Kendi kendine gelin güvey olmak.. Bize tam oturan tanımlamalardan biri.. Sanki bizi anlatmak için bulunmuş bir deyim.. Dışişleri'ni eleştirmeyeyim diyorum, ama öyle şeyler duyuyorum ki...
Örnek mi istersiniz? Buyrun size bir örnek:
Dünyada her ulusun kendi kimliği vardır.. Nasıl bizim Türk kimliğimiz varsa, Orta Asya ve Kafkas ülkelerinin de Azeri, Kazak, Özbek, Kırgız, Türkmen gibi kimlikleri vardır..
Ve bu saydığımız ülkelerin kimlikleri, bu ülkelerde radikal İslamın yayılmasını engellemekte en büyük silahtır..
Peki biz ne yaptık?
Önce Bağımsız Devletler Topluluğu tabirinden vazgeçtik. Bu ülkelerin tümüne Türki Cumhuriyetler dedik.
Sonra bundan da vazgeçtik ve Türk Cumhuriyetleri tabirini kullanmaya başladık. Üstelik resmi bir genelge ile bunun ilan ettik..
Harp Akademileri'nde bir ders verirken, "Orta Asya Cumhuriyetleri" diyen bir sivil uzmana, "Sizin genelgeden haberiniz yok galiba.. Artık oralara Türk Cumhuriyetleri deniyor" diye müdahale edilmesine tanık olduk..
Peki, bu Cumhuriyetler, bizim, kendilerine, Türk Cumhuriyeti dememizden memnunlar mı?
Ne gezer..
Üstelik hiç memnun değiller..
Ve bu memnuniyetsizliklerini, geçtiğimiz Haziran ayında Almaata kentinde yapılan Dünya Ekonomik Forumu toplantısında, Türk işadamlarına da açık açık söylediler..
Başka diplomatik kanallardan da bu memnuniyetsizliği, bizim Dışişleri Bakanlığı'na bildirdiler..
Adamlar bizim bu kararımızla ilgili şikayetlerinde "Bize, kimliğinizi terket diyorsunuz. Bu mümkün değil" diyorlar..
Yani bizim, "Sen Türk Cumhuriyetisin" dememiz, onların Türk Cumhuriyeti olmalarına yetmiyor.
İşte, kendi kendimize gelin güvey olmanın örneklerinden birisidir bu..
Ayrıca, bizim bu davranışımız, Rusya ve Çin'in de huysuzlanmalarına yol açıyor..
Dışişleri Bakanlığı'nı eleştirmemizin nedeni, bu konunun resmi devlet politikası olmasına karşı çıkabilip, diplomatik sakıncalarını gündeme getireceği yerde, hemen kabul etmesi..
Kim aldı bu kararı diye şöyle bir Ankara'ye uzandık.. Bazıları Devlet Bakanı Abdülhalik Çay'ı adres gösterdi..
Bazıları ise MGK'yı işaret etti..
Bu konuda, Başbakanlık genelgesi yayınlamak ise, tam kara mizah..
Her kim aldıysa bu kararı yanlış bir karar aldı.. Biz bunu savunuyoruz.. Adamları durup dururken sinirlendirmenin, bize hiçbir şey kazandırmayacağını bildiğimiz için, kararın yanlışlığını görebiliyoruz..
Devlet inat etmeden bu yanlıştan dönerse, ki bunu sadece Dışişleri Bakanlığı sağlayabilir, onların da hiç olmazsa bu sorunu ortadan kalkar..
Madem o bölgeden başladık sürdürelim.. Gündeme taşıyacağımız bir başka konu da, Kafkasya İstikrar Paktı konusu..
Ne oldu? Ne kadar mesafe alabildik?
Bu konuda bize gelen haberler mesafe aldığımızı filan göstermiyor.. Bölgede askeri dengeleri değiştirebilecek böyle bir pakta hangi ülkeler katılmak istiyor acaba?
Bu tür girişimlerin açıklanmasından önce, bölge ülkeleri ile bir görüş alışverişi yapıldı mı acaba?
Şu anda Amerikan askerleri var Gürcistan'da.. Peki, ABD yönetimi ne diyecek acaba bu işe?
Sonra, bizim askerler hazır mı böyle bir pakta asker göndermeye?
Bölgede başka hangi ülke Rusya ile bir çatışmaya kadar gidebilecek böyle bir işe soyunur?
Bunlar zor, ama Türkiye'nin geleceğini doğrudan ilgilendiren sorular olduğu için cevaplarının da açık seçik bilinmesinde sayısız yararlar var...