kapat

01.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Motivasyon
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MEHMET NURİ YILMAZ

İslam dünyası ve gerileme sorunu

İslam dünyasının geri kalmışlığı, yaklaşık son yüz elli yıldan beri hem batılı, hem de ülkemiz aydınları tarafından yoğun olarak gündeme getirilmiş olan bir meseledir. Aslında İslam dininin ilme, eğitime ve iktisadi kalkınmaya verdiği değer ortadadır. Ancak bu gerçeğin yeterince kavranamaması ve maddeci akımların da etkisiyle, bazı çevrelerce yanlış ve önyargılı yaklaşımlar ileriye sürülmektedir.

Osmanlı devletinin üst makamlarında görev yapmış ve Tanzimat Devri şairlerinden olan Ziya Paşa;

İslam imiş devlete pabend-i terakki

Evvel yok idi iş bu rivayet yeni çıktı

diyerek kendi devrindeki aydınların İslam hakkındaki yanlış kanaatlerinden şikayetçi olmuştur.

İslam ve ilim konusunda bir konferans veren ve bunun metnini kitapçık halinde neşreden Fransız düşünürü Ernest Renan'ın İslam ile ilgili olumsuz iddia ve tezlerini ret için, Cemaleddin Efgani, Namık Kemal, Ali Ferruh ve Ataullah Bayezidof reddiye türünde eserler yazmışlardır.

İslam'ı eleştirenler konuyu çağdaşlaşma ve pozitivist tarih anlayışı açısından tek yanlı olarak değerlendiriyor, fatalist ve determinist bir mantık anlayışıyla dogmatik bir çerçevede inceliyor ve modern çağda dinin önemi ve yerini inkar ediyorlardı.

Din önem kazandı
Halbuki son elli-altmış yıllık ilmi ve sosyalist gelişmeler, dinin bütün toplumlarda yeniden önem ve aktüel değer kazandığı bir sürece yönelmiş; materyalistlerin iddiaları çürütülmüştür.

İslam ülkelerinin geri kalmışlıklarına bakılarak, İslam dininin gelişmeye engel olduğu ve Müslümanlar'ın medeniyete katkı sağlamadıkları iddiası tarihi hakikatlerle bağdaşmaz. İbn-i Sina, İbn-i Rüşd, Farabi, İbn-i Miskeveyh, İbn-i Haldun, Ebubekir er-Razi, Biruni, Ali Kuşcu, İsmail Gelenbevi, Hoca Tahsin, Hoca İshak ve yüzlerce bilgin, dünya bilim tarihine yerleşmişlerdir.

İslam medeniyetinin Batı karşısında geri kalmasına iç ve dış sebepler neden olmuştur. Ticaret yollarının okyanuslara kayması, kıymetli madenlerin bol olduğu Amerika Kıtası'nın keşfi ve getirilen bol hammadde ile Avrupa'da gelişen yeni ekonomik anlayış, Moğol istilası, haçlı seferleri gibi İslam dünyası dışında meydana gelen gelişmeler dış sebeplerdir.

İç nedenlerin etkisi
Müslümanlar'ın içtihat kapısını kapatmaları, bilimi ihmal etmeleri, dar kalıplar içinde kalıp şekilcilik ve detaylara bağlanmaları, mezhep taassubuna kapılmaları, Kitap ve Sahih Sünnet'e dayanan asli hükümler ile belirli imkan ve şartlara göre verilen içtihadi hükümleri aynı değerde tutmaları gibi hususlar da İslam dünyasının geri kalmasına sebebiyet veren iç sebeplerdir.

İslam dininin ilmi metodolojisi, ilerlemeye ve yeni gelişmelere teşvik eden unsurlara sahiptir. Kuran-ı Kerim ve Hz. Peygamberin Sahih Sünneti, İslam'ın sabit ve temel kaynağını teşkil ederken; içtihat, yeni durumlar ve yeni meseleler karşısında hukuk bilginlerine zorunlu görevler yükleyen yeni yeni açılımlar getirmektedir.

Bugün, bütün toplumu ihata edecek, birleştirici ve aynı zamanda bilimsel nitelikli bir konsensüsün oluşmasını sağlayacak hedefe yönelmenin zamanı gelmiştir.

Son dönemlerde gerek ülkemizde gerekse yurt dışında gerçekleştirilen uluslararası nitelikli toplantılarda bu hususta önemli mesafeler katedilmiştir.

Gelecek yazıda buluşmak üzere.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır