kapat

20.08.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Arbeta
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Tercihler ve ailelerine (2)
Üniversiteye giremeyen öğrenciler ve ailelerine yapılacak ilk tavsiye, "hayatı kaydı" sendromundan kurtulmalarıdır.

İkincisi, öğrencilerin üniversite dışı eğitimlere katılarak ve/veya bir işte çalışarak eğitimlerine devam etmeleridir. (İş de bir eğitimdir.)

Üniversite dışı dedim ama böyle eğitimleri üniversitelerin kendileri bile verebiliyor. Örnek: İ.Ü.İ.F. İşletme İktisadi Enstitüsü lise mezunları için turizm programları açmış. Gazetelerde boyboy ilanları var. (Tel: 212-591 39 64).

Size bir de ücretsiz örnek vereyim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi gençler için iki yıllık bir tiyatro eğitimi düzenlemiş. Onun da ilanları yayınlanıyor. (Tel: 212-317 77 00). İnternet üzerinden eğitim veren yerli-yabancı kuruluşların olduğunu da bilmemiz lazım.

Çalışma konusunda, "İyi ama iş nerede" denebilir. Bence iş aramayı öğrenmeliyiz, bu bir. Artık iş ayırma lüksümüz azalıyor, bu iki. Evet insanlara, "Sevdiğiniz işi yapın" hatta, "Sevdiğiniz okula gidin" şeklinde tavsiyeler yapılıyor ama bu tavsiyeler eksiktir. Onların başına, "mümkünse" ifadesi eklenmelidir. Çünkü her ikisi de çoğu zaman mümkün olamıyor. Öğrenci kendi razı olsa bile anne-baba, "Aaa, olur mu, biz evladımızı bunun için mi yetiştirdik" diye beğenmedikleri işe (ve de okula) göndermiyorlar. Hallice olanlar ise, "Aç değilsin, açık değilsin otur oturduğun yerde" diyorlar. İş bulunsa bile ücreti, türü hatta işyerinin uzaklığı dert ediliveriliyor kolaylıkla. Tersi çok nadir. Geçenlerde, hali vakti yerinde bir ailenin üniversiteye giremeyen ve lisan öğrenmek için yurt dışına da giden genç kızının bir bankada geçici olarak "kağıt katlama işi"ne girdiğini duydum. Ben de öğrenci iken bir minibüsle İstanbul'un en ücra köşelerine kadar dolaşıp kapıların altından reklam broşürleri atma gibi işlerde çalışmıştım. Bir başka tavsiyem ailelerin çocuklarını gerek üniversite öncesi gerekse üniversite sonrası için aşırı yönlendirmemesidir.

Gazetelerin genellikle Pazar günleri yayınladıkları İnsan Kaynakları eklerine (elinizdeki İşte İnsan gibi) göz atılmalıdır. Diğer gazete ve dergilerin eğitim ve iş ilanlarına da bakılmalıdır.

Biliyorum, bir çok eğitim ve geçici çalışmanın hiç bir işe yaramadığı söylenecektir. Eğitim meselesini genç-yetişkin herkes elmas madenciliği gibi düşünmelidir. Milyonlarca metreküp toprak kazar, dünyanın zamanı ve parasını harcarsınız. Ama bazen elmasın zerresine bile rastlayamazsınız, bazen küçük parçalar bazen de koskocaman bir elmas bulursunuz. Hatta mesela üniversiteye gidip o kadar zaman ve para harcayıp büyük bir elmas (diploma) bile bulsanız, elmas işe yaramayabilir (işsiz kalabilir ya da okduğunuz meslekten başka iş yapabilirsiniz.) Bu, "O halde elmas aramayalım" ya da, "Eğitime boş verelim" veya, "Çalışmakla vakit kaybetmeyelim" anlamına gelmez.

Siz ürün (diploma, sertifika, belge) yerine süreç'e (eğitime, seminere, kursa katılma, okula gitme sürecine) odaklanın. Süreç'in yararı ürün'ün yararından fazladır. Bir şey kazandırdığını sanmadığınız eğitimlerin ve yaptığınız işlerin bile size bir şeyler öğrettiğini ileride göreceksiniz.

Son tavsiye: Bir üniversite diploması almaya çalışın. Toplumda hala isteniyor. Ama türü, yeri, değeri konusunda kendinizi koşullamayın. Zaten artık çağ da kendini yetiştirme çağı'dır.

ULAŞ BIÇAKCI


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır