Yunanistan, Türkiye konusunda oldukça ilginç bir politika izliyor.. Bir yandan, görülmemiş ölçüde "silahlanıyor", bir yandan da, bizim için, "dost ve müttefik ülke" edebiyatı yapıyor..
Bir yandan, "Ermenistan, Suriye ve İran" gibi ülkelerle tuhaf yatak arkadaşları peydahlayıp askeri ilişkilerini artırıyor, bir yandan da bize "Daha da dost olalım" mesajları gönderiyor..
Yunanistan'ın komşularının nitelikleri, onların bu ölçüde silahlanmasını, üstelik saldırı türünde sayılan bir silahlanmaya gitmesini gerektirecek hiçbir şey yok ortada..
Yunanistan'la dost olmasına olalım.. Buna kimsenin en ufak bir itirazı yok.. Olmalalı da..
Ama gel gelelim, özellikle silah alımlarında, Atina, Ege'deki dengeyi değiştirmeye yönelik ölçüsüzlüklere ulaşırsa, Türkiye'nin de, bu dengeyi yeniden sağlamak için yeni silahlar almasına eli mahkum..
Mantık bunu söylüyor..
Türkiye'de belli kadro ve isimler, Ege'de barış için yıllardır en iyi niyetleriyle uğraşıyorlar.. Buna medya mensupları da dahil..
Ancak, Yunanistan'in bu silahlanma çılgınlığını görünce, ister istemez aklımıza bazı sorular geliyor.. Şöyle ki:
1. Acaba Türkiye'den gönderilen mesajlar, yerine ulaşmıyor mu?
2. Bu mesajlar, Yunanistan'ı yönetenler tarafından doğru algılanmıyor mu?
3. Yunanistan'ı yönetenler içinde, Türkiye ile ilişkiler konusunda bir fikir birliği yok mu?
4. Atina'daki güç odakları arasında, Türkiye politikası konusunda bir tür çekişme mi yaşanıyor?
Bunlar, bir çırpıda aklımıza gelen sorular..
Ama, bizimkilerin, zaman zaman da olsa, bu gerçekleri de Yunanlı dostlarına söylemeleri lâzım.
Örneğin Şarık Tara, Rahmi Koç gibi işadamlarımızın, Zülfü Livaneli gibi sanatçı dostlarımızın, Oktay Ekşi gibi ağabeylerimizin, bu gerçekleri de her platformda dile getirmeleri gerekiyor..
Bizler, Yunanlılar'a, bu tür kararların iki ülke arasında esen olumlu rüzgârları, olumsuza çevirmekten başka bir işe yaramayacağını ısrarla vurgulamalıyız..
İnanıyoruz ki, bizlerin Atina'ya göndereceğimiz bu tür mesajları, onlar da kendi yetkililerine ulaştıracak ve kendi hükümetlerinin daha sağlıklı tutum izlemesini sağlayabileceklerdir..
İki ülke sanatçılarının, modacılarının, gazetecilerinin, hatta Dışişleri Bakanları'nın bir araya gelmeleri iyi hoş da, bu temaslar, bu tür sorunların çözülmesi için yeterli olmuyor.. Olamayacağı da, Atina'nın son silahlanma paketi ile açığa çıkmış durumda..
Atina'nın bu tutumu yüzünden, mantık ister istemez, Yunanistan konusunda eski şüphelerin, yeniden gündeme gelmesine neden oluyor..
Oysa bunlara hiç gerek yok..
Ortada bir Ege Denizi ve bu denizin iki yakasında oturan insanlar, dost olarak yaşamak zorundadırlar..
Türkiye ve Yunanistan'ın, birlikte dünya platformuna çıkarak yapabilecekleri o kadar önemli işler var ki..
Dünyayı yeniden keşfetmenin alemi yok..
Soralım bakalım Yunanistan'ın yetkililerine:
"Bu silahları kime karşı kullanmak için alıyorsunuz? Gelin vazgeçin bu işten.. O milyarlarca doları, insanlarınızın daha da refahı için harcayın.."
Durup dururken esen bu hoş rüzgarları durdurmayın Atina'daki dostlar.. Sakın ola ki bu hatayı yapmayın.. Bizim gibi düşünenlere destek verin ki, sonuçta orada sizler, burada bizler kazanalım barışı..