Şeffaflık iyi bir şey ama ayarında olduğu zaman.. Ölçüsü kaçınca iyi niyetle yapılmış eleştiriler bile zarar veriyor.
Hem kurumlara, hem amaca, hem de iyi niyetle bu eleştirileri yapanlara..
Bölücü ve irticai eylemlere karışmış memurların işten atılmasını öngören KHK konusunda Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın kapalı devre çözmeleri gereken ihtilâflarına kamuoyunu taraf yapmaları bir hataydı..
Cumhurbaşkanı bu durumdaki memurların temizlenmesi gereğini kabul ettiği halde yarattığı sonuç, onu irtica odaklarının kurtarıcısı görüntüsüne haksız olarak itti.
Şimdi Adalet Bakanı aynı tehlike altında..
Önce Genelkurmay Başkanı'nın, sonra Danıştay Başkanı'nın, yargıya sızmış gericilerle ilgili demeçleri, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ü, görev sorumluluğu refleksi ile savunma durumuna geçirdi.
Bakan Türk dün "Hakim ve savcılarla ilgili kimin elinde bilgi, delil varsa yetkililere, Adalet Bakanlığı'na iletmekle görevlidir. Bunu yapmayanlar görevini yerine getirmemiş olurlar" dedi.
Bu savunma, bir karşı saldırı da içeriyor.
Ve irtica cephesi keyifle tırnak kaşıyor..
Atışmanın cazibesine kapılan yetkililer, yarın yeni kışkırtma tuzaklarına düşebilirler.
Ve memur kararnamesine imza attığı unutularak Adalet Bakanı, Fethullahçıları korumak için manevra yapan bir siyasetçi olarak damgalanabilir.
Doğru sözü Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin söyledi:
"Bu tartışmaların anlamı yok!"
Çünkü ulu orta tartışmalar, göreve ihanet niteliğindeki bir adi suça siyasi rütbe kazandırıyor. Ve irticayı tehdit sayan cepheyi sürekli yıpratıyor.
Çözüm artık hükümetle meclisin işidir.
İrticanın ne kadar ciddi bir tehdit olduğunu anlayan anladı. Anlamak istemeyenler de nasıl olsa ikna edilemez.
Öyleyse çözüme katkıda bulunmak isteyenler bundan sonra öcü üretmesinler, mümkünse öneri getirsinler.
Yasama sürecinde şimdi teknik yardıma ihtiyaç var!
Başka kapıya..
İMF, hasta ekonomilerin başvurduğu bir kliniktir. Cottarelli de bu kliniğin, isteğimiz üzerine bize tahsisli hekimi..
Cottarelli muayene ve tahlilleri yaptı, reçeteyi de yazdı:
1. 2001 bütçesinde harcamalar büyümesin;
2. Ek vergiler yeni yılda da devam etsin;
3. Lüks ithal otolardan ek vergi alınsın;
4. Tüketimi caydırmak için Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu arttırılsın.
Bu çareler, yine kümesteki kazların yeniden yolunması sonucunu doğuracak.
Kazların üstünde tüy kalmadığını, ek kaynak yaratmak gerekiyorsa bunun artık sadece devlet israfını önlemekle mümkün olabileceğini Cottarelli bilmese bile hükümetin görmesi gerekmez mi?
Para lâzımsa hükümet, bankalarını batıranların yakasına yapışsın..
8.3 milyar dolar onlarda duruyor..
Partili yandaşlarını doldurmak için Emlâkbank'ın ve Telekom'un özelleştirilmesine direnen iki MHP'li bakanı Başbakan ikna etsin. Edemiyorsa istifalarını istesin.
Burada da en az 10 milyar dolar bekliyor.
Sonbaharda Türkiye'ye büyük ölçekte yabancı sermaye gelmesi hayal ediliyor.
Böyle bir ülkeye kim para getirir?