kapat

21.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Şarkı söylemekle adam olunmaz
Kayahan, bir sanatçının şarkı söylemenin dışında da toplumla bir hayatı paylaşması gerektiğine inanıyor. Bu sorumlulukla depremin birinci yılında 17 Ağustos adında bir şarkı yaptı. Gömeç'te yaşayan sanatçı, "Halka hizmet için mutlaka politika yapmak gerekmiyor. Benim de bir politikam var. İnsanlara bir sevgi dünyası yaratmaya çalışıyorum. Sadece şarkı söyleyerek adam olunacağına inanmıyorum" diyor

Deprem felaketinin birinci yılında, "17 Ağustos" adlı yeni şarkısıyla televizyonlardaydı Kayahan. Aylardır yaşadığı Gömeç'te yapmış bu şarkıyı. İstanbul'a gelmişti, buluştuk, konuştuk. Söylenecek çok sözü vardı. Önce hayatla kavgalarını anlattı. Sonra da 15 gün sonra dünyaya gelecek kızı Gönül'ü ve çocukları için nasıl bir dünya hayal ettiğini...

* Deprem olduğunda siz Gömeç'teydiniz. Deprem bölgesindeki insanların dramını ne kadar hissedebildiniz?

Televizyonlarda izlediğim görüntülerden çıktı bu şarkı. İnsanların yerine geçip onların ağzından bir şeyler söyleyebilmek çok zor. Öyle her aklına geleni yapamazsın. Ben bu dersi yaklaşık 9 ay çalıştım. Bu şarkı her zaman söylenecek. Çünkü depremin acıları hiç bitmeyecek. Bunların konuşulması lazım. 'Sesimizi duyan gelsin, gelip bize bir el versin, Allahını seven gelsin' diyoruz şarkıda. Bugün onların umutlarının üzerine tacirlik yapanlar, onların paralarını çalanlar, onların haklarına tecavüz edenler var. Deprem bölgesinde yaşayan insanların kaybettikleri ve asla geri gelmeyecek bir şeyleri var. Geçen kış üzerlerine kar yağdı. Şimdi yine gelecek kış. Bence hadise sallanmakla, depremle, kayıpla bitmemiştir. Esas insani duygular bitmiştir. Ve biz bunu deprem diye açıklıyoruz. Deprem bir doğa hareketi. Ama oradaki giden şey tamamen insanların birbirini düşünmeksizin, sadece servet yapabilmek için yaptıkları hatalar. Bu çöküntü sadece bir doğa hareketi ile açıklanamaz. Bu ahlaksızlıkla izah edilebilir.

* Siz daha sakin bir yaşam adına Gömeç'e yerleştiniz. Ama orada da kavgalar bitmiyor. Sitenizde komşularınızla problemler yaşamışsınız. Ve evinizi satışa çıkarmışsınız.

Ben Gömeç'te yaşamaya başladıktan sonra oralar değerlenmeye başladı. Orada da rantçılar çok. Ve ben Gönül Köşkü adını verdiğim evime bir süre sonra satılık tabelasını koydum. Bunu yazdığım an göçtüler bir anda. Yani Kayahan gidince değer bitiyor çünkü. Sonunda da bunları yapan insanları istifa ettirdik. Şimdi daha düzgün bir şekilde yaşamaya çalışıyoruz. Birilerinin sesi olmak lazım. Aslında sanatçılık budur. Halka hizmet etmek için mutlaka politikacı olmak gerekmiyor. Ben zaten politika yapıyorum. Benim politikam sevgiyle ilgili. İnsanlar birbirlerini severse, sabahlara gülerek uyanırlarsa ben mutlu olurum.

* Siz gülerek uyanabiliyor musunuz?

Tabii ki gülerek uyanmıyorum. Bütün bunlar beni de çok etkiliyor. Ama benim bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjim var. Devamlı uğraşırım. 'Bu dünya güzelleşmez' diyerek elimizi kolumuzu bağlayıp, elimize içki kadehini alıp güneşin batışını seyredemeyiz. Böyle bir lüksümüz yok.

* Yani yaşadığınız mekanın adını 'Sevgi Köyü' koymakla iş bitmiyor.

Önemli olan binaların ruhsatını değil, hayatın ruhsatını alabilmek. Hayatı nasıl yaşayacağınıza dair bir tarzınız olmalı. İnsanlar birbirine gülebilmeli. Anlattıklarımın dışında her şey gayet güzel gidiyor.

* Siz İstanbul'da evin dışında bir hayatı sevmezdiniz ve hiç dışarı çıkmazdınızGömeç'le birlikte hayata karışmışsınız...

Evet. Orada gökyüzünü görebiliyoruz. Bahçe ile uğraşıyorum. Küçük bir sebze bahçemiz var, çiçekler var. Gömeç'in sorunları ile uğraşıyorum. Sık sık yetkililerle görüşüyorum. Elimden geldiğince oradaki insanların sözcüsü olmaya çalışıyorum. Gömeç için çalışıyoruz. Oranın bir Bodrum olmasını istemiyoruz. Kendine has temizliği ve saflığıyla kalsın istiyoruz. Gömeçliler 'Kayahan geldi ve artık bizim Türkiye'de Gömeç diye bir yerimiz var, herkes biliyor' diyorlar. Ben onları seviyorum, onlar beni seviyor. Küçüklerle konuşuyoruz, teyzelerle dertleşiyoruz. Benim hayata bakışım şu; olan her zaman olmayana vermeli.

* Siz veriyor musunuz?

Tabii ki veriyorum. Mehmetçik Vakfı için çok şey yaptım. Amerika'da iki çocuk okuttum. Bunları konuşmanın lüzumu yok. Sadece şarkı yazarak ve söyleyerek bir şey olunmaz. Herkesin vatandaşlık görevini lazım. 'Olan olmayana verecek' dediğim bu işte.

* Dışarıdan bakıldığında hayatınız gayet rahat görünüyor. Evler, tekneler, Gömeç'teki villalar... Siz "Manzara aslında böyle değil" diyorsunuz. Yani sırça köşklerde yaşamıyorsunuz?

Hayır değil. İstanbul'da yaşarken de böyle değildi. Ben kazandığım her paranın kuruşu kuruşuna vergisini veririm. Hiç kimseye verilmeyecek hesabım yok. Her iki kitapta, anayasada ve Kuran'ı Kerim'de ne deniyorsa onları yaptım ben. O yüzden rahatım. O yüzden kimseden çekincem yoktur. Hiçbir şekilde sakınmam sözümü. Ama dünyanın olmasını istediğim şekle ben ölmeden büründüğünü görmek beni mutlu edecek, o yüzden acelem var.

* Umudunuz var mı?

Var. Tabii ki düzelir. İyiler örgütlenebildiği takdirde her şey düzelir. Gazeteci arkadaşların çoğu beni tanımıyor. Onların farklı bakış açıları var. Onlara göre ben şarkılar yazan, pahalı satan, fazla kaprisli, uzaklarda yaşayan bir adamım ama öyle değil. Türkiye'de besteciler beste parası kazanamıyorlardı. Bestenin beste olarak para ile satılmasına neden olan benim. Çünkü bu emekti. Besteyi öğrettik ama bestecinin kim olduğunu öğretemedik. Ortalık hırsızlarla dolu.

* Besteleriyle para kazanan bir adam olmak bir 'güç' mü oldu sizin için?

Ben paranın hiçbir gün esiri olmadım. Para bir güç değildir. Sadece güçtür önemli olan.

* Güç para ile gelmiyor mu?

'Hayır, öyle olsaydı ben 17 yaşında da böyle olmazdım. O zaman da aynı şeyleri konuşuyordum. Param da yoktu. Ben o güçten dolayı parayı yakaladım, paradan dolayı gücü değil. Parayla güç bulmadım ben. Gücü kendimde görüyordum zaten.

* Çok yakında bebeğiniz dünyaya gelecek. Beste doğduğunda 23 yaşındaydınız ve hayatınız çok zordu. Belki babalık duygusunu bile yeterince yaşayamadınız. Şimdi baba olma düşüncesi sizde nasıl duygular uyandırıyor?

Beste doğduğunda 23 yaşındaydım. Şimdi 51 yaşındayım. Beste bebekken iki pavyonda çalışıp, bir de gece kulübüne giden, sabaha karşı eve gelip yatan, 11'de kalkıp bir okula gidip öğrencilere tost yapıp dondurma satan, akşam üzeri iki saat uyuduktan sonra yürüyerek işe giden bir adamdım.

*Gönül daha şanslı olacak?

Yani o da tartışılır. Bir şeyleri hazır bulmak mı iyidir, yoksa onun içinde olup bizzat hissetmek mi iyidir, onu bilmiyorum. Ama Gönül'ün daha şanslı veya Beste'nin daha az şanslı olduğunu düşünmüyorum. İkisi de bu dünyada yaşayacaklar. Beste bebekken öylesine yoğun çalıştım ki. Onunla top oynarken uyuyup kalırdım. O koşuşturmacanın içinde hayatta bazı şeyleri kaçırıyorsun.

Beste doğduğunda çalışıyordum. Hatta sık sık iş için Ankara dışına çıkıyordum. Yine çalışıyorum. Ama bir nedenim yoksa ben de İpek ve Gönül ile birlikte uykusuz kalabilirim.

* Bu yaşta baba olmak kolay değil... Beste ile top oynayamadınız ama Gönül ile oynayabilirsiniz belki.

Tabii kolay değil, top da oynarız.

* Bir çocukla uğraşabilecek enerjiniz var yanif?

Var. (Gülüşmeler)

Beste her şeyi inat için yaptı

Kayahan kızı Beste'nin hayatı ağır bir faturayla öğrendiğini söylüyor ve ekliyor: Her şeyi inat için yaptı şimdi çok pişman

* Beste'nin evliliğine karşı çıktınız. Hala bu beraberliği onaylamıyorsunuz. Niçin bu kadar katısınız. Hayat içinde herkes sizin doğrularınızla mı yaşamalı?

Beste'nin hak ettiği hayatı yaşayamayışından dolayı üzülüyorum ve onun için ilgileniyorum. Herkesin iyi olmasını istiyorum.

* Ama bunlar sizin doğrularınız.

Ben çok duygu adamı gibi görünen ama aslında çok mantıklı düşünen bir adamım. Beste artık bence her şeyi görmüş durumda. Artık her şeyi yapabilir.

* Özgür mü bıraktınız nihayet?

Kuşları uçururlar. Uçmaya başladıktan sonra problem yoktur zaten. Şimdi Beste her şeyi görmüş durumda ve bence hayatın %99'unu anlamış durumda. Ama bu biraz pahalı bir fatura oldu. Olabilir. Herkes hayatı ucuz öğrenecek diye bir şey yok.

* Çok katısınız. Bir kere kararınızı veriyorsunuz öyle gidiyor. Siz değişmez misiniz. Beste'nin eşi Onur'un değişebileceğine inanmıyor musunuz?

Beste için en az 1 sene o işi araştırdım ve bana göre uygun olmadığını gördüm. Kararım bir şeylere dayalı. Fikri sabit değilim. Ben insanlara geçmişleriyle bakarım ve orada yaptığı hataları tekrarlayıp tekrarlamadıklarını da görürüm. Ayrıca her baba gibi ben de kızımın daha iyi yaşamasını isterim. Bu da benim hakkım değil mi?

* Siz kızınızın hatrı için bile bir şey yapmaz mısınız?

Hatır için yapmam.

* Beste eşini sizinle tanıştırmak istemedi mi?

Gelmişti ben hayır dedim. Ama neden 'hayır' dedim? Araştırdım. Konuştuğum insanlara 'lütfen bunları banta konuşur musunuz, bunu kızıma dinleteceğim' dedim. Epey ders çalıştım bir şeyler söylemeden önce.

* Beste'nin ve eşinin maddi harcamaları yine sizin tarafınızdan mı karşılanıyorf?

İmkanları olmadığı için ben götürüyorum her şeyi. Beste'nin bambaşka bir hayatı olabilirdi. O kadar yıl okudu. Hayatta bir şeye yaramalıydı. Tabii ki ev hanımı olan herkese saygım var ama on sene okuyup da gidip hala evde tencere kaynatıyorsan bunda bir şey var.

* Ne var peki Beste'de? Niye böyle?

O, 'Her şeyi inat için yaptım, pişmanım' diyor.

ŞENGÜL BALIKSIRTI


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır