kapat

31.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Motivasyon
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Dini siyasete alet ediyorsun!
Amerikan Musevi örgütü ve Katolik Kilisesi laikliğe sahip çıktı ve dini seçim kampanlarına malzeme olarak kullanan Demokrat Al Gore'un Musevi asıllı yardımcısı Joe Lieberman'ı bu ağır sözlerle eleştirdi...

KASIM ayında yapılacak başkanlık seçimlerine 2 ay süre kala, Amerika'da koyu bir laiklik tartışması başladı. Tartışmaya neden olan kişi, Demokrat Parti'nin başkan adayı Al Gore'un yardımcı adayı olarak seçtiği Musevi asıllı Joe Lieberman. Ağustos ayı başında başkan yardımcısı adayı olarak seçildiği günden bu yana ülke gündeminden düşmeyen, her söyleminde Tanrı'ya olan inancını yineleyen Lieberman'a beklenmedik bir eleştiri geldi.

Mektup yazdılar
Eleştiriyi yapan kesimler, ülkenin önde gelen Musevi kuruluşu ADL ile Katolik Kilisesi... Seçim kampanyalarında dini referans veren Lieberman'a mektup gönderen ADL Başkanı Abraham Foxman, mektupta şunları yazdı: ABD vatandaşları, ateist olsa bile, kendisini seçim sürecinin ya da siyasi sürecin dışında hissetmemelidir.

Vakit harcamasınlar
ABC Televizyonu'na çıkan Foxman, laiklik savunmasına şöyle devam etti: Din, siyasetin dışında tutulması gereken kişisel bir meseledir. Seçim kampanyası taktiklerinde yeri yoktur. Bu ülkedeki dini özgürlüğün güzelliği, dini daima siyasetten ve hükümetten ayrı tutmamızdadır.

Ve Katolik Kilisesi... Bir darbe de Kilise'den geldi. Kilise Başkanı William Donohue, senatörü eleştiri bombardımanına tuttu: Seçilmiş yetkililer, dua edilen kutsal yerlerde vakit harcamamalı. Ülkeler için çalışmalı...

Dini kurumlar ateş püskürdüMusevi kuruluşu ADL:
Hiçbir Amerikan vatandaşı, ateist olsa bile, kendisini seçim sürecinin ya da siyasi sürecin dışında hissetmemelidir. Din, siyasetin dışında tutulması gereken kişisel bir meseledir. Bu ülkedeki dini özgürlüğün güzelliği, dini daima siyasetten ve hükümetten ayrı tutmamızda yatmaktadır

Amerikan Katolik Kilisesi:
Seçilmiş yetkililer ve kamu hizmeti gerçekleştirmeye aday kişiler, dua edilen kutsal yerlerde vakit harcamamalı.

Seçilme başa gelmiş bu insanlar, mutlaka ülkeleri için çalışmalılardır

Lieberman ne derse olay oluyor

Detroit'te katıldığı bir kilise toplantısı:
Amerikan kamu hayatında inanca da bir yer olmalı. Tanrı'ya inanıyorum.

Los Angeles'taki kurultaydaki konuşması:
Gore'un beni başkan adayı seçmesi de Tanrı'nın bir mucizesi. Tanrı'ya inanmak çok önemlidir

Chicago'da bir kahvaltı toplantısı:
Bu ülke dünyanın en dinine bağlı ülkelerinden biri ve bazen biz bu gerçeği saklamaya çalışıyoruz. Ancak biz sadece bu kutsanmış ülkenin vatandaşları değiliz, bir yandan da aynı muhteşem Tanrı'nın varlıklarıyız

İlk laiklik tartışması Kennedy'le başlamıştı
Amerikan tarihinde laiklik konusu daha önce 1960 yılında gündeme gelmişti. Seçimler öncesi başkan adayı olduğunu açıklayan John F. Kennedy bir Katolik'ti. İlk kez din konusunun gündeme geldiği dönemde, başkan adayı Kennedy, halkın bazı kesimlerinden tepki gelince "Vatikan'dan talimat almayacağıma dair söz veriyorum" diyerek seçmenlere açıklama yapmak zorunda kalmıştı. Siyasi gözlemcilere göre, skandallarla dolu Başkan Bill Clinton döneminde geri planda kalan ahlaki ve dini değerlere, yeni başkan adayları Gore ve George W. Bush sahip çıkarak oy kazanmak istiyorlar.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır