TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı, ANAP Milletvekili Kamran İnan'dan iri harflerle yazılmış 22 sayfalık bir faks mesajı aldım...
Kamran İnan, fakülteden benim sınıf arkadaşımdı. Diplomatlıktan siyasetçiliğe yönelmiş ve bildiğimiz siyasal klişelerin dışına pek çıkmadan hem milletvekili, hem bakan olmuştu.
Gönderdiği uzun açıklamaları okuyunca, afallamadım desem yalan olur; benim 35 yıl önce Meclis kürsüsünden yaptığım ve Süleyman Bey takımının, -linç girişimlerine kadar- saldırılarına neden olan konuşmalarıma o kadar çok benziyordu ki...
Şimdi size İnan'ın açıklamalarından bazı çarpıcı bölümleri naklediyorum:
1- "Haine prim veriyor, hırsızı marifetli görüyor, cahile koltuk uzatıyoruz; hain yetiştirmede rekor, hırsız yetiştirmede şöhret, cehalet tedrisinde tecrübe sahibiyiz... 10.000.000'luk basılmış parası bulunan tek memleketiz; Almanlar, İsviçre'liler 1.000'de kalmış; 100 dolarları ile Amerikalılar en sonda geliyor... 1950'lerde 'her mahallede bir milyoner' sözüne tepki gösterenler ne buyurur? Milyarder olunca keyifleri yerinde..."
2- "Bizim insanlarımızın önemli kısmı kendi haklarının şuur ve kültüründen yoksun. İşsiz, aç insanın hürriyeti olmaz.
Türkiye'de her şey 'idare edenler' için düşünülmüş, planlanmıştır.
İdare edilenlerin görevi, 'idare edenler'in refahını sağlamak, onları omuzlarında taşımaktır; hak ve hizmet talep edemezler. Eşitlikleri ise tozlu kanun sayfalarında saklıdır."
3- "Bütün kaynak ve imkanlar 'yönetenler' için kullanılır; 350 bin resmi lojman var, okul sayısından fazla... Bütün kamu kurum ve kuruluşları; Anayasa kuruluşları, TBMM dahil, gettolaşmıştır; parçası olduğu toplumdan kopuk yaşar. Kendi lojmanları, hizmet ve servis arabaları, özel pazar, bazen okulu ile halkın dışında; içine kapalı çarpık bir manzara... Bu sistem, memleket sathına yayılmış, hiçbir ihtiyaç ve hizmetin icabı olmayan 'Bölge Müdürlükleri' ile birlikte mutalaa edildiğinde, 'Kolonyal bir yapı' ortaya çıkmaktadır."
4- "Türk bürokrasisi 125 bin makam arabası, 162 bin resmi telefonu ile bir başka rekoru elinde tutmaktadır... Yılda ortalama 15 bin memur, sözde görev ile yurt dışı seyahate çıkarak 70 milyon dolar harcıyor.
Değişik kuruluşlara mensup 3 bini aşkın memur; hiç bir ihtiyaç ve hizmet gereği olmadan, yabancı dil bilmeden; yabancı memleketlerde maaşlı turist olarak bulunmakta, su bekleyen köylerin kaynaklarını tüketmektedir"
5- "Nüfusa oranla sayısı çok yüksek olan bürokrasimiz, çalışma süresi ve verimlilik bakımından en düşük düzeyde bulunmaktadır. Milletvekillerinden daha güçlü dokunulmazlıkları var. Memurin Muhakemat Kanunu zırhı ile korunuyorlar; bunun yetmediği yerde Danıştay var; memur hamisi, memura dokundurtmaz. Memur hesap sorar, hesap vermez. Yetkilerini kullanır, sorumluluk kabul etmez... Başkan Clinton, 5 yıl içinde memur sayısında 250 bin azaltmaya giderek 108 milyar dolar tasarruf sağladı. Devlet, her tarafta, fert hayatından çekilmeye doğru giderken; Türkiye'de bunun tam aksi yapılmaktadır... Siyasal iktidarların gücü, bürokrasi diktatörlüğünü kontrole yetmiyor. Türk bürokrasisi henüz 'seçilmişler'in üstünlüğünü kabul etmiş değildir."
6- "1980 öncesi iki Meclis'li dönemde, TBMM'de 650 kişi çalışırdı. Bugün tek Meclis'de 5.500 kişi çalışıyor... Meclis'deki bir hademe, diğer kurumlardaki genel müdürlerden fazla maaş alır. Meclis bütçesi, dünya parlamentoları arasında önde gelir; -2000 Bütçesi itibariyle- günde tam 200 milyar l ira; Meclis'in haftada 3 gün, günde de 4 saat çalıştığı dikkate alınırsa, saati 50 milyar; yani 80 bin doları geçmektedir.."
Kamran İnan'ın, şahmerdan benzeri açıklamaları uzun.. Öğretmensiz okullardan, okula gidemeyen 1 milyon çocuğa; bizdeki resmi Mercedes sayısının Almanya'daki resmilerden çok daha fazla olduğundan, doğruyu yansıtmayan resmi istatistiklere kadar; nerdeyse Afrika ülkeleri düzeyine düşmüş bir ülkenin gerçek bir röntgeni çekilmiş..
Medya, İnan'ın açıklamalarına gereken ilgiyi neden göstermedi bilmiyorum. Elbet vardır bir nedeni...
Uzaktan bakıldığında ANAP, Türkiye'yi 21. Yüzyıla ve Avrupa Birliği'ne taşımaya en çaba harcayan partiymiş gibi görünüyor.
Özellikle İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın "Mafya-siyasetçi-bürokrat" çetelerine karşı giriştiği kapsamlı operasyonlarla, Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'ın, aynı konudaki uğraşları dikkat çekiyor..
Şimdi bir de bunlara ANAP'lı Kamran İnan eklenmiş gibi..
Dileriz başarılı olurlar ve sürer başarıları...