kapat

21.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Sorular

Halimiz, uçağı kaçırma telaşına rağmen ayna karşısında durmadan elbise değiştiren kadına benziyor.

Türkiye'nin acil gündemi bölücülük ve irtica tehlikesine karşı güvenliği sağlamak, enflasyonla mücadeleyi mutlaka başarıya ulaştırmak, Avrupa Birliği yolunda hızlanmaktır.

Ama uğraştığımız işlere bakın..

Günlerimizi, metafizik ve şekil üstüne kurulu tartışmalar dolduruyor.

Hükümetin, bölücü ve irticai eylemlere karışmış memurları işlerinden atmak amacıyla çıkardığı KHK Çankaya'da bekliyor. Daha ne kadar bekleyecek belli değil.

Siyasetin ve toplumun bölünmesi belki normal. Ama asıl zorluk şu ki hukukçular da ikiye ayrılmış durumda.

Görev yaptığı dönemde toplumun güven ve saygısını kazanan eski Adalet Bakanı Hasan Denizkurdu da Cumhurbaşkanı'nı haklı bulan cephede yer aldı.

Denizkurdu, hükümetin tatilden önce aldığı yetki çerçevesinde meclis tatildeyken KHK çıkarma yetkisine sahip bulunduğunu savunuyor, fakat bu kararnamenin yetki çerçevesini aştığını öne sürüyor.

"Dolayısıyla Cumhurbaşkanı'nın kararnameyi veto etmesi hukuken doğrudur. Cumhurbaşkanı haklı" diyor.

İktidar ise yetkinin aşılmadığı iddiasında..

Anayasanın, KHK'leri Cumhurbaşkanı'nın hiçbir zaman, yasaları da bir defadan fazla veto edemeyeceğini yazması işe yaramıyor.

Ve bu hengamede kimse şu iki soruya cevap vermiyor:

1. Yasa ve KHK'lerin hukuka uygunluğunu Cumhurbaşkanı denetleyecekse Anayasa Mahkemesi ne iş yapacak?

2. İçine yuvalanmış hainlerle yaşamaya devlet daha ne kadar zaman mahkum edilecek?

Hayâsız soygun
SABAH'ın dünkü manşeti, yurt dışındaki işçilerimize ait tasarrufların ne kadar acımasız haydutlukların kumpasında ziyan olduğunu anlatıyordu.

Allah, din, iman, peygamber üstüne yemin eden her sakallıya parasını teslim eden gariplere "oh olsun" denebilir mi?

Ünlü bir dolandırıcı, İzmir Saat Kulesi'ni satarak dolandırdığı saf vatandaştan mahkemede davacı olmuştu:

"Bu aptallar bizi suça tahrik ediyor hakim bey.. Saat Kulesi'ni alacak biri varsa, niye satmayayım?"

Ama insaf.. Soygun, "insan hakları ve hukukun beşiğiyiz" diye övünen Avrupa ülkelerinde yapılıyor. Hem Avrupa, hem Türk devleti seyrediyor.

Yeşil sermayeli bir holding adına işçilerden para toplayan eski imam Mahmut Çolak, polise iki yıl içinde Türkiye'ye bavullarla 45 milyon mark getirdiğini, öteki kuryelerle birlikte bu paranın 280 milyon markı bulduğunu itiraf etti.

"Paraları bir kağıt karşılığı elden topluyoruz ama kimseye kâr payı filan verilmiyor" dedi.

Bu adam, aynı kirli organizasyon içinde rol almış başka haydutlar tarafından soyulmuş olmasaydı bu olay da ortaya çıkmayacaktı. Oysa soygun ulu orta yapılıyor. Ve Avrupa'da böyle yığınla "Akbaba" uçuyor. İnsanlar camilerde, kahvehanelerde dolandırılıyor. Herkes de biliyor.

Kimse "Alan razı, veren razı" diyemez. Bu soygun, din devleti kurmak amacındaki ihaneti de finanse ediyor.

Vatandaşlarını uyarmak Türk devletinin, önlemek de bu soyguna yataklık eden Avrupa ülkelerinin görevidir.

Bunu da Türk devleti isteyecektir.

Bu iş KHK ile olmaz. Vatandaşının hakkını arayan, devletin gücünü etkin kullanan bir hükümetle olur!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır