İnter'in, Helsinborg adlı ikinci kategori İsveç takımı ile yaptığı ve 0-0 berabere kalıp elendiği maçı izledim..
İsveç, Avrupa futbolundaki yerini hızla kaybeden bir ülke.. Helsinborg, bu ülkenin büyük takımlarından da değil üstelik..
İnter gibi bir İtalyan devi bunlara nasıl elenir?..
Uçkur dokuz yerden koparsa elenir..
Penaltı kaçması, direklerden dönen toplar dahil, neler neler oldu.. Sonunda koca İnter Şampiyonlar Liginden düştü.. Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olmak için kurduğu o muhteşem kadrosuna rağmen..
Maçı başından sonuna televizyondan izledim..
Hakan Şükür, sahanın en çok koşan adamıydı.. Top rakipte iken, aynen Galatasaray'daki gibi, aslanlar gibi mücadele etti. Top İnter'e geldiği zaman, oyuna girdi.. Topu aldı, pasını verdi ve kaçtı.. Topu aldı, pasını verdi ve kaçtı.. Topu aldı, pasını verdi ve kaçtı..
Kaçtığı ile kaldı hep.. İnter takımı Hakan'a pas vermedi.. Ben bir takımın bir adamı bu kadar hiçe saydığını ve harcadığını ilk defa gördüm..
Türkiye'de olsa hemen oyuna küsen Hakan, 90 dakika boyunca hep iyi niyetle koştu durdu, ama arkadaşları onu hep yok saydılar..
Ertesi gün İtalyan gazetelerini önümüze serdik..
Hakan'ın yalnızlığına, Hakan'a pas verilmeyişine değinen tek satır yok.. Hakan'ın nasıl mücadele ettiğini anlatan tek kalem yok..
Hemen hepsi, Hakan'ı alay eder derecesinde eleştiriyor ve "Bu nasıl forvet, şut bile atmıyor" diyorlar..
İtalyan kafasında forvet dediğin, Hakan değil, Jardel çünkü.. Hiçbir şey yapmasın, topa vursun, gol atsın yeter..
Şimdi, kendisine hep sahip çıkan Türk medyasına, eleştiriler başlayınca "vatan hainleri" diyecek kadar hoşgörüsüz, alıngan ve duygusal Hakan, bu İtalyan medyasının içinde çıldırmaz mı?..
Üstelik bu yakından tandığım İtalyan medyasının daha ilk diş göstermeleri.. Sezon ilerledikçe, Hakan, Galatasaray'daki gibi goller de kaçırmaya başladıkça, bakın nasıl acımasızca parça parça edecekler..
Hakan bu medyaya tahammül edemez. Dönecek, göreceksiniz, çok kısa zamanda dönecek..
Son günlerdeki tavır ve konuşmalarına bakan ruh bilim uzmanları "Bunlar pişmanlık işaretleri" demeye başladılar bile..
İtalyan medyası Hakan'ı gittiğine, İnter'i de aldığına çok yakında pişman edecek ve Hakan, 2001 yılı başlamadan dönecek!..
Dönecek, çünkü İtalya'da mutlu olamadığını, mutlu olmasına izin verilmediğini görecek..Galatasaray günlerini hep gıpta ile hatırlayacak.. İtalyan medya cehennemini yaşadıkça, "Vatan Hainleri" dediği Türk medyasının nasıl bir cennet olduğunu anlayacak ve dönme kararı verecek..
Teknik Direktör Lippi eski gücünde olsaydı, Hakan'ın arkasında durur ve takımı onunla oynamağa mecbur bırakırdı. Ama Helsinborg yenilgisi ve Şampiyonlar Liginden elenme, Lippi'nin tüm kredisinin bitmesine sebeb oldu. Hoca şimdi kendi kellesini kurtarma peşinde. Hakan'ı düşünecek hali yok...
Nerede benim valilerim!..
Bu ülkede, valiler ve emniyet müdürleri, hem de, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın geçen yıl yayınladığı genelge ile altını çizdiği görevlerini ne zaman yapacaklar?..
Ne zaman, kulaklarımız tırmalanmadan maç izleme şansına sahip olacağız?..
Ligler başladı.. Tribünlerde küfür koroları başladı.. Hem de en iğrencini, en pervasız bağıran korolar..
Maç izlemek için televizyon başına geçen milyonlarca insan, dakikalar boyu maçın hakeminin, ya da rakip takımın bir futbolcusunun, hatta o gün orada maçı bile olmayan bir üçüncü takımın anasının bilmem neresinden sinkaf edildiğini dinliyorlar.. Dinleyenler arasında milyonlarca küçük çocuk da var..
Benim polisimin kılı kıpırdamıyor..
Yapılan Türk Ceza Kanuna göre suç.. Yapılan İçişleri Bakanının genelgesini ayaklar altına almak..
Hem de her stadda yüzlerce polis varken, onların gözü önünde, yasalar, emirler hiçe sayılıyor, polisin kılı kıpırdamıyor.
Çünkü benim polisim, yasaya, İçişleri Bakanının emirlerine falan bakmaz.. Amirine bakar.. Ondan emir almazsa, görmez, duymaz, söylemez..
Şeref Tribünlerine bakıyorum.. Bakanlar var.. Valiler var.. Emniyet Müdürleri var, savcılar var.. rezillik, iğrençlik, pislik hepsinin gözleri önünde.. Hepsi heykel..
Sonra bu ülkede tel örgüler kalkacakmış..
Güldürmeyin beni..
Küfür bütün tribün azgınlıklarının temeli ve tahrikçisi.. Küfürü önleyemediniz mi, gerisiyle boşuna uğraşmayın..
Ve yıllardan beri görüyoruz, Türk polisi küfürü önlemede aciz.. Neden aciz.. Çünkü istemiyor.. Valiler ve Emniyet Müdürleri küfürü önlemek istemiyorlar.
O zaman meydanı boş bulan magandalar, tribünlerde kendilerine katılmayan, efendi efendi maç izlemek isteyenleri de tehdit ederek, sataşarak, hatta saldırarak, önce ayağa kaldırıyor, sonra sövdürüyorlar..
FİFA, toplum psikolojisi uzmanlarına yaptırdığı araştırma sonucu ayakta duran insanların saldırganlığa daha yatkın olduğunu belirleyince, tüm stadlarda tüm tribünlerin oturma düzenine geçmesini emretti. Dünyanın parası harcanarak geçildi..
Güya..
Bizde koltuklar oturmaya değil, kırılıp sahaya atılmaya yarıyor.
Neden?..
Polis diye bir otorite yok, stadlarda da ondan.. Maganda polisle yüzgöz olmuş. Onun karışmayacağını biliyor.
Tribüne koltuk yapmak oturmak için yeterli değil. Oturmayı sağlamak gerek. Kim sağlayacak?..
Polis.. Polisin haberi yok, ayakta durmanın suç olduğundan.. Kendisi gelip tribünün en önünde ayakta duruyor ki, arkasında oturan da ayağa kalsın. O kalkınca, onun arkasındakiler de.. Bir polis ayakta durunca, zincirleme reaksiyon, onlarca kişi ayağa kalkıyor..
Şimdi İl Spor Başkanı olarak Valiler önce karar verecekler, milleti yerine oturtmaya ve tribün küfürlerini önlemeye.. Sonra polis şeflerini toplayıp "Bu işi bitirin" diyecekler.. Bakın görün üç haftada, küfür koroları kalır mı, maçı ayakta seyreden kalır mı?..
Dikkat edin.. Her şey vali ile başlıyor.. Önce o inanacak.. Önce vali.. Sonra emir verdiği Emniyet Müdürü.. Gerisi kolay..
Zor diyene "Hodri Meydan.."
Bütün tribünleri üç haftada tertemiz yaparım. İnsanlar, eşleri, çocukları, arkadaşları, sevgilileri ile, pırıl pırıl bir stada gelirler. Herkes yerli yerine oturur. Tertemiz tuvaletlere gider, tertemiz büfelerde keyfine bakar..
Üç haftada yaparım bunları..
Her vali yapar.. Çünkü bunları yapacak, yaptıracak yetkilerle, fazlası ile donanmışlar..
Yeter ki istesinler.. Yeter ki, rahatsız olsunlar.. Kendileri şeref tribününde otururken, onları hiçe sayan bu dağbaşı kurallarından rahatsız olsunlar.. Yeter ki umursasınlar.. Halkın ruhsal ve fiziksel sağlığını, ahlakını umursasınlar..
Yeter ki, Vali olduklarını hatırlasınlar..
Tribünlerde küfürler sürdükçe, o kentlerde valiler, emniyet müdürleri olduğunu söylemek güç..
Sayın Bakan.. Sayın Tantan..
Geçen yılki genelgeniz unutulmuş.. Tüm valilerinize görevlerini bir kez daha hatırlatır, uygulamanın izleyicisi olacağınızı bir kez daha söyler misiniz?..
Bir işe yaracağını pek sanmıyorum, ama günah sizden gitsin, hele bir...