Başlıktan da anlaşılacağı gibi erkeklere, özellikle de genç erkeklere hitap etmeye çalışıyoruz.
Soru belli: Çalışan bir bekar erkek, iş yerinden nasıl eş bulur? (Buradaki 'eş' sözcüğünün 'partner' olarak düşünün.)
Şimdi size bir ipucu vereceğim. Biz bu konuyu erkek arkadaşlarla yıllar önce tarttık ve tahmin edeceğiniz gibi işin içinden çıkamadık. Sonunda samimi kız arkadaşlarımız söyledi de uyandık!
Olay şu: İşyerindeki bazı kadınlar, "Adam yok" diye yakınırlar.
Bu söz erkeklerin aklını karıştırır. "Allah Allah" derler, "Bunun burnu bu kadar büyük mü, ne sanıyor kendini, neden adam yokmuş ki, sürüyle var şirkette..."
Kadın (ona Zehra diyelim mesela) yakınmaya devam eder: "Burada hiç adam yok."
Bizimkiler vaziyeti kavramamışlardır. Sayarlar: Ahmet var, Burak var, Selçuk var...
Kadın hepsine bir kulp takar: "Sırık gibi bir şey... Esprileri kötü... Bebek yüzlüleri sevmem..."
Sağırlar diyaloğu böylece sürer gider. Kadın, dikkatini çekecek bir erkek olmadığını söyledikçe, erkek arkadaşları soruna bir çözüm bulmaya çalışırlar. Parti mi düzenlemeli? Yemeğe mi çıkmalı?
Biri sorar: "Hani senin liseden bir arkadaşın vardı, Serkan, ne yapıyor şimdi o, bizim kıza ayarlayalım mı?" Diğeri cevap verir: "Yok o nişanlandı. Hem de kiminle biliyor musun? Nilgün vardı ya, hani çilli Nilgün, onunla!" Geçerler, başkasını düşünürler.
Günler, aylar böyle akar gider.
Sonra bir gün... Kimseleri beğenmeyen Zehra'nın satınalma servisinden Nedim ile çıktığını hayretle farkederler. Yahu bu da nereden çıktı?
Kafaları yine karışmıştır. Çünkü Zehra'nın, "Adam yok, adam yok" diye inlerken çizdiği erkek tipine hiç mi hiç uymamaktadır. Zehra, uzun boylu istediğini söylemiştir, Nedim orta boyludur... Zehra futbol fanatiklerinden hoşlanmadığını söylemiştir. Nedim her fırsatta maça gitmektedir, tuttuğu takım yenilirse, pazartesileri işe asık suratla gelmektedir... Zehra erkeğin kadından en az üç yaş büyük olması gerektiğini söylemiştir; Nedim onunlar aynı yaştadır... Ve daha bir sürü çelişki, tezat, aykırılık...
İşte biz de bir vakitler bu arkadaşların durumunda kalmıştık. "Adam yok" diyen kadının kullandığı özel dili çözememiştik.
Sonra bir kız arkadaşımız ders verir gibi anlatmaya başlardı:
"Hayaller başka... Gerçekler başka... Hangi kadın Beyaz Atlı Prens'in onu alıp götürmesini istemez?.. Ama neredeeee... Bir türlü gelmez. Gelmeyeceğini bile bile ondan söz ederiz... Zengin olacak, kariyeri olacak, şöyle olacak, böyle olacak... Ona andıran bir adam yanımızdan geçse yüreğimiz hop eder... 'Merhaba' dese evlilik hayalleri kurarız..."
Eeeee?
"E'si şu: Bunlar hayallerdir. Ama bir de gerçekçi yanımız vardır. Beyaz Atlı'nın gelmeyeceğini bildiğimiz için, hemen her zaman şöyle eli yüzü düzgün bir erkeğe gideriz..."
Peki bunun "Adam yok"la ne ilgisi var?
"Adam yok, hayal dünyasının değil, gerçek dünyanın sözüdür. Özetle, 'Benimle ilgilenen yok' anlamına gelir. Arayan, ilgi gösteren, beni düşündüğünü belli eden, belki biraz ısrarcı, kompliman yapan, teklifler getiren bir erkek... Normal birisi işte!"
İşte bizde jeton o zaman düşmüştü.
EMRE AKÖZ