kapat

21.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Yarası saklı

Son günlerde, kimi şöhretlerin evliliğini, ayrılığını, tv'de canlı yayında, çok satışlı romanlarda ya da gazete manşetlerinde ulu orta tartışmasına bakınca insan, eskilerin "sırlarla mezara gitme" terbiyesine hayret ediyor.

Nebil Özgentürk'ün Latife Hanım'ın yeğeni Meral Bebe'yle söyleşisi, bu terbiyenin kanıtıydı. Bebe, halasının ebedi suskunluğunun nedenini şöyle açıklıyordu:

"Ayrılırken Atatürk'le birbirlerine söz vermişler; (bu konuda kimseyle) konuşmayacağız diye..."

Latife Hanım bütün cazip tekliflere rağmen bu söze ömrü boyunca sadık kaldı. 25 yıl önce yine bir yaz günü, kanlar içinde yaka paça hastaneye götürüldüğünde yıllardır bedenini kemiren kanseri de kimselere söylememişti.

Meral Bebe bunu iki sözcükle anlatıyordu.

"Yarasını saklamış".
Mustafa-Latife Kemal çiftinin evliliğine dair elimizde Ğsöylentilerin dışında-, belge olarak sadece birkaç mektup var. Onlar da Atatürk'ün yaveri Salih Bozok'un sakladığı mektuplar...

Bozok, tanışmadan boşanmaya dek en yakın tanığı olduğu bu evlilik hakkında fazla konuşup yazmadı, ancak bu mektupları yayınladı. Oradaki satırlarda, hem kendisinden 20 yaş büyük sevdalısına delice tutkun bir genç kadının hicranı gizlidir; hem de kendi deyişiyle "ordular idare etmiş, meclisler idare etmiş" bir kumandanın "bir kadını idare edemeyişinin" acı hikayesi...

Bakın 1922 Ekim'inde, yani harbin bitmesinden sonra, evlilikten önce gönderdiği bir mektupta neler yazıyor Latife Hanım.

"Muhterem Salih Beyefendi,

Paşa Hazretlerinin ilk defa olarak bana hitap etmek lütfunda bulundukları telgrafnameyi alınca sevincimden ağladım. Fakat o iki satırcığa iliştirilmiş bir mektup vardı. Paşa Hazretleri rahatsız imiş. Deli gibi yataktan fırladım. Ve zâtıalinizden sıhhatleri hakkında malumat istedim. Cevaben Bursa'ya hareket emrini aldım. Ona müteakip bir şifre daha. Bu defa 'Gelmeyiniz' emir buyurulmuş. 24 saatlik bir saadet, sonra yine karanlık. Fakat şerefli bir karanlık. Bu meyanda en büyük saadeti teşkil eden, Paşa Hazretlerinin hiç olmazsa bir an beni hatırlamış olmaları idi. Şimdi Ankara yollarındasınız. Acaba avdet buyurulacak mıdır? Yoksa ümidi keselim mi?"

Mektuptan anlaşıldığı kadarıyla Gazi, önce Latife Hanım'dan Bursa'ya gelmesini istemiş, sonra "rahatsız" olduğunu bildirerek buluşmayı iptal etmiş, lakin daha sonra kendisi Bursa'ya gitmiştir.

Latife Hanım, kibarca bu tuhaflığın nedenini sormaktadır.

İşin aslı şudur:

Ankara'da yorgun günler geçiren Gazi, yeni tanıştığı bu genç kızla Bursa'da buluşup vakit geçirmek istemiştir.

Yaver Salih hemen bir telgrafla durumu İzmir'e bildirir.

Sevincinden çıldıran Latife Hanım, telgrafı okur okumaz bavulunu hazırlayıp beklemeye koyulur.

Ancak o sırada Çankaya Köşkü'nde Gazi'ye gönülden tutkun bir kadın daha vardır. Fikriye Hanım, savaşın ilk günlerinden beri yanından ayrılmadığı paşasının bir yeni sevdaya kanat açtığından habersiz, can derdindedir. Hem sağlığı, hem de Paşa'nın bundan sonraki hayatı için Ankara'dan uzaklaşması zaruri görülür. Avrupa'ya tedaviye gönderilmesine karar verilir.

Lakin Köşk'teki son gecesinde Fikriye Hanım gözyaşları içinde Paşa'ya gelip, "son bir dilek"te bulunur:

"Bursa'ya beni de götürün! Bu benim sizden son ricamdır".

***

Gazi, iki kadın arasında sıkışıp kalmıştır.

Salih'i çağırır:

"Bizim düzen bozuldu yaver" der, "Hadi bir şeyler yap."

Salih hemen bir telgrafla Latife Hanım'a, "Gazi'nin rahatsızlandığını, Bursa gezisinin iptal olduğunu" bildirir.

Latife Hanım panik içinde Ankara'dan haber almaya çalışır. Ancak Anadolu Ajansı'nı arayınca Paşa'nın Bursa'da olduğunu öğrenir.

Derhal Gazi'ye, satır aralarından sitem okunan, şu mektubu yazar:

"Mukaddes Paşam,

Bursa'ya hareketim hakkındaki emre teşekkür ederim. Bendenizi birkaç dakikacık hatırlamış olmaklığınız gıpta edilecek bir şereftir. Hiç olmazsa heyecanlı bir iki gece geçirdim."

3 ay sonra Gazi ile Latife Hanım evlendiler.

Fikriye Hanım evliliği haber alıp döndükten sonra feci şekilde öldü.

Çankaya'daki evlilik ancak 2.5 yıl sürebildi.

Boşandıktan sonra Gazi de, Latife Hanım da evlilikleri üzerine hiç konuşmadılar.

Salih Bozok ise bildiklerini ölene dek sır olarak sakladı.

Henüz televizyon icat olmamıştı.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır