kapat

31.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Motivasyon
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


İsrail'in Türkiye kaygısı...

Son haftalarda Türkiye'nin Ortadoğu'da hareketlendiği dikkat çekiyor. İsrail Başbakanı Ehud Barak, Ankara'ya ani ziyareti de bunun göstergesi. Bu "artan trafik" neyin nesidir? Türkiye, Ortadoğu politikasında bir "kalın profil" çizmeye mi başladı? Türkiye, Ortadoğu'da "ağırlığını" mı koyuyor?

İsrail basınında yer alan haber ve yorumlar ve Türk basınının Barak ziyareti ertesinde attığı başlıklar, farklı bir boyuta işaret ediyor. Yeni Binyıl'ın manşeti şöyleydi: "İhale ziyareti"... Devam sayfasındaki başlık ise daha da açıklayıcı: "Barak'ı ihaleler getirdi"...

Nereden baksanız, İsrail'de Türkiye'ye ilişkin bir tedirginlik söz konusu. Konu, savunma sanayii ihalelerinin ötesine gidiyor. Aslında, milyarlarca dolarlık üç ihalenin İsrail'in avucundan kayması, "siyasi anlamlar" içeren gelişmelerle bağlantılı. Nitekim, Sami Kohen, bu duruma şu satırlarla işaret etti: "İsrailliler bu konuya sadece 'iki-üç ihale kazanamama' gözüyle bakmıyorlar. Bir İsrailli diplomatın deyişi ile, İsrail'in nazarında esas konu, 'Türk-İsrail stratejik ilişkileri'dir."

İsrail'in tedirginliğinin anlaşılabilir nedenleri var. Türkiye'nin "28 Şubat dış politikası"nda bazı "rötuşlar" yaptığını en iyi İsrailliler farkediyorlar. "28 Şubat dış politikası", şimdi emekliye sevkedilmiş bazı generallerin kalın damgasını taşıyordu. Bu politikanın en çarpıcı yönü, Türkiye'nin Ortadoğu politikasında hiç görülmemiş bir "dengesizlik" ve buna bağlı olarak Türkiye'nin "İsrail'in yedek gücü" haline getirilmesiydi.

Bu politikayı formüle edenler, kendi iktidar emelleri için, bir yandan İsrail'den, bir yandan da Amerika'da "Önce İsrail, sonra Amerika'nın çıkarları" şeklinde özetlenebilecek en ateşli İsrail yanlısı zihniyete sahip çevrelerden güç almayı tasarlıyorlardı.

Bunların "iktidar mücadelesi"ni kaybetmeleriyle ve en önemlisi Türkiye'nin AB üyeliğinin ciddi bir ihtimal haline gelerek, buna ilişkin "süreç"in başlamasıyla, Türkiye'nin Ortadoğu politikasında da "rötuş" kaçınılmaz oldu.

Bu "rötuş"lardan biri, daha önceki dönemde İsrail askeri uçaklarının İran sınırı yakınlarına kadar, Türk hava sahasında "eğitim uçuşları" yapma imkanındaki daralmadır. İsrail savaş uçakları, Konya ovası ötesinde, kendi istedikleri türden "dağlık arazi" üzerinden artık uçamıyorlar. İsrail'i çevreleyen hiçbir ülkede, bizim Doğu Anadolu'daki gibi yüksek dağlar bulunmadığına göre, İsrail, bu "uçuş hakkı"nı acaba niçin istiyordu? Bu, İsrail'in "stratejik hesapları" uyarınca, Türkiye ile İran'ı gergin tutmaktan başka neye yarayacaktı?

"Rötuş"u ifade eden bir başka anlamlı adım ise, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Hafız Esad'ın cenaze törenine katılmak üzere -ilk dış ziyaret olarak- Şam'a gitmesiydi. Bu "ziyaret", Suriye'ye yönelik bir "jest" olmaktan ziyade, İsrail'e gönderilmiş "Türkiye'nin İsrail'in yedek gücü olmadığı ve kendisine ait bir Ortadoğu politikasına sahip olacağı" mesajı idi.

İsrail'in "çantada keklik" gördüğü, Türkiye'nin askeri ihale tercihlerindeki değişiklik de, benzeri "siyasi rötuşlar" olarak algılanmalıdır. Zaten, İsrail, bunu böyle anladığı için, Barak, apartopar Ankara'ya gelmiştir. Zira, Ankara, Amerikan yapımı 600 adet M-60 tankının modernizasyon ihalesini, ihaleye çıkmadan, sessiz sedasız İsrail'e vermişti. Amerikan baskısı ile bu askıya alındı. M-60'ların yapımcısı General Dynamics, uluslararası ihale açılmasını istedi. Tankların tanesi 2-3 milyon dolara geliyor. Uluslararası ihale açılmadan, modernizasyon, İsrail'e verilirse, rekabet olmadığından fiyat kırılamıyor ve Türkiye kazık yemiş oluyordu.

İsrail, 4 milyarlık saldırı helikopteri ihalesinde de umduğunu bulamadı. İsrail-Rusya, ihaleye birlikte girdi. Ama ortada üretilmiş bir helikopter yoktu. İhale. Amerikan Bell şirketine verildi. İhaleyi alan ülkeye Türkiye ile ilişkilerinde "stratejik üstünlük" sağlayan casus uydu projesinde ise, İsrail, aniden fiyat kıran ve "AB kozu"nu hatırlatan Fransa'nın Alcatel firmasına yenik düştü.

İsrail'in "stratejik ilişkiler"e ilişkin tedirginliği, dolayısıyla anlaşılır bir şey. Ama, tam bu aşamada ve "pazarlık"ın orta yerinde, Barak'ın "Dünyada çok az kişi Sayın İsmail Cem kadar dış politika ve diplomasiden anlıyor" demesinin nedenini biz henüz çözemedik...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır