|
|
Koçaryan'ın açmazı
Ermeni lider Koçaryan, Türkiye'ye sert bir çıkış yapmak istemişti. Ancak zamanlaması yanlıştı. Çünkü Amerika Başkanı Clinton, Cumhurbaşkanı Sezer'e tam destek vermişti
Aslında gün gayet iyi başlamıştı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in bir gün önce Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Perşembe sabahı da ABD Başkanı Bill Clinton'dan aldığı desteğin üzerine, öğleden sonra Alman Şansölyesi Gerhard Schroeder'inki eklenmişti. Görüşmeler Sezer'in ifadesiyle 'çok iyi gidiyordu'.
Ne olduysa akşama doğru Sezer'in BM Genel Kurulu'na hitabı öncesinde oldu. Sezer'in iki önünde, Tunus ve Arjantin liderlerinden önce kürsüye gelen Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan Türk heyetini kızdıran sözleri sarf etti: 'Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermenilere soykırım yapıldığını inkarı, yalnızca bizim tarihi adalet arayışımızı güçlendirmeye yaramaktadır. Türkiye ile aramızda kurulacak yapıcı diyalogun iki halk arasında işbirliği ve iyi komşuluk ilişkileri yolunu açacağına inanıyorum.'
LOBİLER SAVAŞI
BM binasında iç yayın yapan televizyon istasyonu Türkiye sıralarına çevrildi. Sezer salonda yoktu. Toplantıyı izleyen Dışişleri yetkilileri hemen Sezer'le toplandılar. Fazla zaman yoktu. Sezer kürsüye çıktı. Konuşmasının sonuna ise Koçaryan'ın sözlerinden 'esef duyduğunu, tarihi konuların tarihçilere bırakılması gerektiğini' söyledi. BM kamerası bu kez Ermenistan Ğve nedense Yunanistan ve Kıbrıs Rum Hükümet- sıralarına çevrildi: Üçü de boştu.
TV yönetmenine kameraları Ermenistan'la birlikte Yunanistan ve Kıbrıs Rum Hükümeti sıralarına yönlendirmesini kim söylemişti?
Türkiye karşıtı faaliyetin odağında bulunan bu üç lobinin bağlı bulunduğu ülke liderleri böyle bir anda salonu ortak bir kararla mı terk etmişti?
Soruların yanıtı, her ABD seçimi öncesi alevlenen Türkiye karşıtı Ermeni ve Rum lobi çalışmalarında gizli.
YANLIŞ ZAMANLAMA
Türkiye, Clinton yönetiminin başından itibaren İsrail'le geliştirdiği ilişkilerinin de yardımıyla, özellikle son yıllarda Musevi lobisinin desteğini arkasına almış bulunuyor. Bu durum, geleneksel olarak Türkiye'ye sıcak bakmayan Demokrat Parti saflarında Türkiye'nin önemli bir gedik açması anlamını taşıyor. Clinton'ın yardımcısı Al Gore, halen Demokrat Parti Başkan adayı ve kendisine yardımcı olarak Musevi lobisinin önde gelenlerinden Joseph Lieberman'ı seçti. Bu durum, en çok DP saflarında destek bulabilen Ermeni ve Rum lobilerini çok rahatsız ediyor.
Ermeniler'in işgal altında tuttuğu Azeri toprağı Dağlık Karabağ'da izlediği sertlik yanlısı politikalarıyla yükselen Koçaryan, Perşembe akşamı yaptığı Ğve Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarından destek bulduğu anlaşılan- çıkışıyla belki de Türkiye'nin son zamanlarda kazandığı safları geri alma niyetini güdüyordu. Ermeni lobisinin ABD ve Fransa parlamentolarına verdiği 'soykırım karar tasarılarının' kabulü için yeni bir hamle yapmak istedi.
TRİBÜNLERE OYNUYOR
Ancak bunu, ABD ve Fransa liderlerinin Sezer'e, 'tasarı önlerine gelse bile imzalamayacakları' yolundaki beyanlarından sonra yaptı.
Üstelik Batı dünyası ile Türkiye'den başka sınırı, dolayısıyla çıkışı bulunmayan Ermenistan'ın lideri, Türkiye'ye sert çıkmak için Ankara'nın Washington ile Kafkas ve Orta Asya enerji projelerinde stratejik işbirliği yaptığı, keza Erivan'ın yakın müttefiki Moskova'nın Mavi Akım ve diğer dev projeler için her gün Ankara'nın kapısını aşındırdığı bir dönemi seçti.
Türkiye'nin kendi geçmişiyle, tarihiyle yüzleşme ihtiyacı ayrı bir konu.
Ancak Koçaryan'ın çıkışı, büyük ekonomik ve sosyal çalkantılar içindeki kendi halkına moral verme, Ermeni lobisine de 'bakın ben de boş durmuyorum' mesajı iletme dışında sonuç vermeyecek gibi görünüyor. Ya da Clinton ve Chirac'ın Türkiye'ye bu konuda açık destek verdikleri doğru değil, ki bu durumda Koçaryan haklı çıkar ve birileri bizi kandırıyor demektir.
Bir başka ayrı konu da, şu çok konuşulan 'Türk-Yunan dostluğunun' ne zaman, nerede karşımıza çıkacağının belli olmaması.
MURAT YETKİN
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|