kapat

09.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Troy
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
banner
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Devleti ele geçirene kadar demokrasi!

Osman Bölükbaşı artık 90 yaşında. Bir dönem siyasetine damgasını vurmuş, mücadele ruhu pekçok kişiye örnek olmuş nadir siyasetçilerimizden biri. Ama bu mücadelenin ne kadarı demokrasi mücadelesi ne kadarı kişisel çekişme; işte önemli nokta burada.

Osman Bölükbaşı nereden aklıma geldi. Emin Çölaşan'ın yazısından. Emin Çölaşan bir süre önce Hürriyet'teki köşesinde Osman Bölükbaşı ile yaptığı bir konuşmadan bir bölüm nakletmiş. Bölükbaşı aynen şunu söylemiş:

"Ömrüm demokrasi mücadelesi ile geçti. Bu uğurda hapis yattım, çile çektim. Ama beni demokrasi ile devlet arasında bir tercihe zorlarsanız rejimi kurtarırım. Çünkü demokrasi elden giderse yeniden gelir, ama devlet giderse bir daha gelmez."

İşte Türkiye'deki siyasetin temel sorunu bence bu. Siyasetçiler demokrasiyi bir süs gibi algılıyorlar. Normal zamanlarda üzerine parlak sözler söylenebilecek, hatta uğrunda müthiş mücadele verilebilecek bir oyuncak belki de.

Osman Bölükbaşı 90 yaşında hiç olmazsa bunu itiraf ediyor.

Bütün sorun şu: Siyasetçilerin tamamı, evet tamamı, demokrasiye devleti ele geçirmek için sahip çıkıyor. Önemli olan devleti ele geçirmek. Ondan sonra demokrasi olmuş olmamış ne farkeder?

Siz herşeyin sahibi konumuna geldiğiniz andan itibaren "devleti koruma içgüdüsü" çalışmaya başlıyor. O iktidarı korumak için devleti hep ön plana atmanız, yüce idealler peşinde koştuğunuzu göstermeniz gerekiyor.

Osman Bölükbaşı "demokrasi-devlet tercihinde devleti tercih ederim" derken hala egemen olan bir siyasi anlayışı dile getiriyor.

Son günlerdeki siyasi tartışmalara baktığımızda bu zihniyetin hiç değişmediğini görüyoruz. Pekçok siyasetçi işin altından kalkamadığı an "devleti" öne çıkarıyor ve devletin menfaatleri için herşeyin yapılabileceğini söylüyor. Devleti korumak, devletten yana olmak, devlet ideallerine sahip olmak, bu kavramlar kimsenin kolay kolay karşı çıkamayacağı şeyler. Karşınızdaki kişi eline bu silahları alarak sizinle mücadele etmeye başladığında yenilmeniz bugünkü zihniyetle mukadderdir. Çünkü bu kavramları eleştirdiğiniz an karşı tarafın silahı sizi vatan haini ilan etmektir artık.

Türkiye'de siyasetçiler çok uzun yıllardır bu silahı kullanıyor ve rakiplerini çökertmeyi başarıyor. Bu nedenle bu siyasetçi kafa yapısı elbette demokrasi mi devlet mi ikileminde tavrını hemen devletten yana koyuyor.

Osman Bölükbaşı çok ileri yaşına rağmen bunun farkında ve mesajı bize de ulaştırıyor. Kendisine teşekkür etmek gerek.

Köpeklerinize yer bulun
Hayvan beslemek kutsal bir şey. En azından bir cana bakıyorsunuz, onu besliyor, koruyorsunuz. Ancak hayvan sahibi olmanın da kuralları olmalı. En azından kent içi yaşam kurallarına uymanız gerek. Bir ayı aşkın süredir saat 13.00'ten sonra Kanal/6'daki programı bitirip Nişantaşı'ndaki binaya geliyorum. Trafik genellikle sıkışık olduğundan gazeteye biraz uzakta inip yürüyorum. Nişantaşı Teşvikiye Caddesi İstanbul'un en güzide caddelerinden biri. Onun paralelindeki Abdi İpekçi Caddesi de öyle.

Ama bu caddelerde yürürken çok dikkatli olmanız gerek, en azından gözünüz hep bastığınız yerde olmalı. Çünkü o Nişantaşı'nın, Maçka'nın, Teşvikiye'nin lüks apartman dairelerinde oturan ve evde köpek besleyenlerin yarattığı pisliğe basabilirsiniz.

O lüks dairelerde oturanlar ya kendileri ya da genellikle apatmanların kapıcılarının eline verdikleri köpeklerini, doğal ihtiyaçlarını karşılamaları için dolaştırmaya çıkarıyorlar. Köpekler de o ağacın yanı, bu direğin önü bakmadan ihtiyaçlarını sokak ortasında görüyor.

Köpekler ve sahipleri gidiyor ama pislik kalıyor.
Bu çağdaş kentlerde asla olmayacak bir şey. Londra'da, Paris'te, başka büyük kentlerde de insanlar evde hayvan besler. Ama bu hayvanların gezdirilmesi için ya özel yerler yapılır, ya da köpeğin sahibi yarattığı pisliği o anda temizler.

Örneğin Londra'da köpeği dolaştırmaya çıkanların elinde bir naylon poşetle pisliği itmeye yarayacak bir tahta parçası olur. Köpek ihtiyacını giderdiği anda sahibi pisliği torbanın içine atar.

Bizim de güzel caddelerimizi korumak için bazı önlemlere ihtiyacımız var. Nişantaşı Derneğine bu konuda iş düşüyor.

TATİL CİDDİYETİ
Maliye Bakanı Sümer Oral eşi Türkan Hanım'la Bodrum'daki evinde yemek yiyor, normal bir ciddiyet. Yüzü gülmüyor, ama pek asık da değil.

HATLAR GERGİN
Yavuz Donat eline fotoğraf makinasını alınca Sümer Oral'ın yüzü asılıyor, Fotoğrafının çekileceğini anlayınca bir anda aşırı ciddileşiyor. Hatlar gergin.

VE İŞTE O AN
Türkan Hanım şikayet edince Sümer Oral dayanamayıp gevşiyor, Donat o sırada deklanşöre basıyor. Buyrun size gülen bir Sümer Oral fotoğrafı.

MALİYE Bakanı güldü
Yavuz Donat geçen hafta Bodrum'da Maliye Bakanı Sümer Oral'la sohbet ederken laf dönmüş dolaşmış Oral'ın asık yüzlülüğüne gelmiş. Sümer Oral'ın eşi Türkan Hanım Yavuz Donat'a "Hep kocamın asık suratlı fotoğraflarını koyuyorsunuz, neden gülümseyen fotoğrafını koymuyorsunuz?" diye sormuş. Donat, Sümer Oral'ın özellikle fotoğraf çekilirken hep asık yüzlü olduğunu hatırlatmış, bu sırada Sümer Oral kahkahayı basınca da bir fotoğraf çekmiş. Yavuz Donat Sümer Oral'la yaptığı sohbeti yazdığı yazının sonuna bu ayrıntıyı da eklemiş ve "Can Ataklı Sümer Beyin gülen bir fotoğrafını arıyordu, bunu ona göndereceğim" demişti. Türkan Hanım'ın yakınmasını duyunca bizim arşivi taradım, Sümer Oral'ın gülen fotoğrafını aradım, ama bulamadım. Her ne hikmetse Sümer Oral bütün resimlerinde asık suratlı. Artık bütün yaşamı boyunca böyle mi, değil herhalde, yoksa eşi bu kadar üzülmez, yoksa maliye bakanı olmanın verdiği ağırlık nedeniyle fotoğraf makinasını gördüğü an geriliyor mu, bilemem. Ama ilk kez Yavuz Donat'ın çekip gönderdiği fotoğrafta Sümer Oral'ın güldüğünü gördüm.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır