kapat

06.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Ata Yatirim
Sofra
Motivasyon
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Foça'daki orman kanunu doğru çıktı

Geçen hafta Foça'da Orman Bakanlığı'nın bazı tapulu arazilere el koyduğunu öğrendiğimi yazmıştım. Kısa bir süre sonra da Orman Bakanlığı'nın orman kanunu uygularcasına el koyduğu arazilerin jandarmaya devredildiği haberi gelmişti.

Hafta sonu Foça'yı ziyaret ettim. Gerçekten de tapulu arazilere el konup jandarmaya devredilmiş.

Foça'ya giderken bu uygulamadan zarar gören vatandaşların avukatlarıyla görüştüm ve zarara uğrayan vatandaşları da görmek istediğimi söyledim. Avukatlar zarara giren vatandaşlardan bir kısmını kaldığım otelde görüşmeye getirdiler. Hepsini şaşırarak dinledim, meğer Türkiye'de herşey olabilirmiş.

İlk sözü büyük üniversitelerimizden birinde görevli vatandaş aldı. 1973 yılında deniz kıyısında 8 dönüm tarla satın aldığını söyleyerek "Tarlanın tapusu vardı, üzerinde hiçbir pürüz yoktu, bu nedenle güvenle aldık" dedi. Üniversite görevlisi satın aldıkları tarlaya karadan gidilemediğini belirterek "Burayı sadece denizden ulaşıma açık, bir kamping yapacaktık. Hiçbir şekilde ev yapmayı buradan para kazanmayı düşünmedik" diyerek şöyle konuştu: "Burası Akdeniz'in en güzel koylarından biri. Buranın SİT alanı ilan edileceğini duyunca üniversitedeki çevremi de kullanarak destek oldum, böylelikle hem bizim arazimiz hem de bütün çevre bozulmadan kalabilecekti."

Arazisi şimdi elinden alınan vatandaş herşeyin 1997'de değişmeye başladığını söyleyerek başına geyleni şöyle anlattı: "Bir gün haber aldık ki, jandarma bizim araziye doğru bir yol açmaya başlamış. Bu nedenle pek çok zeytin ağacını da kesmiş. Daha sonra da etrafı dikenli telle çevirmişler. İçeri giriş çıkışı tamamen yasaklamışlar. Tabii hemen harekete geçtik, jandarma genel komutanlığına başvurduk, verdikleri cevapta Orman Bakanlığı'nın tapuları iptal edeceğini bildirdiler. Yani jandarma Bakanlığıın kararını biliyor, ama bunu beklemiyor bile ve araziyi işgal ediyor."

Zeytinlik orman olmuş
Bir başka zarar görenler de Foça'lı iki kardeş. Onların da çok geniş arazileri var. Arazinin üzeri zeytin ağaçları ile kaplı. Üstelik onların tapuları 1960'lı yıllardan beri var. Ancak bir gün arazilerinin etrafında jandarma nöbet tutmaya başlıyor. İki kardeş zeytinleri toplamak için gittiklerinde arazilerine giremiyorlar, çünkü yasak. Zarar gören vatandaş nereye başvursa bir sonuç alamıyor, sadece jandarma komutanı biraz insafa geliyor ve geçen yıl zeytinin bir kısmının toplanmasına izin veriyor.

Yeni alınmış arsa
Konuştuğum zarar gören vatandaşlardan biri de yeni evli çiftti. İçinde eski bir ev olan, denize uzak bir arazi satın almışlar. Amaçları küçük bir çiftlik yapmak. Ellerinde tapuları da var. Ama tam arazilerine yerleşmeye gitmişler, etrafları jandarma ile çevrilmiş. Şaşırmışlar tabii de yapılacak bir şey yok. Şimdi bekliyorlar. Orman Bakanlığı'nın verdiği orman kanunu gibi kararın bozulması için mahkeme kapısını aşındırıyorlar.

Jandarma "biz olmasak burası biter"
Foça'daki olay Foça 7. Jandarma Komando Tugayı'nı aşıyor elbette. Bu nedenle konuştuğum bazı subaylar yeterli bilgi veremedi. Ancak "Eğer burada jandarma olmasaydı, bölge tamamen talan edilirdi" dediler. Jandarma bölge için ayrıca yangın açısından da güvence. Gerçekten de Foça Ege'nin en güzel yerlerinden. Ormanları, eşsiz koyları, temiz denizi ile nadide bir bölge. Elbette bu bölgenin de talan edilmesi hepimizi üzer. Ancak zaten SİT alanı içinde olan tapulu arazilere orman kanunu uygulayarak el koymak herhalde hiç kimseye yakışmaz.

Küçük ayrıntılar
Bugün bazı küçük ayrıntılardan söz etmek istiyorum. Aslında bu küçük ayrıntılar arkasında büyük sorunları taşıyor, çünkü herşey bu küçüklerden başlıyor.

Örneğin bir benzin istasyonunda tuvalete gidiyorsunuz, kapıda "500 bin lira" yazıyor. Bunun kıstası nedir acaba, neden 250 değil de 500 örneğin, ya da 1 milyon değil? Ayrıca bir hizmet karşılığı para talep ediliyorsa bunun fişinin de kesilmesi, dolayısıyla devlete vergi ödenmesi gerekiyor.

Aynı şekilde sokaklardaki otoparkçılar da öyle. Burası bir buçuk milyon diyor, kolunda da vakıf gibi bir kurumun adı yazılı. Ama fiş yok.

Bir lokantaya, sinemaya, tiyatroya gittiğinizde vestiyerler var, paltonunuzu bırakıyorsunuz. Vestiyerde bir milyon lira yazıyor. Neye göre bir milyon. Bu tür hizmetler bahşişle olur, fiyat koyarsanız fiş vermek zorundasınız.

Bu konular hepimize çok küçük geliyor "Canım şimdi 500 bin lirayla mı uğraşacağız" diyoruz. Sonra bir gün geliyor büyüklere de böyle duyarsız oluyoruz.

Hayatı idame ettirme eğitim alanı
Foça'da el konulan tapulu arazinin çevresi dikenli telle çevrilmiş. Sadece bir giriş yeri bırakılmış, buraya da nöbetçi dikilmiş. Bu girişte "Hayatı idame ettirme eğitim merkezi' yazıyor. Hayatı idame ettirme bir komando deyimi. Burada amaç hiçbirşey yokken hayatı sürdürme savaşı vermek. Komando herşeyi kendi yapıyor, gerekirse kertenkele yiyor, gerekirse pis su içiyor, ama hayatta kalıyor. Bu sefer her nasılsa hayatı idame ettirme eğitimi deniz kıyısında zeytinliklerin altında kurulmuş. Geçerken nöbetçi askere sordum "Aşağıda ne var, bak orada kadınlar geziyor" diye sordum. Asker güldü "Subaylara plaj yapılıyor" dedi. Arazi sahibi ise ağlayacak gibi oldu.

Tapular duruyor ama dinleyen kim
Foça'da el konulan arazilerin hepsinin tapusu var. Hele bazıları 1960 öncesinin tapuları. Bunlar daha sonra yeni tapu kayıtlarıyla değiştirilmiş. Şimdi hiçcbir işe yaramıyor, çünkü orman bakanlığı keyfi bir kararla tapuları iptal ettiriyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır