
Zehir zemberek
Nur cemaati lideri Fethullah Gülen hakkında 10 yıl hapis istemiyle Ankara DGM'de dün dava açıldı.
DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, Fethullah Hoca'yı, "laik düzeni değiştirerek yerine teokratik İslâm diktatörlüğü tesis etmek için gizli örgüt kurmak"la suçluyor.
Savcı Yüksel'in 79 sayfalık iddianamesinde "dudak uçuklatacak" suçlamalar var:
Fethullah Hoca'nın sermaye ve eğitim yapılanması, sızma yoluyla devlet içinde oluşturduğu güç, siyasetle kurduğu ilişkiler, "ülkemizdeki en güçlü ve etkin irticai örgüt"ü yaratmıştır.
İddianameye göre Fethullah Gülen, devlete karşı savaş vererek hedefine ulaşmanın yıpratıcı olacağını teşhis ettiği için devleti içinden ele geçirmeyi, yerel yönetimler ve sivil alanda örgütlenmeyi seçmiştir.
Hiç bir kuvvet tarafından geri adım atmaya zorlanamayacağı güne kadar ılımlı görüntüsü ile bir yandan şeriat devleti için gerekli gördüğü gençleri yetiştirecek, bir yandan siyasi destekle orduya karşı denge oluşturmak amacıyla poliste güçlenecek, bir yandan da Silâhlı Kuvvetler'e sızmanın yolunu arayacaktır.
Hasan Sabbah komplosu
Orduya sızma konusunda iddianame iki yöntemin uygulandığını belirtiyor:
1. Subay ve astsubay çocuklarını kendi okullarına ve deshanelerine kaydettirip sonra askeri okullara sokmaya çalışmaktadırlar.
2. Kendine bağlı, kültür düzeyi yüksek, türban takmayan bayanların askeri öğrencilerle tanışmaları ve evlenmelerinin sağlanabilmesi için gerekli yapılanmaya gidilmiştir.
İddianame, bir Hasan Sabbah komplosunun çağdaş uyarlaması gibi.
Suçlamalardan siyaset ve bürokrasi de payını fazlasıyla oluyor.
Fethullah Hoca'nın "Finans desteği için partileri ve bürokratları kullandığı, bu kişiler vasıtasıyla devlet imkânlarından yararlanmasına göz yumulduğu sonucuna varılmıştır" deniyor.
Bu suçlamalar hangi delillere dayanıyor?
Bu da bir "erken vuruş"
Fethullah Hoca o ünlü kasetinde, yandaşlarına "adliyede, mülkiyede ve öteki hayati kurumlarda kendilerini saklayarak yükselmelerini, ayrıca erken vuruşlardan sakınmalarını" öğütlüyor ve şöyle diyordu:
"Bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephenize çekeceğiniz ana kadar her adım erken sayılır.."
Herhalde savcı, en az bu kaset kadar güçlü başka delillere de sahip bulunuyordur.
Çünkü bu noktadan sonra etki altında kalmayan bir mahkeme, adalet için ve Türkiye'nin dış imajı bakımından çok önemli.
Gülen için Ankara DGM'nin verdiği tutuklamayı kaldıran İstanbul DGM kararını eleştirirken Genelkurmay Başkanı'nın "Bunlar yargıya da sızmış durumdalar" diye kanaat açıklaması hata olmuştur.
Mahkeme bu sözlerden etkilenmese bile çıkacak bir mahkumiyet kararı, yıpratıcı tartışmaların kozu olarak kullanılacaktır.
Delillerin yalnız mahkemeyi değil toplum vicdanını da tatmin edecek güçte olması, şimdi daha önem kazanmıştır..