Geçen yazıda belirttik; 128 A tipi ve 108 B tipi olmak üzere Haziran sonu itibariyle 236 yatırım fonumuz var. Fon toplam değerleri 3.568 milyar dolar ve içlerindeki hisse senedi tutarı da % 8 yani 643 milyon dolar. Peki bu fonlar başarılı mı? Piyasaların geleceğini kendilerinde gördüğümüz bu kurumlar yatırımcılarını sevindirebiliyorlar mı? Performansları diğer enstrümanlara göre daha mı iyi?
Bu tabloya baktığımız zaman yatırım fonlarının her iki türünün de 1998 yılı hariç başarısız olduklarını söyleyebiliriz. Özellikle ilgilendiğimiz A tipi yatırım fonları üç yılda İMKB-100 endeksinin getirisinden az kazanç sağlamışlar. Yapısal olarak hisse senedi ağırlıklı olması gerektiği düşünülen ve bu imkanı sayesinde vergisel avantajlar sağlanan A tipi yatırım fonlarının düşük kazançlar sağlaması düşündürücüdür.
Borsa açısından büyük patlamanın yaşandığı 2000 yılında A tipi yatırım fonlarının nispeten daha başarılı olduğunu söylemek mümkün görünüyor. Ancak burada bir konuyu belirtmek gerekir. SPK bültenlerinde yer alan bu rakamlar basit aritmetik ortalamalardır. SPK, fonların getirilerini hesaplarken ağırlıklandırma yapmamıştır. Fon tutarı olarak, 5 trilyonluk fon olduğu gibi 10 milyarlık fon da mevcuttur. Her ikisinin performansını eşitmiş gibi tutmak sağlıklı sonuç vermemektedir. Eğer SPK ağırlıklandırarak aylık getiri oranlarını hesaplasa daha gerçekçi sonuçlara ulaşabiliriz.
Örnek olarak, Ocak ayında 112 A tipi yatırım fonlarından 63 tanesinin aylık getirisi tüm fonların ortalama getirisinin altında. Şubat ayında 113 fonun 47 tanesinin zararı ortalama zarardan fazla. Mart ayında 114 fondan 56'sının kazancı ortalamadan düşük; Nisan ayında 115 fondan 63 tanesinin kazancı ortalamadan düşükken Mayıs ayında 119 fonun 54'ü ortalamadan fazla zarar etmişler.
Tüm bu rakamlar A tipi yatırım fonlarının arzu edilen düzeyde yatırımcılarına kazanç sağlayamadığını gösteriyor. Fonların performanslarına baktığımızda, ortalamayı yükselten kazançların çoğunluğunun fon değeri düşük fonlardan geldiği de görülmektedir.
Uzman elemanlar vasıtasıyla yönetilen fonların bu derece başarısız olmalarının nedeni ne olabilir sorusunun yanıtlanması gerekir. Gerekli özen gösterilmediği gibi, yönetimde suiistimaller de söz konusu olabilir.
Fon yönetimlerinde aracı kurumlar ve bankalar daha hassas davranmak zorundalar, fonlar her hangi bir uzmanın tam yetkisine terk edilecek kurumlar olmamalı ve yöneticilerin kontrol ve denetimleri devamlı olmalıdır.
Bu arada, SPK'nın yatırım fonları denetiminde usulsüzlük vs. gibi mevzuata ilişkin denetimi yanında mutlaka performans denetimi de olmalı ve fonların performanslarının kamuoyuna duyurulmasında daha etkin yöntemler bulunmalıdır. Çünkü yatırım fonu meselesini çözemezsek piyasaların geleceğini kurtaramayız.