kapat

01.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Motivasyon
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Bir depremzede genç kız okumak istiyor

Bir yıl önceki korkunç depremde mucize eseri enkaz altından çıkarılan, aylarca tekerlekli sandalyeye mahküm olan, 4 ayrı ameliyat geçiren 18 yaşındaki Nihan Pirimoğlu , bütün bu zorluklara rağmen üniversite sınavlarını kazandı, ama şimdi nasıl okuyacağını bilemiyor.

Depremde kaybettiği babasının "Ceketimi satar yine seni okuturum" sözlerinin kulaklarından hiç çıkmadığını söyleyen Nihan Pirimoğlu'nun tek geliri annesinin Bağkur'dan aldığı 39 milyon liralık maaş. Şu anda devletten 100 milyon liralık deprem yardımı alıyorlar, ancak o da kesilecek nasıl olsa.

Geçirdiği korkunç olaya rağmen okumak için canını dişine takan Nihan Pirimoğlu ilk tercihi olan Hacettepe Üniversitesi Biyoloji bölümünü kazandı.

Elbette Nihan Pirimoğlu gibi nice başarılı ve azimli genç var, ama eğer aranızda bu genç kıza yardım kollarını açmak isteyen olursa lütfen Kanal-6 televizyonundan Melda Yücel'i arasın. Melda Yücel Kanal-6'nın (0212) 275.19.10 nolu telefondan bulunabiliyor. O size gereken herşeyi anlatacaktır.

E-mailler başladı
İkitelli'den Nişantaşı'na taşındığımızdan beri e-mailleri okuyamıyordum. Yeni binaya geçişle birlikte bilgisayar sisteminde de bazı değişiklikler yapıldı. Bu sırada benim mesaj kutusu kapalı kalmış. Dünden itibaren mesaj kutusu aktif hale geldi. Ancak 3 Ağustos'tan bu yana gelen hiçbir mesajı okuyamadım, çünkü hiçbiri kayda geçmemiş. Hem mesaj kutusunun açıldığını haber vermek, hem de bu süre içinde mesaj gönderip de, hiçbir sonuç alamadığı için sitem eden okurlardan özür dilemek istiyorum.

İnsan öldü diye mücadelesi de biter mi hiç?

Bu fotoğrafı Zincirlikuyu Mezarlığı'nda çektim. Öğretmen Vahit Başar anlaşıldığı kadarıyla tüm ömrü boyunca daha iyi bir Türkiye için mücadele etmiş. Ama ölmüş olması onu mücadeleden alıkoyamıyor. Belli ki vasiyet etmiş ve mezartaşına bu isyan ve öfke dolu şiirini yazdırmış. Siz de okuyun, bakalım katılmadığınız bir mısra bulabilecek misiniz?

O kadar çok iyi insan var ki

Aslında hep kötü örnekleri gördüğümüz için zaman zaman içimiz daralıyor. İsyan ediyoruz. Oysa inanıyorum ki kötü örnekler azınlıkta. Türkiye'nin ezici çoğunluğu dürüst, iyi, yardımsever ve sevgi dolu.

Bakın küçük bir olay anlatmak istiyorum, bu bile bize hoş bir örnek olacaktır.

Çanakkale'den dönüyoruz. Arabamın sağ ön kapı camı bozuldu ve açık kaldı. Uzun yol, ayrıca hızlı da gidiyoruz, yani camın öyle açık kalması mümkün değil.

Fakat günlerden Pazar ve yol boyunca açık bir tek yer yok. Keşan'a geldik. Bir baktım oto sanayi sitesi var, içine girdim, tabii bütün dükkanlar ve tamirhaneler kapalı. Bir umutla sokaklarını gezerken bir tamircinin açık olduğunu gördüm. Bir usta yarı aralık kapının önünde ön tarafını tamamen söktüğü bir aracı tamir ediyor, kan ter içinde. Gidip durumu anlattım ve yardım eden birini bulup bulamayacağımı sordum.

Usta elindeki işi bıraktı, "bu halde İstanbul'a kadar gitmek çok zor" dedi, takımlarını aldı, kapıyı söktü, içindeki elektrik sistemini aküyle harekete geçirdi, camı kapattı, sonra bütün söktüklerini yine yerine taktı ve "buyrun" dedi. Bu iş için neredeyse yarım saat uğraştı. Yoldan geçerken yardım isteyen biri için, üstelik hiç tanımadığı biri için kendi işinden oldu. Adını sordum Yalçın Çomak dedi. Oto elektrik teknisyeniymiş. Nasıl teşekkür edeceğimi bilemedim. Türkiye böyle işte. İyiler çoğunlukta.

Gelibolu'ya izci kampı kurulsun
Bakırköy Belediye Başkanı Ahmet Bahadırlı geldi önceki gün ziyarete. Çoktardır sözleşiyor ama bir türlü buluşmayı gerçekleştiremiyorduk. Bahadırlı İkitelli'deyken gelememişti, şimdi biraz uzaklaştık Bakırköy'den, Nişantaşı'na geldik, ama başkan bu kez denk getirdi ve geldi.

Bakırköy'le ilgili çok hoş gelişmelerden söz etti, zaman zaman değiniriz. Ama benim dünkü yazım üzerine ilginç bir öneri getirdi, onu sıcağı sıcağına aktarmak istiyorum.

Önceki gün yani Zafer Bayramı'nda bu köşede Çanakkale'ye her siyasetçinin gitmesini önermiştim. Bahadırlı da "Marmara ve Boğazlar Belediyeleri Birliği" olarak özellikle öğrenci gençliğin tarihi bilgilerini görerek geliştirmelerini sağlamak için Gelibolu'da bir izci kampı kurulmasına destek verebileceklerini söyledi.

Bahadırlı "Gençlerimiz tarihi yalnız kitaplardan okumamalı, gezerek, görerek ve en önemlisi hissederek bu gerçekleri öğrenmeli, bu da en güzel izci kamplarıyla oluyor" dedi.

Bakırköy Belediye Başkanı Marmara ve Boğazlar Belediyeler Birliği'nin bir izci kampı yapımına ve hatta yönetimine destek verebileceğini söyleyerek "Milli Eğitim Bakanlığı yer gösterebilir, biz özellikle deprem nedeniyle çadırda yaşam organizasyonu konusunda çok bilgi sahibi olduk. İzci kampını da kurarız. Türkiye'nin her yerinden öğrenciler gelir, burada kalır, tarihi yerinde yaşar" dedi.

Güzel bir öneri. Bu izci kampları Özal döneminde ne güzel yeniden canlandırılmıştı. Şimdilerde galiba öldü. Can Pulak da Gelibolu'da bir izci kampı kurdurmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Yeniden hayata geçirilmesinde büyük fayda var.

Bir nikaha bir tekerlekli sandalye
Bakırköy Belediye Başkanı'nın ilginç bir uygulamasını öğrendim. Başkan özürlülere karşı özel bir yakınlık ve hassasiyet gösteriyor. Zaten Bakırköy Belediyesi'nin girişimiyle özürlü yurttaşlara yönelik sürdürülen pekçok hizmet var. Bahadırlı nikah kıymasını isteyen vatandaşlardan bir tek şey istiyormuş; diyormuş ki "Gelir nikahınızı kıyarım, ama bana bir tane tekerlekli sandalye vereceksiniz." Bahadırlı aldığı bu tekerlekli sandalyeleri Bakırköy'de ya da başka bir yerde ihtiyaç sahiplerine gönderiyormuş. Güzel.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır