


O zaten ombudsman
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel beş yüz milyar lirayı reddetti... Olay ile ilgili ayrıntılar şöyle...
30 Ağustos, Çarşamba, saat 11.30.
Güniz Sokak 31'e, İstanbul'dan iki televizyoncu konuk geldi.
Biri "yapımcı" Fatih Aksoy.
Diğeri "yardımcısı" Meltem Kayal.
İki TV'ci, Demirel'e dediler ki:
- Efendim... TV'de bir yarışma programı var... Adı... Beş yüz milyarı kim ister?
- Biliyorum.
- Programa katılanlara değişik sorular soruluyor... Tamamını bilen beş yüz milyar kazanıyor.
- İzledim... Biliyorum.
- Efendim, sizden bir ricamız var.
- Nedir?
- Siz bunca yıllık deneyimizle... Engin bilgi birikiminizle... Ve herkesin takdir ettiği hafızanızla... "Bir bilen" unvanına hak kazandınız.
- Teşekkür ederim. Benden ne istiyorsunuz?
- Efendim... Her şeyi bildiğinize göre... Bizim programa katılın... Yeni yayın yılını sizinle açalım... Soruları cevaplandırın... Beş yüz milyarı alın... Sonra da... Nereye istiyorsanız bağışlayın.
- İyi de ben, fikri bazdaki olayların içindeyim... O nedenle... Bahsettiğiniz tarzdaki bir yarışma programında yer almamın doğru olmayacağı düşüncesindeyim.
TV'ciler bir süre sustular.
Ve "son kararınız mı" dercesine Demirel'e baktılar.
Süleyman Bey güldü:
- Son kararım... Ama kapım her zaman size açık... Ne zaman isterseniz, buyrun, gelin.
***
Demirel'in dün "medyadan konukları" çoktu. Ve herkes de "Kamu Başdenetçiliği... Başhakemlik... Ombudsmanlık" konusunu soruyordu.
Aslında...
Ombudsmanlık "Demirel için yeni bir şey değil ki."
O zaten, bir süredir "bu işi fiilen yapıyor."
Örneğin...
Vatandaş geliyor, derdini Demirel'e anlatıyor.
Süleyman Bey de "hükümeti" arıyor:
- Çözün bu işi.
***
Geçenlerde Enerji Bakanı Cumhur Ersümer, Güniz Sokak-31'e geldi.
"Enerji konularını" anlattı.
Baba:
- İyi de... Hızlandırın.
- Doğru söylüyorsunuz efendim... Enerji üretiminde kullanılan akaryakıttan alınan vergi azaltılırsa... Enerji üretimi artacak.
- Yerinde bir düşünce... Hemen uygulayın.
- Uygulayamıyoruz, engel var.
- Nasıl engel?
- Sayın Maliye Bakanı diyor ki "bunu yaparsam vergi gelirim azalır."
- Maliye Bakanı da haklı ama... Türkiye'nin karanlıkta kalmaması için... Senin önerinin uygulanması şart.
Ve sonuç...
Süleyman Demirel, Maliye Bakanı Sümer Oral'ı aradı.
Sümer Bey Güniz Sokak-31'e geldi.
Baba:
- Vergi gelirleri azalmamalı... Fakat, bir enerji krizi de doğmamalı... Faturası çok ağır olur... O nedenle... Cumhur Bey'in söylediğini yapmakta fayda var.
Ve "İki Bakan arasındaki sorun" çözüldü.
***
- Sayın Demirel... Çankaya'dan ayrıldıktan sonra... Enerji Bakanı ile kaç kez görüştünüz?
- Üç, dört kez.
- Ne konuştunuz?
- Enerji projeleri var... Destekliyorum... Onların durumunu... Akıbetini konuşuyoruz.
- Başka "kimlerle" konuşuyorsunuz?
-Herkesle... Milli Eğitim Bakanı ile... Kültür Bakanı ile... Deprem konutları çok önemli, Bayındırlık Bakanı ile konuşuyorum... Sonra... Maliye Bakanı ile.
- Hatta... İki Bakan arasında uyuşmazlık varsa... Araya giriyorsunuz.
- O dediğin çok fazla değil... Daha ziyade vatandaşın karşılaştığı sorunlar var... Önemli meseleler var... Şikayetleri yönetime iletiyorum... Takip ediyorum.
- Yani... Bu yaptığınız zaten... Ombudsmanlık denen işin bir parçası.
- Karıştırma şimdi onu.