


Bu rapor nedir?
Dünkü yazımda, "Yorumsuz" başlığı altında, üniversitelerdeki hakim eğilimleri alt alta sıralamıştım.
Dayanağım, bazı gazetelerde yer alan bir "istihbarat listesi" idi...
Gazete sütunlarında "kaybolmaya" aday bu listeyi kendi sütunuma taşımaktan amacım da şuydu:
Daha geniş kitleler tarafından okunsun ve tartışılsın...
Ertesi gün yani dün sabahtan itibaren gelen fakslar, telefonlar ve e-mailler amacıma ulaştığımı gösterdi.
Birçok üniversitenin rektörü, yetkilisi ve mensubu arayıp, bu listenin kaynağını sordu.
Çünkü liste hocaları yerinden hoplatacak bir listeydi. Öyleyse, bu liste ile ilgili görüşlerimi aktarmamda bir sakınca yok...
Anadolu Üniversitesi rektörünün sorduğu soru ile başlayalım:
"Böyle bir istihbarat çalışması varsa ve bu çalışma ciddi ise, neden bizim haberimiz yok?"
Ben soruları çoğaltmak istiyorum:
Türkiye'nin üniversitelerinin neredeyse yüzde 80'ini, nakşi, nurcu, aczmendi, süleymancı vesair gibi tarikat mensupları yahut sempatizanları hakimiyeti altına almış ise, bunu saptayan bir istihbarat raporu "gazetelere sızdırılarak" mı tartışmaya açılmalıdır, yoksa Türkiye'nin gündemine çok net bir biçimde konulmalı mıdır?
Bu kadar büyük iddialar taşıyan bir istihbarat raporu, ne derece ciddi araştırma verilerine sahiptir?
Sadece öğrenci eğilimlerine bakılarak mı, yoksa hocaların eğilimlerine bakılarak mı bu sonuca varılmıştır?
Yoksa yalnızca "yönetici" eğilimleri mi esas alınmıştır?
Bütün bu konuların kamuoyunda tartışılması "rejimin sağlığı" açısından hayati önem taşımaktadır.
Aksi halde, örneğin Boğaziçi Üniversitesi gibi Türkiye'nin "top" noktasında yer alan bir üniversitenin bile tarikatların "fink attığı" bir kurum haline gelmiş olduğu iddiası, yalnızca kuşkuya ve şaibeye yol açacaktır.
Benim amacım "ciddi" bir iddiayı tartışmaya açmaktı.
Buyrun!
Tasarruf
Yüksek enflasyon tasarruf sahiplerini kızdırmış... Demek kızmamak için tasarruf etmemeliyiz...
Zeka
Bebekliğinde anne sütü içenler zeki oluyormuş... Validede süt yoksa kafadan yandın demek ki!
Hoca'ya karşı "ne"?
Recep Tayyip Erdoğan, galiba "yenilikçilerle" birlikte siyasete hazırlanıyor... Ve, "Hoca ile bu iş artık yürümüyor" diyor.
Hoca sayesinde İstanbul Belediye Başkanlığı gibi önemli bir koltukta oturmakta iken, durup dururken bir "şiir" yüzünden başını derde sokan Recep Tayyip Erdoğan'a, bir soru sormak istiyorum:
Mesele Erbakan'ın kişiliği mi, yoksa sürdürdüğü siyasi çizgi mi?
Sayın Erdoğan, mevcut siyasi çizgiye değil de, Erbakan'ın kişiliğine veya artık "eskimiş" olmasına itiraz ediyorsa, vaziyet vahim demektir.
Çünkü Refah çizgisi, yıllardır laik ve cumhuriyetçi Türkiye coğrafyasında "büyük sıkıntılara" sebep olmakta, ayrıca çağdaş Türkiye için hiçbir yenilik vaat etmemektedir.
Yok, eğer Erdoğan, "Hoca ile yürümüyor" derken "yeni bir çizgiyi" kastediyorsa, bence bunu açıkça ortaya koymalı...
"Ilıman, demokratik bir İslamcı profilden" mi söz ediyor?
Sanırım ancak o vakit, ortaya tartışılacak değerde bir "karşı çıkış" konulmuş olacaktır...
Aksi halde, mutad bir liderlik kavgası ile"karizmaların" çarpışmasına tanık oluruz..
Soygun
Okuyan "SSK'yı sağcı da soymuş solcu da soymuş" diyor.. Soygunda sağ sol ayrılmaz!..
Stres
Marmara fayı bu strese dayanamıyormuş. Biz bu kadar strese nasıl dayanıyoruz?
Artçı
"Artçı" vergiler hazırlanıyormuş... Aman öncü olmasın da biz artçıya razıyız...
Elektrik yoksa ekmek de yok
Güngör Uras, "kalkınmamız imkansız çünkü elektrik yok" diyerek mevcut durumu bütün çıplaklığı ile ortaya koydu.
Bir ülkenin yüzde 5-6 nispetinde büyüyebilmesi için, yüzde 10-12 nispetinde elekrik üretim artışı kaydetmesi gerektiğini yazdı.
Bizim elektrik üretim artışımız ise 10 yıldır yerinde sayıyor.
Ayrıca son üç yılda, eğer elektriklerimiz hala kesilmemişse bunu ekonomideki küçülmeye borçluyuz.
Sayın Uras, düşüncelerini "edepli" bir lisanla dile getirdiği için, "enerji konusuna da şaşkın ördek gibi kıçtan dalıyoruz" demiyor.
Türkiye, sanıldığının aksine "su fakiri" bir ülke...
Yani barajlardan enerji üretimi zaten olabileceği seviyede...
Doğal gaz dersen, onu da dışardan alıyoruz..
Peki elektriği neyle üreteceğiz?..
"Yellenerek" mi?..
Hal böyleyken, çevreci kesilen zevat nükleer enerjiye alabildiğine karşı çıkıyor.
Evet, nükleer enerjinin ilk yatırımı pahalı... Ama elektrik şart..
Öyleyse ya çevreci çevreci karanlıklarda yaşayacağız ya da nükleere evet diyeceğiz!..
Tercih sizin...