Hüseyin Rahmi Gürpınar yaşasaydı, Heybeli Ada'daki evinin müze olması serüveninden acaba kaç roman, kaç öykü çıkarırdı? Beş, on yedi, belki de kırk üç.
Elli altı yıl önce aramızdan ayrılmış olan Hüseyin Rahmi uzun yaşamı boyunca hiç evlenmedi. Suyunun suyu çok uzak bir iki akrabası dışında mirasçısı yoktu. Bu yüzden de evi uzun süre sahipsiz kaldı.
Daha sonra ikinci dereceden bir yeğen tarafıdan bu ev, içindeki kitapları arşivi, kendi yaptığı yağlı boya resimleri ve yaşamı boyunca biriktirdiği bir çok antika eşya ve kendi elişi kanaviçe nakış işlemeyle birlikte devlete, müze olması için 1960'ların başında satıldı.
Müze evin macerası o sıralarda başladı.
O sıralarda henüz ne Kültür Bakanlığı kurulmuştu ne de Turizm Bakanlığı...
Hüseyin Rahmi'nin evini devralacak makam bulunamıyordu. Maliye Bakanlığı belediyeye, belediye müzeler müdürlüğüne "iş" devretmek istiyordu. Ama ölmüş bir yazarın evine bekçilik etmeyi hiç bir devlet kuruluşu üstlenmek istemiyordu.
Daha da açığı böyle bir işi hiç bir resmi kurum devlet ciddiyetiyle bağdaştırmak ve içine sindirmek istemiyordu.
Yazışmalarla yıllar yılları kovaladı.
Bu arada yarım gün görevli bir bekçiye emanet edilen evin kapısı penceresi kırılmış, damı akmaya başlamış, içindeki eşyalar çürümeye harabolmaya başlamıştı.
Muhtarlar kaymakamlara, kaymakamlar valiliğe yazıyor, valilik de, Ankara'ya "aidiyeti cihetiyle" müze evin sahiplenilip işletilmesi hususunu bakanlık yüksek makamlarına "arz" ediyordu.
Bu arz işlemi bu kez bakanlık katlarında sayın bakanlar/ müsteşarlar, hukuk müşavirleri/ genel müdürler arasında "yüksek tensib"e dönüşüyor ve "ilgilerini rica " biçimini alıyordu.
Bu arada çok şükür Turizm Bakanlığı kurulmuştu.
Ardından 1971 Muhtırası gelmiş ve onun da ardından hür secimler yapılmıştı. Bu arada bir eksikliğin farkına varılmış . Türkiye de Kültür Bakanlığı bulunmadığı ciddi bir eksiklik sayılarak bu isimde bir bakanlık kurulmuştu. Şimdi Hüseyin Rahmi'nin evini sahiplenecek bir makam resmen kurulmustu. Ancak bunun için de on yılı aşan bir yazışma dönemi yaşanması gerekti. Ama bu arada Kültür Bakanlığı feshedilip Turizm Bakanlığı'na bağlanmıştı. Turizm'in turist turistin de döviz getirecegi gerçegi o sıralarda keşfedilmişti.
Bakanlığın başında da Mesut Yılmaz vardı. Bir süre yazışmalar onun imzalarıyla sürdürüldü.
Böylece Hüseyin Rahmi vefat ettiğinde ve evin devir işlemi üzerinde çalışıldığı yıllarda henüz dünyaya gelmemiş bulunan Mesut Yılmaz'ın da, işini iyi bilen bürokratlar tarafından yazışma sürecine dahil edilmesiyle "devletin ipe un serme belgeseli" bir "süper prodüksiyon" niteliği kazandı. (Yıl 1986 -87)
Henüz 47. Hükümet ve 8. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel göreve gelmemiş olduğu için süper belgesel tüm unsurlarıyla ortaya çıkarılmış olamazdı. Bir kaç seçim dönemi hükümet zemini; iki cumhurbaşkanı da devletin çatısının değişmesi için beklendi. Ama bu arada yazışma trafiği bir kez olsun aksatılmadı.
Bu değişiklikler arasında elbette muhtar belediye başkanı ve kaymakam değişiklikleri de vardı. 1997 yılında Adalar'a atanan yeni Kaymakam (Mustafa Farsakoğlu) biraz edebiyat sevgisi biraz da Hüseyin Rahmi Evi Süper Belgeseli'nin Süper Yazışma Dosyası'nda tarihi bir yer almak isteğiyle o da Ankara ile yazışmaya başladı.
Bu arada gidip Ev'i ziyaret etmeyi de ihmal etmedi. Ünlü yazarın evi kağıt üzerinde devletindi. Ama bir "çöp ev" haline gelmişti.
Öğretmen olan eşi Hatice Hanım ve ünlü romancının adını taşıyan lisenin öğrenci ve yöneticileriyle birlikte temizlik ve kurtarma işlemine girdiler.
Bu arada Kaymakam bey ipe un, hatta su seren bazı bürokratları aşabilmiş ve Kültür Bakanı'na ulaşmıştı.
İstemihan Talay, "H.Rahmi Müze Evi Süper Dosyası'"ın yeterince süperleştiğini görerek konuya şahsen el attı.
Dosya, ortaokuldayken okuduğu hortlak ve hayaletlerle ilgili Gulyabani romanını anımsatıyordu. Gulyabani halkın kendi yarattığı, kendi kendisini tirtir titreten bir tür kara mizah belgeseliydi.
Tıpkı Müze Ev Dosyası gibi..
Hüseyin Rahmi, evinin yüz metre yukarısındaki kabrinde artık rahat uyuyacak. Kitapları, el işlemeleri, kart postal koleksiyonu, tabloları ve eşyaları güvence altında..