kapat

01.09.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Motivasyon
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Yapay burjuvazide tatil modası

Türkiye'de "tatilcilik modası","çağdaşlık"la eşanlama geldi nerdeyse.

Hayatın tadını tatillerde çıkarmak.

Peki, nedir hayatın tadı?

Asfalt yolları palmiyeli bir deniz kıyısı otelinin geniş terasındaki titrek mumlarla süslenmiş bir akşam yemeği masasında; müzik dinleyerek ya balık, ya et yemek; önce viski, sonra şarapla... Tabii bir de minibar'lı ve geniş yataklı bir oda olacak denize bakan katlarda... Ve de klimalı...

Buna distokek danslarıyla, plaj eğlencelerini de ekleyince; dört dörtlük bir "hayatın tadı" çıkar karşınıza..

Keşke hayatın tadı, bu kadar basit ve kolay çıkabilseydi...

"Tatilcilik modası"nın arka planında bankamatik kartlarının borcu bulunmasaydı..

Harcanan paraların gelir kaynakları da saydam olsaydı. Ve yan bilinçde, içi boş tabut taşıyan cenaze arabalarına benzer, kaygılar dolaşmasaydı..

Tatil aşkları evliliğe dönüşecek mi, dönüşmeyecek mi; soruları, kürek çekip durmasaydı abartmalı bir burjuva taklitçiliği içinde.

Ya pilül, yahut spiral güvenceleri de bazen boşa çıktığında; kürtaj eza ve cefası...

Al sana hayatın tadını...

Alt düzey kavgalar, sinir krizleri ve araba kazaları da cabası..

Tüketim ekonomileri, modalara sürükler durur sıradan insanları.. Sanki moda dışı kalırsan, çağdaş sayılmazmışsın gibi.

Ve denize bakan palmiyeli bir otel bahçesi... Yemekte et, yahut balık ve şarap... Bir de müzikle, minibarlı yatak odası..

Kişinin kendi öz dünyasında bu kadarcık bir ortamı yaratması çok mu zordur acaba?

Bir şişe viski, bir şişe şarap; yarım kilo et, yahut balık ve radyoda FM müziği... Yahut bir CD... Nasıl olsa bir de yatak odası vardır..

Yok, ille de deniz kıyısı istiyorsan; deniz kıyıları lokanta dolu. Bunun moda neresinde ve bunun için ne gerek var tatile?

Türkiye hiç bir zaman gerçek bir burjuvazi evresinden geçmedi. Geçmiş olsa, hala daha 46 milyon köylüsü; ithalatıyla ihracatı arasında 20 milyar dolar fark ve adam başına düşen ulusal gelir sıralamasında 93. sırada, yani nerdeyse Afrika ülkeleri düzeyinde mi olurdu?

Ama burjuva taklitçiliği... Allah Allah...

Bir kuşak önceki kasabalıların, cep telefonlarıyla konuşarak adım adım yürümeleri caddelerde..

Nasıl bir gelir kaynağından edinildiği belirsiz, son model arabalarla gece yarısı yarışları asfaltlarda...

"Maalesef bizde..." diye başlayan sözde gerçek bir burjuva ağzıyla eleştirmeler genel hödüklükleri.. Ve kendi dilinde doğru dürüst dört satır yazamamak.. Telefonlarda da, önce kendini tanıtmak yerine, "kimsiniz" diye sorarak başlamak konuşmaya...

Saydamlığın gelişmesiyle tatil modalarında da, "hayatın tadı" şemalarında da, görünmez depremler yaşanacağa benzer.

"Pompei'nin son günleri"ni andıran bir tatilcilik modasıyla, burjuva taklitçiliği; çok daha uzun sürmez, ulusal gelir dağılımı tam bir rezalet olan ve 20. Yüzyıl'ı da tam bir fiyaskoyla ıskalamış, böyle bir ülkede.

Tatil mevsimleri değişmese de, tatili değerlendirenlerin nitelikleri değişecektir.

Nasıl ki, 40 yıl öncesi İstanbul'unun da, yazlık sayfiyeleri; yapsatçı yağmasına uğrayarak şiddetli bir depremin kurban adayları arasına girdi. Kasaba, İstanbul Dükalığı'nın yüzeysel burjuvazisini darma duman etti.

Şimdi sıra kasaba kökenli burjuva taklitçiliğinde...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır