Osman Bölükbaşı artık 90 yaşında. Bir dönem siyasetine damgasını vurmuş, mücadele ruhu pekçok kişiye örnek olmuş nadir siyasetçilerimizden biri. Ama bu mücadelenin ne kadarı demokrasi mücadelesi ne kadarı kişisel çekişme; işte önemli nokta burada.
Osman Bölükbaşı nereden aklıma geldi. Emin Çölaşan'ın yazısından. Emin Çölaşan bir süre önce Hürriyet'teki köşesinde Osman Bölükbaşı ile yaptığı bir konuşmadan bir bölüm nakletmiş. Bölükbaşı aynen şunu söylemiş:
"Ömrüm demokrasi mücadelesi ile geçti. Bu uğurda hapis yattım, çile çektim. Ama beni demokrasi ile devlet arasında bir tercihe zorlarsanız rejimi kurtarırım. Çünkü demokrasi elden giderse yeniden gelir, ama devlet giderse bir daha gelmez."
İşte Türkiye'deki siyasetin temel sorunu bence bu. Siyasetçiler demokrasiyi bir süs gibi algılıyorlar. Normal zamanlarda üzerine parlak sözler söylenebilecek, hatta uğrunda müthiş mücadele verilebilecek bir oyuncak belki de.
Osman Bölükbaşı 90 yaşında hiç olmazsa bunu itiraf ediyor.
Bütün sorun şu: Siyasetçilerin tamamı, evet tamamı, demokrasiye devleti ele geçirmek için sahip çıkıyor. Önemli olan devleti ele geçirmek. Ondan sonra demokrasi olmuş olmamış ne farkeder?
Siz herşeyin sahibi konumuna geldiğiniz andan itibaren "devleti koruma içgüdüsü" çalışmaya başlıyor. O iktidarı korumak için devleti hep ön plana atmanız, yüce idealler peşinde koştuğunuzu göstermeniz gerekiyor.
Osman Bölükbaşı "demokrasi-devlet tercihinde devleti tercih ederim" derken hala egemen olan bir siyasi anlayışı dile getiriyor.
Son günlerdeki siyasi tartışmalara baktığımızda bu zihniyetin hiç değişmediğini görüyoruz. Pekçok siyasetçi işin altından kalkamadığı an "devleti" öne çıkarıyor ve devletin menfaatleri için herşeyin yapılabileceğini söylüyor. Devleti korumak, devletten yana olmak, devlet ideallerine sahip olmak, bu kavramlar kimsenin kolay kolay karşı çıkamayacağı şeyler. Karşınızdaki kişi eline bu silahları alarak sizinle mücadele etmeye başladığında yenilmeniz bugünkü zihniyetle mukadderdir. Çünkü bu kavramları eleştirdiğiniz an karşı tarafın silahı sizi vatan haini ilan etmektir artık.
Türkiye'de siyasetçiler çok uzun yıllardır bu silahı kullanıyor ve rakiplerini çökertmeyi başarıyor. Bu nedenle bu siyasetçi kafa yapısı elbette demokrasi mi devlet mi ikileminde tavrını hemen devletten yana koyuyor.
Osman Bölükbaşı çok ileri yaşına rağmen bunun farkında ve mesajı bize de ulaştırıyor. Kendisine teşekkür etmek gerek.
Ama bu caddelerde yürürken çok dikkatli olmanız gerek, en azından gözünüz hep bastığınız yerde olmalı. Çünkü o Nişantaşı'nın, Maçka'nın, Teşvikiye'nin lüks apartman dairelerinde oturan ve evde köpek besleyenlerin yarattığı pisliğe basabilirsiniz.
O lüks dairelerde oturanlar ya kendileri ya da genellikle apatmanların kapıcılarının eline verdikleri köpeklerini, doğal ihtiyaçlarını karşılamaları için dolaştırmaya çıkarıyorlar. Köpekler de o ağacın yanı, bu direğin önü bakmadan ihtiyaçlarını sokak ortasında görüyor.