kapat

31.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Motivasyon
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Terim daha baslamadı

G.Saray, 4 yıldır Türkiye'yi Avrupa'da mükemmel temsil ediyor. Kazanıyor, kaybediyor. Süper Kupa'yı alması da mükemmel bir olay. Yaptığı reklam bir yana, çok önemli bir şeyi gerçekleştiriyor. Atatürk Türkiyesi'nin insanını dünyaya tanıtıyor. Taraftarların uçaklardaki, havalimanlarındaki, gittikleri şehirlerdeki ve statlardaki giyimleri, hareketleri mükemmele yakın. Kameralar bunlara döndüğü zaman, asıl Türkiye'nin ne olduğunu bütün dünya görüyor. Çünkü özellikle bazı Avrupa ülkeleri bizden tanıtım yaparlarken, simsiyah çarşaflı, gözleri dahi kapalı kıyafetlerdeki kadınları göstererek Türkiye'nin de aynı karanlıkta olduğu imajını vermek istiyorlar. Bence G.Saray'ın yaptığı en büyük propaganda budur. Bu iyi tarafları. Ama...

4 ay önce G.Saray'da bazı huzursuzluklar olduğunu yazdığımızda spor yazarlarından bile uyarı geldi. Ama geçen zaman ve o yazılarda belirtilen "Transferlerden sonra görürsünüz" cümlesinden sonra neler olduğunu hep beraber görüyoruz.

Ortada paylaşılamayan bir mal var: Avrupa Kupası. Bunda herkesin emeği var. Faruk Süren'den malzemecisine kadar. Yalnız bu dişlinin içinde Fatih Terim'in çok büyük emeği olduğu kesin. Anormal zorluklardan geçti. "G.Saraylıyım" diyen ve zaman zaman yönetimle işbirliği yapan bazı yazarlar, yönetimin de teşviğiyle Fatih Terim'i kulüpten uzaklaştırmak istediler.

Aslında bu işlemi 4 yıl önce yapacaklardı. Nasıl olsa F.Bahçe'den de 9 puan geriye düşülmüştü. Önlerinde bir tek engel vardı: Para. Çünkü Fatih'i gönderdiklerinde yerine çok kuvvetli bir teknik adam getirmeleri gerekiyordu. O zaman bu para yönetimde yoktu. Vazgeçtiler. Ve bugünlere gelindi.

Fatih Terim şu anda gene çok şeyi söylemiyor; konuşmuyor. Zannetmeyin Fatih Terim konuştu. O bir ara sıcak yaptı. Eşantiyon...

Yöneticilik kolay iş değildir. Bir ekip işidir. Aynı futbol takımı gibi... Herkes bir şey yapar, ama bir kişi konuşur. Çok adam konuşunca, ne olduğu işte gözüküyor. Ve özellikle ama özellikle, bu işlere evli yöneticilerin eşleri hiç girmemeli. Erkekler arasında aile toplantılarında konuşulan kulüp sorunları, bayanlar tarafından başka yerlerde dile getirilmemeli, konuşulmamalı, yorumları yapılmamalı. Dünya çok küçük. Uzay çağında konuşulanlar fakstan hızlı karşıya aktarılıyor. Aman dikkat!

Rüştü hesabı
Aziz Yıldırım, Ankara'ya G.Birliği maçına geldi. Ne kampı aradı, ne kamp yapılan otele gitti. Hep diyorlardı ya, "Aziz Yıldırım takım yapıyor" diye... Sütten bir defa ağzı yandı. Ama maçtan sonra verdiği beyanat düşündürücü... "Benden yeni futbolcu istenirse alırım. Ama bu, sorunları çözmeye yeter mi?" Soruyu adrese net postalıyor. Direkt adres de Mustafa Denizli... Moshoeu'nin en oynayamayacağı yer ön libero... Yaşı da 32... Elinde burada oynayabilecek Johnson var. Dene bakalım. Aslında Fener'de en büyük tehlike, Rüştü'nün sakatlık veya başka bir sebepten kaleye geçememesi... O zaman ne olur, düşünün. Yıldırım ve Denizli de mutlak düşünüyordur!

Kayınpeder-Damat
Kayınpeder Faruk Süren bana bizzat dedi ki, "Hagi futbolu bırakıyordu. Geçtiğimiz yıllarda maç başına oynadı. Ama önüne yıllık garanti para koyunca, dayanamadı. Bir sene daha oynamaya karar verdi."

Damat Burak Elmas, Hürriyet Gazetesi'nde diyor ki, "Hagi'nin öteki futbolculardan farkı yok. Onlar 4'er maç garanti para alıyorlar. Hagi 8 maç."

Biri doğruyu söylemiyor. Hangisi bilin bakalım. Size bir bulmaca...

Tokat ve Yiğit
Yıllar önce Van'da Sergen'in frikiğinde cezaalanında barajdaki Vanlı'nın topa siyah eldivenleriyle attığı tokadı görmeyen Tokat'ı, Beşiktaş camiası üç yıl eleştirdi. Ama Münch'ün yaptığı penaltıyı vermeyen Harun Yiğit'ten hiç bahseden yok. Hatta bazı kulüp yazarları, "Aferin! Harun gibi hakemleri kazanmak lazım" diyorlar. Bu film hep böyle gitti; değil mi Bülent Yavuz? Ne dersin?

Gevşekliğin sonu laçkalıktır
Televizyonları zapping yapın, en az 5 Fenerli yöneticiyi veya en az 5 G.Saraylı yöneticiyi konuşurken görürsünüz. Zaten kulüplerin başına ne geliyorsa bundan geliyor. Özellikle Terim varken kimse ağzını açamıyordu. Şimdilerde Terim için "Faşist diktatör" diyenler de var. Tabii yanına ekliyorlar: "Demokratik Lucescu." Bize millet olarak demokrasi biraz bol gelir. Kafada bir balyoz olsun isteriz. G.Saray'ın fazla disiplinden, fazla gevşekliğe doğru hızla ilerlemesi hayra alamet değil. Çünkü bunun sonu laçkalıktır.

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır