kapat

09.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MEHMET ALTAN(maltan@sabah.com.tr )


İnternette Ölüm Güncesi

Çarşamba sabahı erkenden uyandım, henüz 37 yaşındaki Çinli Lu Youqing'in ülkesinin gözleri önünde ölmekte olduğundan haberdar değildim.

Kahvemi içtim.

Gazetelere göz attım. Yargıtay Başkanı Sami Selçuk'un "yeni adli yıl" konuşması başlayıncaya kadar kanallar arasında zaman öldürdüm.

Telefon çaldı. Bir kanala görüşme sözü verdim. Sami Selçuk'un konuşmasını büyük bir zevkle hiçbir kelimesini kaçırmadan dinledim. İdamın ilkelliğini olağanüstü güzel anlattı. Yargıya ayrılan payın binde 7 olduğunu söyledi. Ertesi gün bu noktanın altının çizildiğine hiçbir yerde rastlamadım. Bütçeden adalete binde 7, savunmaya neredeyse yüzde 40 pay ayıran bir ülkenin alacağı çok uzun yollar olduğunu düşündüm.

Bir de, Türkiye'nin "demokratik bir cumhuriyete" dönüşerek yeryüzü arenalarında kanatlanmasına yüreğini koymuş olan Sami Selçuk'un Fransa'da Yargıtay Başkanı olması halinde ne kadar daha aşamalı şeyler söyleyebileceğini tasarladım. Türkiye'nin sığ sularında hepimiz nefessiz kalıyorduk.

Kapı çalındı. Televizyoncular geldi. Onlarla söyleştim.

Bir duş alıp, üstümü değiştirdim. Bilişim-2000 Fuarı'nın Lütfü Kırdar bacağındaki ilk panelde konuşmacıydım. "Türkiye'nin yeni ekonomiye geçişinde elektronik iletişimin önemini" tartışacaktık.

Çinli Lu ölüyordu. Ve hâlâ ondan haberdar değildim.

TÜRKİYE VE BİLGİ ÇAĞI
Bilişim Fuarı'nda, yeryüzünün bilgi, iletişim, medya ve eğlence teknolojileri açısından nerelere geldiği sergilenmekteydi. 135 bin kişinin fuarı gezeceği tahmin ediliyordu.

Panel konusu nedeniyle 8. Beş Yıllık Plan'a yeniden bir göz attım. Ruhum karardı.

Bilim ve teknolojiyi geliştirmek için Türkiye'nin harcadığı para toplam yurtiçi üretiminin binde 4'ü idi. Yani fiilen yoktu.

İnternete bağlı insan sayımızın bu yıl sonunda 1 milyon 650 bine yükselmesi bekleniyordu. Bin kişiye düşen bilgisayar sayısı da 20 filan gibi bir şey olacaktı.

8. Beş Yıllık Plan, "bilgi ve teknoloji" bölümü ile "tarım" bölümünü arka arkaya koymuştu.

Nüfusun çalışan kısmının neredeyse yarısı hâlâ tarımdaydı. Bu insanlar toplam hasılanın sadece yüzde 15'ini üretiyorlardı.

Üstelik çalışanların yüzde 80'i ilkokul ya da daha aşağı düzeyde eğitimliydi.

Panelde bunları anlattım.

37 yaşında kansere yakalanan Çinli Lu kurtulamayacağını anlayınca tedaviyi kendi isteği ile durdurmuştu. Ve arkasından internette bir site açmıştı. Orada ölüme nasıl yaklaştığının hikayesini ve Çin toplumunun hastalara nasıl davrandığını günbegün anlatıyordu.

Adresi "www.ronshu.com"du. Tüm Çin ayağa kalkmıştı. Bunların hiçbirini bilmiyordum. Konuştum, konuştular, konuştuk.

YOLLARDA
Panel dört saate yakın sürdü.

Geriye dönmek için yollara koyuldum. Trafik sıkışıktı. Tam bir buçuk saatim yollarda geçti.

Özdemir Asaf'ı anımsadım.

"Ölüm Allah'ın emri, trafik olmasa" diyordu. Trafik kazalarında paçayı sıyıran, trafikte bekleyerek parça parça ölüyordu. Ertesi sabah Sami Selçuk'un konuşmasını dostça ve düşmanca yansıtan gazeteleri tasnif ettim. Yeryüzü düzeyinde bir hukuk devleti olma arzusu bile burada düşmanlık çekmeye devam ediyordu.

Henüz köylülüğü aşamamış, sanayi devrimini tamamlamamış bir ülkenin yağmacıları, evrensel taleplerden hoşnut değillerdi.

Cumhurbaşkanı'nın Yargıtay'ın açılışına gönderdiği mesajı da dikkatlice okudum. O da, kimileri tarafından kızgınlıkla karşılanacak şeyler söylüyordu. Hukuk diyordu, demokrasi talep ediyordu.

DEMOKRASİ VE INTERNET
Cumhurbaşkanı'nın Fransa Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin detaylarına daldım. Çinli ölümcül hasta Lu'nun varlığı yaşamımın bir parçası olmamıştı hâlâ.

Fransa Cumhurbaşkanı Chirac, "Türkiye'nin hep arkasında olduğunu" söylüyor, Sezer'i övüyordu.

Bizim Bilişim-2000 Fuarı'nda konuşulanların Fransa'da yavaş yavaş hayata geçtiğinin ise farkındaydım. 11 Eylül günü Chirac, "Fransız demokrasisinin işleyişinde internetin rolü" başlıklı bir çalışma toplantısına başkanlık edecekti. Toplantıya tüm ilgili taraflar katılmaktaydı. Bu kendi türünde dördüncü toplantıydı.

İnternetin demokrasiye etkileri, Türkiye'nin yönetiminin güncel konusu olmamıştı ve belki de hiç olmayacaktı.

Bizdeki güncel konu, kamu bankalarıyla özel bankaları söğüşlemekti. Koalisyon ortakları, devletçi ekonominin bitmesine yeşil ışık yakacak olan kamu bankacılığını özelleştirmeyi ağırdan almaya hatta buna hafif hafif direnmeye başlamışlardı.

Eski Cumhurbaşkanı'nın yakın akrabalarının çökerttiği bankanın kurtuluşu içinse Türk halkı cebine davranmak zorunda kalmıştı. Ortalıkta henüz yakasına yapışılan kimse de yoktu.

Çin'deki amansız hastanın "internetteki ölüm güncesinin" epeyce yakınına yaklaşmış bulunuyordum.

ANKARA DUY SESİMİZİ
Türkiye, "yeni ekonomiyi" yakalama arzusunda olsa.

Türkiye, "AB tam üyeliğini" kavrama azminde olsa.

Türkiye, "demokrasi, insan hakları ve piyasa ekonomisi" için ayağa kalksa.

Ankara bunları kendi çıkarları için engellemese...

Amerikan elektronik sektörü yeryüzünden kaliteli insan topluyor. Yüksek nitelikli insanlara anında h-1 B vizesi vererek yüksek teknolojili üretimde çalıştırıyor. Her yıl bu sektörün iki yüz bin, nitelikli, yüksek teknolojiden anlayan, kısacası "yeni ekonomide" istihdam edilecek insana ihtiyacı var. Halbuki şimdi vize verilenler ancak yılda altmış beş bin civarında. Amerikan Elektronikçiler Derneği bu tıkanıklığa dikkat çekip duruyor.

Yazıya başlamadan hemen önce, her gün binlerce insanın internette Lu Youquing'in ölüm güncesini izlediğini öğrendim. Yaşanan trajediden haberdar oldum. Bilgi çağı dediğimiz şey sadece ekonomiyi, teknolojiyi değil, küresel düzeyde acıları ve sevinçleri de kapsamaya başlamıştı.

Galiba ilk kez, ölüme bu kadar bilinçle yaklaşmakta olan birinin güncesi bütün dünyayla paylaşılıyordu.

Sabır ve şifa diledim.

Yazımı yazdım. Cumartesi sabahı, yani bugün "elektronik birey kimdir" başlıklı bir panelde konuşacaktım.

Elektronik birey, idam cezasını çoktan kaldırmış, demokrasi sorunlarını halletmiş, Çin'deki hemcinsinin ölüm acısını paylaşarak hafifletmeye çalışan insandır, diye aklımdan geçirdim.

Türkiye'yi pek düşünmedim. Çünkü o sırada aklımda hep Çin'de ölmekte olan ve ölümünü bütün insanlıkla paylaşan Lu vardı.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır