kapat

20.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Dürüstlüğün hazzı
Dostoyevski "Dürüstlük denen hastalığa tutuldum" diye yazmıştı; o insanın içinde, ağlamaklı rüzgar oluşturan kitaplarından birinde.

Evet dürüstlük bir hastalıktır, ama hazzı olan bir hastalık. Buna nasıl karar verdin diyecek olursanız, şöyle cevaplarım: Sömürgecilik devrinde, Portekizliler, Brezilya Yerlileri'ni topların ağzına bağlayıp güllelerle paralamıştı. Bu olay bana, dünyanın bu zamana kadar görüp göreceği en uçtaki vahşet örneği gibi geliyor. Etrafımda gördüğüm bütün huzurlu yüzler, dürüst insanların; çoğu karanlık huzursuz yüz de kirli yüreklilerinmiş gibi geliyor bana. Yardım etmenin, hakkı korumanın, sözüne güvenilir bulunmanın, insan yüzüne vurduğu keskin bir şevk var.

Kısa ve kolay yoldan huzurlu olmanın tek bir yolu vardır: dürüst olmak. İsterseniz bir deneyin. Şoförseniz, yolda arabanızı durdurup, yayalara yol verin, genç bir kadın size tebessüm edecektir; doktorsanız hastalarınıza kendinizi vererek bakın, yaşlı bir hasta dudak titreterek, size dua edecektir ve de kocaysanız, eşinize daha içten bakın, o günden sonra masanızda hep yanan bir mum duracaktır. Böyle bir günün akşamında, rahat uyku kesindir. Çünkü dürüstlüğün getirdiği insani onur ve sosyal güven; bütün önceki zamanlara ait suçluluk duygularını, günahları yok edecektir. İnsanda dürüstlüğün yarattığı içsel kuvvet yenilemez.

Bir zamanlar Gaziantep'te, yıllardır arabasıyla, lokantalardan yemek artıkları taşıyıp yirmi fakir aile bakan birisini tanımıştım. Bu yaşlı adamın iri gözlü yüzündeki, inanılmaz sadelik, iddiasızlık ve tuhaf delimsireklik, her sabah çözümsüz bir yumak gibi yeniden ve yeniden sarkar durur içime.

Bunca yorucu yardımı, insan içsel bir haz almadan gerçekleştiremez. Yalnızca dürüstlük ve en doğruyu yaptığına dair sarsılmaz inanç, bir insanı Antepli usta kadar kuvvetli yapabilir. Ben buna dürüstlüğün hazzı diyorum. Eski Yunanlılar, güneşin doğuşuyla batışını aynı kelimeyle ifade ederlerdi, ikisinin aynı şey olduğu yanılgısıyla. Bizim insanımız da, dürüstlüğün hazzını, başarıdaki hazzın gölgesinde bırakır. Aynen güneşin batışını, doğuşunun gölgesinde yoksaması gibi eski Yunanlı'nın.

Oysa Levi-Strauss dememiş miydi "gündoğuşu bir prelüddür, günbatışı ise, başta çalınmak yerine eski operalarda rastlandığı gibi, sonda çalınan asıl uvertürdür" diye.

Günbatımının, doğanın uvertürü olması gibi; dürüstlük de, insan yaşamının uvertürüdür. Ama dürüstlüğün önünü kesen, yaşamla arasındaki incelikli bağları kopartan, öyle zihin kirleticisi var ki; kimse onun bir yaşam hazzı olduğunun ayırdına varamıyor. Herkes hazzı; başarmakla, baklava atıştırmakta ve yatıp kalkmakta arıyor.

Nasıl gece, hayatı ışıksız bırakarak yok sayıyor ve bir hileyle egemen oluyorsa ona; başarı da, hırs ve kurnazlıkla abanıyor hazza ki, dürüstlükle hazzın bağlantısı gölgelensin gitsin. Kavl-ü beladan beri süren, hepimizin içinde olup, pek azımızın farkettiği bir hınzırlıktır bu. Başarının hazzında, gündoğumunun altın renkli, öbek öbek şehvet yumakları vardır. Dürüstlüğün hazzında ise, bitimsiz bir günbatımı yalınlığı olur hep. Sanki ressamın, tek tüp boya ile yaptığı sınırsız bir huzur resmi gibi. Açıktan koyuya doğru sarmal sarmal çizilmiş, baktıkça kendi derinlerini bulduğun, tarifsiz bir enginlik gibi. Dürüstlüğün verdiği benzersiz haz içinizde olsun!..

M. EMİN CEYLAN


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır