Bu köşede, Süleyman Demirel'e "ombudsman" elbisesi biçme çabalarını eleştiren bir yazı yayınlanmıştı.
Stockholm'de ombudsman'a işi düşmüş ve bu kurumun nasıl işlediğini bilen bir yurttaş olarak, bu seçimdeki temel bir yanlışa dikkat çekmiştim. Sayın Demirel ömrü boyunca devleti savunmuş olan bir politikacıydı. Oysa baş ombudsman'ın bazen devlete karşı halkın yanında yer alması gerekiyordu. Bu bakımdan Demirel uygun bir isim değildi ve bu operasyon, Sezer'e karşı 9. Cumhurbaşkanı'nı güçlendirmek gibi siyasi bir amaca yönelikti.
Sayın Demirel bu yazıma bir cevap gönderdi.
Elbette ki eski cumhurbaşkanı ve ombudsman adayı olan bir şahsiyetin cevap hakkını kullanmasını engellemem söz konusu olamazdı.
Bu yüzden Demirel'in cevabını, virgülüne dokunmadan yayınlıyorum.
Orta yerde henüz ne Ombudsman kanunu var, ne de bu kanunun ne zaman, nasıl çıkacağı belli, ne de Ombudsman olmuş bir kişi var.
Süleyman Demirel isminin zikredilmiş olması bunları var yapmaz.
Bir süreden beri, Süleyman Demirel adı geçince birçok kişinin rahatsız olduğunu biliyorum. Sizinde, bunların arasında olmanıza çok şaştım.
"Oysa halk olarak biz Sayın Demirel'i ömrü boyunca Devletin avukatlığını yapmış bir kişi olarak tanırız. Siyasi yaşamı, devleti halka karşı korumakla geçmiştir." diyorsunuz.
Süleyman Demirel ömrünün 50 yılını halkın hizmetine vermiştir.
Süleyman Demirel'in bütün ömrü, Devleti, halkın devleti yapmakla geçmiştir.
Süleyman Demirel'in Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne düşman olmadığı doğrudur.
Çünkü o Türk Milleti'nin Devletidir ve bir tanedir. Herkesin Devletidir.
Süleyman Demirel 1965 Türkiye'sinde fevkalade karmaşık bir ortamda Devletin tahrip ettiği Demokrat Parti'nin devamı olan Adalet Partisi'nin Genel Başkanı olarak hür ve serbest bir seçim sonucunda yüzde 53 oy alarak 40 yaşında Başbakan olmuş bir kişidir.
Süleyman Demirel, 1969'da yine hür ve serbest bir seçimle halkın yüzde 47 oyunu alarak, yeniden tek başına iktidar olmuştur.
Süleyman Demirel, 1979'da yapılan ara seçimlerinde halkın yüzde 55 oyunu alarak, 5 Milletvekilinin 5'ini ve Kısmi Senato Seçimlerinde yüzde 47 oy alarak, 50 Senatörlüğün 33'ünü kazanan bir Partinin Genel Başkanıdır.
Süleyman Demirel'in partisi, 1981'de kapatılmıştır ve kendisi 10 sene siyasi yasağa tabi tutulmuştur.
1987'de referandumu kıl payı da olsa kazanarak yasağın kalkmasını sağlamıştır.
1991'de de, yüzde 27 oy ile birinci Parti olarak Meclis'e girmiş ve yeniden Başbakan olmuştur.
Sayın Livaneli,
Siz bu ülkede yaşamıyor musunuz?
Bütün bunları bilmiyor musunuz?
Biliyorsanız, Süleyman Demirel'i halka karşıymış gibi göstermeye vicdanınız nasıl el veriyor?
Adama sormazlar mı, bu Süleyman Demirel'i halk bunca sene niye el üstünde tutmuş?
Halkın verdiği iktidar iki defa elinden alınmış, yine halktan iktidar almaya devam etmiş bir ikinci Süleyman Demirel gösterin.
Nihayet, Devlet ile halkı birbirine düşmanmış gibi göstererek hangisinin yanındasınız münakaşasını açmanın ne gereği var.
Üstün irade milletin iradesidir.
Darbeler hariç, hep böyle oldu. Bugün de öyledir.
Süleyman Demirel bütün gücünü halktan aldı.
Doğulusu-Batılısı, Güneylisi-Kuzeylisi ile, Şehirlisi-Köylüsü ile bu ülkenin halkından gördüğü destekle hep o sayede yıllardır ayakta durdu.
Millet-Devlet ve Süleyman Demirel hakkındaki iddialaranızı; yukarda ifade ettiğim gerçekler ışığında bir kere daha değerlendirmenizi tavsiye ederim.
En iyi dileklerimle.
Süleyman Demirel