Gözlemcileri gözlemleyenin gözlemi
Yeni çığırlar açmak amacıyla çektiği portre filmleriyle tanınan ve daha da belirsiz bir düşünceyi, bir bütün portreyi, yani gezegenimizin portresini filme çekme düşüncesini, rastlantısal sahneleri bir bütün oluşturacak biçimde birbirine ekleyerek gerçekleştirmeyi uman ve tuhaf cenaze törenini de bu yüzden filme çekmiş olan F., kendisiyle konuşan ve selamsız sabahsız çekip giden iriyarı adama, yağmurdan ıslanmış, tıraş olmamış ve düğmeleri açık siyah paltosu içindeki Lambert'e şaşkın şaşkın bakarak, içindeki kötü bir duygu kendisine bu işte bir bityeniği olduğunu ve üstelik onu tasarılarından başka bir yöne saptıracak bir öykünün içine düşme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu söylediği için, teklifi tereddüt içinde kabul etti ve bu yüzden ekibiyle birlikte psikiyatristin evine aslında istemeye istemeye, yalnızca bu adamın kendisinden ne istediğini merak ettiği için ve hiçbir taahhüt altına girmemeye karar vermiş olarak gitti.
***
Cümlenin uzunluğu dikkatinizi çekmiştir sanırım.
Almanca edebiyatın ustalarından İsviçreli yazar Friedrich Dürrenmant'ın Can Yayınları arasında Mustafa Tüzel'in oldukça güzel Türkçesiyle çıkan "Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi" başlıklı polisiye uzun öyküsü, işte böyle tam 24 cümleden oluşuyor.
Ki, ben en kısalarından birini seçtim. Yukarıda örnek olarak aldığım cümlenin dört beş katı uzunluğunda olanları dahi var.
Peki, neyi anlatıyor bu uzun öyküsünde Dürrenmant?
Olay, aslında çok: Bir psikiyatr karısının evden gittiğini, ölmüş olabileceğini, ölümünden de kendisini sorumlu tutmaktadır.
Bu yüzden de adı F. olan bir adamdan yardım isteyecek, F. de kadının izini sürerken gözlemleyenin de gözlemlendiği gerçeğiyle yüz yüze gelecektir.
Ve bu mecrada akan öykü, giderek polis-medya-yeraltı dünyasının irdelendiği bir eleştiriye dönüşecektir.
"Gözlemlemek" ile "gözlemlenmek" arasındaki ayrımın bir mantık oyunu olup olmadığını düşünenler için...
REFİK DURBAŞ
|