kapat

09.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr )


Ombudsman: Düdüklü tencerenin düdüğü!

Kanunlar, benimsenmiş prensipler, koyulmuş kurallar, saptanmış hedefler, insanlardan verebileceğinin çok azını isterler.

Fenalık etme...

Zararlı olma...

Yasalara uy...

Babanı dinle...

Annenin sözünden çıkma...

Fazla düşünme...

İstersen kral gibi yaşa...

İstersen eşek gibi...

Fakat kanunlara saygılı ol....

Kanunlar, kurallar, yani yönetim vatandaştan bunları istiyor.

Vatandaş yönetimden ne bekliyor?

Ezmemesini...

Haksızlık yapmamasını...

Özgürlükleri yok etmemesini...

Hürriyetleri gasp etmemesini...

Hukuku, adaleti çiğnememesini...

İnsanlık onurunu yaralamamasını.

İşkence yapmamasını...

Devlet kabadayılığını bırakmasını..

Yönetim, devlet, polis, asker, hakim, belediye başkanı, devlet hastanesi, bürokratlar, din, imam, hoca, holding, yani tüm egemenlerin, egemenliklerden gelen gücünü kullanıp vatandaşın hak ve özgürlüğünü zedelememesini...

***

Yönetim bunları yaparsa...

Hak yerse... Ezerse...

Özgürlükleri çiğnerse...

İnsan onurunu yaralarsa...

Vatandaşları bu egemen güce karşı kim koruyacak?

Ombudsman...

Yönetim vatandaşı ezerse...

Toplumda küskünlük kabarır...

Kinler şahlanır...

Ayrımlar uçurum olur...

İntikam duygusu yükselir...

Vijantalizm öne geçer...

Kendi öcünü kendin al başlar...

Özetle düdüklü tencere kaynamaya, fokurdamaya başlar. Toplum patlar. İşte düdüklü tencere patlamasın, toplum anarşiye düşmesin diye tencereye bir düdük düşünülmüş...

Ombudsman: Tencerenin düdüğü.

Tencere patlamasın diye....

Havasını alan fısfıs....

Çok yararlı...

Ve bütün ileri demokrasilerde...

İnsan onurunun şahlandığı....

Bütün ülkelerde var....

***

Ben bütün bu benzetmeleri kendim yaptım ama bilgileri Zekeriya Temizel'in Türkiye'de ilk olarak yazdığı bilimsel, kapsamlı, yol gösterici, büyük emek ürünü "Ombudsman..." kitabından okudum....

Bilmemek ayıp değil...

Bilmiyorsan oku, öğren...

Bizim Başbakan, bakanlar, baş yazarlar, orta yazarlar sanki Türkiye'de ombudsmanlık kurumunun başlamadan boğulmasını istiyorlarmış gibi konuyu bunalıma soktular.

Zekeriya Temizel'in...

Temiz bir Türkçe'yle...

Yazdığı kitabını okusalardı; ombudsmanın "arabulucu..." olmadığını, hele hele "hakem..." hiç olmadığını, parlamentonun, yargının, yüksek mahkemelerin üstünde bir kurum da olmadığını, yaptırım gücünü sadece ve sadece parlamentodan ve kamuoyu baskısından aldığını göreceklerdi.

Ayıptır...

Okumadan, hazırlanmadan...

Bilmeden...

Kirli bilgi sunuyorlar...

Türkiye'de ombudsmanın:

Görevi ne olmalıdır?

Statüsü nasıl biçimlenmelidir?

Ombudsman nasıl bir kişi olmalıdır? Yetkileri ne olmalıdır?

"Ombudsmana başvurmanın koşulları, sahip olacağı denetim araçları, yaptırımları ne olmalıdır" türünden hepimizin merak ettiği konuları tartışacak yerde; "Süleyman Demirel ombudsman olmalıdır..." türü münhal kadro pompalamasına giriştiler.

Ayıptır...

***

Zekeriya Temizel'in dünyadaki tüm örneklerini sergilediği; İsveç, Finlandiya, Danimarka, Norveç, Yeni Zelanda, Guyana, İngiltere, Kanada, ABD, İsrail, Filipinler'deki ombudsmanlık modellerinin hiçbirinde Süleyman Demirel, bu işi yapacak kişi olamıyor.

Lütfen...

Dünya örneklerini inceleyiniz...

Yunanistan'da ombudsman kurumunu kuruyorlar. Başına bir zamanlar çok sevilen fakat darbe yapanların kadrosunda yer almış bir albayı getiriyorlar. Yunanistan'da ombudsmanlık kurumu başlamadan bitiyor. Mevcut modeller içinde hiçbir ülkede parlamentoda görev almış bir kişi ombudsman olamıyor.

Fakat ombudsman mutlaka...

Ve mutlaka...

Parlamentoyla çalışıyor.

***

Dünyada ilk kez İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ın Edirne'de hapis-konuk olarak tutulurken bizim Osmanlı'dan örnek alarak (Marko Paşa diye yazıyorlar, Marko Paşa değil) kendi ülkesinde kurduğu ombudsmanlık, ne parlamentonun, ne yargının, ne yüksek mahkemelerin üstünde değil. Ombudsman; haksızlığı gidermek için önce bir parlamenter buluyor, bunun aracılığıyla parlamentoyu etkilemeye ve konuyu kamuoyuna duyurup, halk baskısıyla parlamentodan sonuç almaya çalışıyor.

***

Bir küçük örnek verirsek;

Edirne'de hastanede yanlış iğne sonucu kolunu yitiren Ayşe Başaran'ın ailesi mahkemeye başvurdu. Ve mahkeme de hastanenin suçlu olduğunu kabul etti. 178 bin lira para cezası, 5 milyar lira da tazminat ödenmesi kararı aldı.

Çok komik para...

Fakat hakimin kusuru yok...

Yasalar böyle...

Bu olayın benzeri Fransa'da yıllar önce yaşandı ve kolu yanlış tedaviyle kesilen, mahkemenin kararını doğru bulmayıp Fransız Ombudsmanı'na gitti, Fransız Omdusmanı parlamentoyla beraber çalışarak, kolu kesilen vatandaş için Fransız halkını harekete geçirdi ve toplumu bir düdüklü tencere gibi kaynattı.

Ve büyük tazminat aldı...

Ombudsman: Düdüklü tencerenin düdüğü oluyor, düdük çalınınca şapkasını alıp gidenlerden olmuyor.

Boşuna çabalamayın...

Çok ayıp oluyor...

Durmuş: Hastalık değil, Sağlık Bakanı'yım...
Sağlık Bakanı Osman Durmuş, bu köşede 2 gün üst üste yer alan ve "SSK'nın 44 bin kadrosu var 32 milyon insana sağlık hizmeti veriyor, Sağlık Bakanlığı'nın 264 bin kişilik kadrosu var, o da 32 milyon insana sağlık hizmeti veriyor" diyen yazılarıma cevap gönderdi. Osman Durmuş, "Ben hastalık değil, Sağlık Bakanı'yım..." diyerek bakanlığının SSK ile kıyaslanmasının doğru olmayacağını belirtti. Sağlık Bakanı, 30 bin kişiyi de yeni kadro olarak işe aldı şeklindeki bilgiye de; "Meclis'ten 37 bin yardımcı sağlık personeli kadrosu çıkartmayı başardım. Bunun 14 bini bu yıl, geri kalanı ise 2001 yılında kullanılacaktır. Atama işlemleri de devlet memurluğu sınavı sonuçlarına göre Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı tarafından gerçekleştirilecektir. Dolasıyla iki gündür yazınızın satır aralarında gördüğüm kadrolaşma endişeleriniz gereksizdir" diye cevap verdi.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır