


Dil yaresi
Basını, diledikleri zaman kaynak gösteriyorlar...
Bu haberler gazetelerde çok yayınlandı diyerek bizi şahit olarak kullanıyorlar.
Ama hoşlanmadıkları bir şey oldu mu, haberlerimizi asılsız ilan ediyorlar.
*
Demeç vermeye çok meraklı olanlar, sonradan pişman olacakları her lafa maksadını aşmış cümleler diye bir kılıf da bulmuşlardır.
Ne demek maksadını aşmış.
Türkçe konuşuyoruz.
Ne söyleyeceksen söyle... Eğer söylemek istemiyorsan da sus, konuşma.
*
Ama siyasetçisinden san'atçısına, sporcusuna kadar... Kapı aralığında, merdiven boşluğunda, asansör sahanlığında... her soruya maydanoz tipler, o kadar çok ki...
Mikrofon görünce dayanamıyorlar.
Kamera görünce, kendilerini tutamıyorlar.
Sürekli konuşuyorlar.
Tepki alınca da:
- Efendim, sözlerim çarpıtılmış.
*
Her gün konuşursanız, elbet saçmalarsınız.
Aynı siyasetçiyi, aynı gün, 5-6 kanalda birden görüyoruz.
Öyle san'atçılar var ki, bazı televizyonların spikerlerinden daha çok arz-ı endam ediyorlar.
Sporcular, ayrı bir âlem... Maç sonrası, nefes nefese mikrofona uzanıp Haakem'i eleştiriyorlar... Hakem demeyi bir türlü öğrenemediler... Tıpkı laik demeyi hala öğrenemeyen milletvekilleri gibi.
*
Peki, biz ne yapalım?
İşimiz habercilik.
Bulmuşuz böyle madenleri... dayıyoruz mikrofonu, onları bülbül gibi konuşturuyoruz.
Malzeme bol.
Maşallah... ben bu konuyu bilmem diyeni hiç yok. Her biri, her dalda uzman...
Yazınca kabahat oluyor.
Maksadını aşan cümleler inci gibi dökülüyor.
Maksadını aşan...
Şimdi de bu çıktı.
Şimdi dediğim, yani, son yıllarda.
*
Bir de açıklama gönderirler ki, sütunlara sığmaz.
Önceden söyleriz:
- Beyefendi, kısa olsun.
Hayır...
Koca bir köşeyi bazen işgal ederler...
Özüne baksanız, tekzip değil, tavzih değil... Bilakis, sizi doğruluyor...
Öf... İmla hatalarını düzeltmek de ayrı bir ömür törpüsü.
*
Bunları kendim için söylüyor değilim... Benim köşemde pek ender olur böyle şeyler... Fırsat vermem.
Ama genelde ayıp edildiğini söyleyebilirim.
Son günlerde, kulağımla duyduğum, gözümle gördüğüm öyle konular var ki, onların bile inkâr edildiğini hayretle seyretmekteyim.
İşte... eline, diline, beline, kemiğine sahip olamayan insanlara muhatap oluyoruz bazen...
Ne denir?
- Dil yâresini andıracak yâre bulunmaz.