saray adına yetki kullananlar da devlet dairelerinde memuriyet yapıyorlardı.
Bu memur denilen sınıf o vakitler öyle forslu ve güçlü idi ki, Cumhuriyet'in yakın yıllarına kadar "memur" olmayana kız bile verilmezdi.
Şimdilerde ise, memur olup da kız istemeye kalkışsanız, adamı eve bile sokmazlar.
Yani memuriyetin eski havası kalmadı.
Fakat, genel olarak işsizlikten ve yine genel olarak insanların "mesleksizliğinden" dolayı, halk arasında memuriyete hala güçlü bir rağbet var.
Varsın kız vermesinler, önce karnı doyurmak lazım...
Sokaklarda ipsiz sapsız dolaşmaktan iyidir.
Bu açı, insanlarımız açısından böyle...
Bir de devlet tarafından bakalım...
Bugün devletin emr-ü amadesinde çalışan memur sayısı, 2 milyon 800 bin...
Ayrıca 80 bin memur da alınmaya çalışılıyor.
Gelin şuna 3 milyon diyelim...
Bir soru:
Türkiye'nin hergün 3 milyon memuru masa başına oturtacak kadar "işi" var mıdır?
Yani 3 milyon memur, her gün harıl harıl çalışmakta mıdır?
Çalışmaktan başını kaşıyamamakta mıdır?
Eğer öyle ise, milletin devlet bürokrasisinden anası ağlıyor demektir.
İşlem, evrak; evrak, işlem!..
Yok eğer, memur sınıfı bu kadar çalışmıyorsa, kadroda büyük bir şişkinlik var demektir.
Eğer şişkinlik varsa, fazla memuru ne yapacaksın?
657'ye göre işe aldığın memuru, nasıl tard edeceksin?
Nasıl sokağa bırakacaksın?..
Bir de, siyasi partiler ve iktidarlar açısından işin "oy" tarafı var...
O zaman nereye dayanıyoruz?
Büyük bir paradoksa dayanıyoruz.
Ne kadar fazla memur varsa, memur maaşları da o derece düşük kalıyor...
Bu sebeple, gerçeklerin farkında olan fakat önlem alamayan hükümetlere acıyarak bakıyorum.
Ve de şaşırıyorum.
Hala memur almaya çalıştıkları için...
Çocukları ve gençleri çıkarın, yaşlıları emeklileri de saymayın, geriye 20-25 milyon yetişkin vatandaş kalıyor...
Yani Türkiye'de 8 yetişkine bir memur düşüyor...
Bana kalırsa, Osmanlı geleneği tam gaz sürüyor...
Türkiye'de "Saray"ı temsil eden bir Ankara var, bir de Ankara'nın memurları var...
Kimbilir ne kadar yetenekli, birikimli, başka alanlarda .başarılı olacak binlerce insan da memuriyette zebil ziyan olup gitmektedir...
İşin bu kısmı da hesap dışı kalıyor...
Memur olmasan da yanıyorsun, olsan da yanıyorsun...
Bizim sistemimiz bu...
Showtv'nin kim 500 milyar ister yarışmasına, atv iki büyük yarışma ile cevap verdi. Bu yıl, akşamlarımız ekran başında yine şenlikli geçecek...
atv yarışmalarından birinde ödül, "ağırlığınca altın.." 13 soru sorulacak, hepsini bilirsen, teraziye çıkacaksın...
Bir kefede sen, bir kefede cumhuriyet altınları, çil çil...
Düşününce aklıma bir cinlik geldi, müstakbel yarışmacılara bir tüyo vereyim dedim...
İnsan fazla su içemez ama bira içebilir...
Çekeceksin 10 şişe birayı yarışmadan önce... Tanesi yarım litreden etti mi 5 litre... Yarışmanın sonuna kadar da dayanacaksın, çünkü arada tuvalete gitmek yok...
Soruların hepsini bilirsen, tartıya çıktığında ekstradan 4-5 kilo ağır çekeceksin...
Böylece, 10 şişe bira sayesinde hariçten bir servete daha konacaksın... Biradan hoşlanmayanlar, tıka basa karnını doyurabilir veya içebildiği kadar meşrubat içer... Yalnız, herhalde tartıya soyunarak çıkılıyor...
Onun için kimse cebine taş doldurmaya kalkışıp da rezil olmasın, bir kese altın için, değmez...