


Sil baştan, Bahçeli Başbakan!
Bundan bir ay evvel Ankara'ya geldiğimde, neler oluyor diye kulak kabarttım...
Demişlerdi ki, "Askerlerde rahatsızlık var, yakında bir demeçle dile getirirler."
"Ne sıkıntısı" diye sorduğumda, "Devlet içinde irticai kadrolaşma" cevabı gelmişti.
***
O zaman yazmadım, kendi kendime dedim ki...
"Bu Ankara böyledir, bir cadı kazanıdır, herkes bir şey duyar, herkes bir şey anlatır."
Çok da ciddiye almamıştım açıkçası!
Şimdi yine -içimden- "Hadi canım" dediğim bir şeyi, "Ya gerçekleşirse" diye yazıyorum.
Bunun ötesinde Bakanlar Kurulu'nda sandalyesi olan bir iki kişiyle görüştükten sonra, aynı yönde edinilen bazı izlenimleri, bir kenara koymak da olmaz.
***
Konu açılsın diye sordum, bakın nereye geldik...
"Hükümetimiz nasıl, birinci öncelik istikrar, koalisyon devam mı?"
Cevap, "Pek öyle dışarıdan görüldüğü kadar uyum yok, sıkıntılar var!"
Gerisi geldi...
Sıkıntı nerede?
MHP ile sıkıntı var!
Nedir?
MHP, öğrencilik dönemini bitirdi. Düşün ki ilk defa milletvekili olan bir liderleri vardı, tecrübeleri yoktu. Şimdi o açığı kapadılar. Bu ay MHP Kongresi var. Orada Devlet Bahçeli "Şimdi Başbakanlık zamanı" derse, şakın şaşırma!
Yine soru...
"Peki kiminle koalisyon yapacak?"
Sen de ben de biliyoruz, bu Meclis'ten ne formüller çıktı, yine çıkar.
MHP'nin devlet yönetimindeki felsefesi DSP ve ANAP'tan farklı. DSP ve ANAP birbirine daha yakın, MHP başka bir telden çalıyor. "Bu iş çatlayabilir" derken küçük bir olasılıktan değil, büyük bir plandan bahsediyorum.
***
"Vay, vay, vay" dedim, kaldım.
Büyük uyum görüntüsünün altında küçük çatlaklar uçuruma dönecek mi, MHP Kongresi'nde nasıl bir hava esecek?
Beraber göreceğiz.
Ama anlaşılan Ekim'den itibaren siyasetin ısınmasıyla çok hareketli günler yaşanacak.
Bu kadar sorun varken, yeni bir denge arayışını politika kaldırır mı?
Politika kaldırsa, Türkiye kaldırır mı?
***
Bu arada Süleyman Demirel de "Ekim'i bekleyin" diyor...
Bir şeyler olacak da...
Acaba ne olacak?
Yoksa... MHP, "Devlet'te istikrar" derken, liderini mi kastediyor!?
Kule eylemi azap oldu!
Uçağa biniyorsunuz, pilottan anons: - Sayın yolcular, biz hazırız ama kule 20 dakika sonrasına kalkış izni verdi!
Zaten başka bir uçağa da öyle yaptığı için aktarmalı sefer aksamış, bir saat rötarınız var.
Rötarlar açık artırmada!
İstanbul'dan Ankara'ya, şu sıralar, dört saatte "uçuyorsunuz!"
Çünkü...
Kuledeki hava uçuş kontrolü görevlileri işi yavaşlatma eylemi yapıyor. Onlar eylem yapıyor, yolcular perişan oluyor.
***
Peki hallerinden memnun değillerse, hiç mi gıkları çıkmasın?
Çıksın elbette!
Bir iki gün, bir saat iki saat eylem yap, sesini duyur!
Ama 17 Ağustos'tan beri insanları perişan etmenin manası yok!
Uçağa binen insan vakitten tasarruf etmek için biniyor, sırf kontrolörlerin işi önemli değil ya!
Hak arama, oldu haksızlık, onu da geçti, oldu işkence.
Ulaştırma Bakanımız İstanbul'da yeni terminal binasını açtı...
Sağ olsun varolsun, bir de şu işi çözümlese -yolcular şahidim- çok daha büyük hayır duası alacak!
Bazı meslekler abartma kaldırmıyor, maaşı az diye hırsızı kovalamayan polis, hastaya bakmayan doktor oluyor mu?
İşi insafsızlık boyutuna getirtmemek lazım!