kapat

09.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Asansörün var mı derdin var..

Binamızın asansör düzeni yüzünden birbirimize hasret kaldık.. Her katta "Arkadaştık yabancı olduk biz bize, ayrı düştük bakmaz olduk yüz yüze.." diye ağlaşanlar var.. Hatta işe geç geldiğim tevatürü de buradan çıkıyor..

Allahıma bin şükür, Nişantaşı'ndaki binamızın bir eksiği yok..

İkitelli'deki uçak gemisi modeli binayla kıyaslarsanız sadece kapısının büyüklüğü konusunda biraz noksan sayılır.. Kat sayısında ise fazlalığı var..

Üç katı yerin altında olmak üzere tam on kat..

O yüzden yeni binada asansör çok önemli.. Lafı asansöre getirmişken; yiğidi öldürsek bile hakkını verelim.. Mimarımız Mehmet Konuralp bir asansör düzeni yapmış ki bu kadar olur..

***

Bina girişinde yukarıya işleyen dört asansör var.. Ancak eski binadaki kadar büyük değiller.. Mimarımız bunları seçerken; Ecevitimiz'in Köy-Kent Projesi'ndeki sosyal konutları model almış..

Üç kişi zor sığıyor.. İçeri ilk giren geri geri gidip arka cepheye yaslanıyor.. Ardından giren onun yüzüne bakarken üçüncü şahıs da arkadan bindirme yapıyor..

Erkekseniz binin..

Bu durumda en az iki asansör yolcusu yüzyüze seyahat etmek zorunda.. Yüzyüze değilsem "Pencereden bakışırlar, üzüm incir atışırlar.." tarzında değil.. Burun buruna..

Arada iki üç santim ya kalır ya kalmaz.. Hele bir de dördüncü kişi peydahlanıp şartları zorlarsa iş daha da çatallaşıyor..

Katları burun buruna çıkmak durumunda kalanlar göğüs çaprazına girmiş pehlivanlar gibi kucaklaşırken, arkadan bindirme yapanlar da bel kündesi atma pozisyonunda oluyorlar..

Her türlü hissi yakınlaşmaya açık bir durum..

Üstüne üstlük asansörlerimizin kat çıkma hızı o kadar düşük ki bu yakınlaşmadan kaçınmanın imkanı yok.. Girin bizim asansörlerden birine.. Üst katların birinin tuşuna basın..

Salyangoz hızıyla yukarı çıkın..

Aşığa "Şu dağlar demirdendir, geçen zaman ömürdendir.." dedirtecek bir tempo.. İyi tarafı çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.. İki kez bina içinde asansöre binmişseniz, çıkışta mesainizin dolduğu görürsünüz..

Alt katlara inerken de aynı hız.. Dedik ya yer altında da üç kat var diye.. Bu asansörler sayesinde aşağıya inişler, insana "Arzın Merkezine Seyahat" tribi yaşatıyor..

***

Asansörün kapılarına birşey demiyeceğim.. O kapıları dizayn eden de açılıp kapanma hızını ayarlayan da Allahından bulsun..

Bir kapı bu kadar mı ağır açılır kardeşim? Asansöre bindikten itibaren gözünüz elektronik panoya takılıyor.. Kaçıncı kattayız, anlamak için.. Diyelim ki ikinci kata geldiniz..

Asansör duruyor.. İnsan gibi fikri varmışcasına yaklaşık beş saniye soluklanıyor.. Ardından iki katlı kapı ağır ağır açılmaya başlıyor.. Görücü usulü ile evlenmiş gelin kızın gerdek gecesi soyunması gibi..

Bir naz, bir ağırlık.. Sinir dayanmaz..

Temsil o sırada kabine dört kişi sıkışmış olsun.. En önce binip en arkada kalan da o katta inecek.. Mecburen diğer üçü tek tek asansörden çıkıp inecek olana yol veriyor..

Sonra yeniden biniyorlar.. Her katta ayrıca asansör bekleyen potansiyel yolcu bulunduğundan yeni bir problem başlıyor.. Dördüncü kişi içeri giriyor..

Eğer yeni yolcu, siklet olarak yetmiş kilo civarında ise mesele yok.. Daha üst siklette ise yandınız.. Asansörün çift katlı kapısı ağır ağır kapanıyor.. Asansörün bilgisayarla yapılan programına üç saniyelik bir bekleme süresi de kapıların kapanmasından sonra koymuşlar ki içerdekiler birbirlerine "İyi yolculuklar.." diyebilsin..

Veya "Siz de mi üst kata gidiyorsunuz?" diye sorup, sosyal ilişkileri geliştirme fırsatı bulabilsin..

Ne asansör ama!

En kötüsü kapının kapanmasından sonra asansörün "Viiiikk!" diye bir ses çıkarması.. Bu bir sinyal olup, meali de "Ben bu kadar ağırlığı taşıyamam kardeşim.." şeklinde edilir..

Genellikle bu durumlarda asansör yolcuları birbirinin suratına bakarak, kimin fedakarlık yapıp inmesi gerektiğini anlamaya çalışırlar.. Fedakarlık da çoğunlukla son binene düşer..

Dördüncü yolcunun dışarı çıkması, kapının yeniden açılıp kapanması ayrı bir ömür törpüsü..

Geçenlerde binaya geldiğimde "Sizi Zafer Bey aradı.." dediler.. Odama eşyaları bıraktıktan sonra asansöre binip onun bulunduğu katın düğmesine bastım.. Aynı anda Zafer Mutlu da benim binaya girdiğimi öğrenip asansöre binmiş ki benim odama insin..

Yukarı çıktım odasında yok.. Aşağıya indi, dediler.. Yeniden asansöre bindim.. Bindim dediğime kulak asmayın.. Kapısının önünde dikilip, asansörün gelmesini bekleyeceksiniz ki binebilesiniz..

Beklemenin uzunluğu da THY'nın rötarlı uçuşuna muadil..

Ben aşağıya inerken Zafer Mutlu da "Odanıza çıktı.." dedikleri için dönüyormuş.. Üç kere ben inip çıktım, üç kere de o.. Mesai saati çoktan dolduğundan karşılaşamadık..

Kısmet değilmiş..

***

Yeni binadan herkes memnun lakin geldiğimizden beri "Bu binada kimse kimseyi görmüyor.." şeklinde bir laf dolaşıyor.. Hallerimizi bilmeyen biri de yazar kısmı arasında "Makam odası meselesinden" niza çıktı da küslük var, zanneder..

Değil! Sebebi bu ağırkanlı asansörler..

Amerika'nın NASA marifeti ile uzaya ilk yolladığı feza gemisinin seyahati, aklımda kaldığı kadar oniki dakika sürmüştü.. Bu asansörle seyahati göze aldınız mı havada ilk uzay gemisinden daha fazla bir süre kalıyorsunuz..

O yüzden de kimse kimseyi göremiyor..

Bizim asansörlerin iyi tarafı, içine bindiğinizde astronot kıyafeti giymenize gerek yok..

Tabii bunlar yeni bir binanın problemleri.. Çözmek için herkes kafa patlatıyor.. Benim patlattığım kafadan da kendime dair bir çözüm çıktı.. Odam ikinci katta ve yola bakıyor..

Eğer pencereden bir ip merdiven sarkıtırsam iniş çıkışlarda kaybettiğim zamanı rahatça telafi edebilirim.. Hatta "Ne olacak bu memleketin hali?" sorusuna cevap olabilecek fikirler üretmeye bile vakit kalır..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır