  
Park
ÜSKÜDAR'dan taksiye bindim; şoföre beni sahil yolu ve E-5 üzerinden Göztepe'ye götürmesini rica ettim. Sahil yolu sağa ve solu yanyana çift sıra halinde park etmiş araçlarla bloke edilmişti. Bize ise bunların arasından, sadece bir tek aracın geçebileceği koridordan, Harem'e doğru ilerleme mücadelesi vermek düşüyordu. "Mücadele" diyorum; çünkü bir de, babasının tapulu buğday tarlasında keyfe keder traktör sürer gibi, manzara seyrederek 8-10 kilometre hızla yol alan araçlar vardı. Nitekim bizim önümüze de beyaz bir panelvan geçmişti. Ağır-aksak gidiyor, arkasında oluşturduğu "zoraki konvoy"un ancak kaplumbağa hızıyla ilerlemesine izin veriyordu. Ancak Harem otogarı civarında panelvanı sollama olanağı bulabildik. Bizim şoför camı açıp panelvanın sürücüsüne, "Birader, yolu böyle kapatmaya ne hakkın var?" diye sitem edecek oldu. Yanıt, silme sıvama bir küfür sağanağı olarak geldi. Genç taksi şoförü terbiyesizliğe karşılık verip işi uzatmadı. Şu espriyi yaptı:
"ABİ, bizim millet cezadan korkmuyor. İşte görüyorsun, şu Üsküdar-Harem sahil yolunu sağlı sollu park edip kördüğüm ediyor. Polis de karışmıyor. Bence her 10 metrede bir 'Park ücreti 100 milyon liradır' diye tabelalar asılsa, Allah seni inandırsın bunların bir tanesini göremezsin."
ACI acı güldük. Üsküdar-Harem sahil yolu evet, manzarası güzel bir yol. Ama Üsküdar'ı sahilden E-5'e bağlayan önemli bir arter. Bu yoldan acele işi olanlar, kritik hasta taşıyan ambülanslar da geçiyor. Böyle sorumsuzca, ilkelce, saygısızca bir işgal, öyle bir an gelir ki "cinayet" boyutlarına ulaşır. Yetkili, sorumlu makamların bu gerçeğe göz-kulak tıkaması çok acı, çok ayıp.
|