Telefon sapıkları var, hepinizin başına gelmiştir... En klasiği olur olmaz saatte arıyor, "Ahmet orada mı" diyor, yirmi telefon sonrası bir daha arayıp "Ben Ahmet, beni arayan oldu mu" diye soruyor.
Bu yazdığım en masumu...
Telefon sapığınızın hayatını zehir edecek bir numara var, şimdi sizlere anlatıyorum...
Anlatacaklarımı uygulamanız için telefonunuzun ve sapığın telefonunun dijital santrale bağlı olması lazım, aslında bütün büyük şehirlerde zaten bu sayısal santraller yaygın. Bir de telefon başvurunuzda, "Sayısal santral özelliklerinden yararlanmak istiyorum" kısmını işaretlemiş olmanız lazım, yapmadınızsa bir dilekçeyle yapabiliyorsunuz.
Şimdi diyelim ki sapık ev telefonunuza dadandı!
Ev telefonunuzu cep telefonunuza yönlendiriyorsunuz...
Ev telefonunu cep telefonuna yönlendirince, dijital santral evi her arayanı -sapığınız dahil- otomatik olarak cebe yönlendiriyor ve...
(Tahmin ettiniz!)
Size onuncu kez "Ahmet orada mı?" diyen sapığın hangi telefondan aradığı, cep telefonunun ekranında yazıyor!
Gerisi zevkli...
Siz sapığınızı geri arıyor ve dünyayı ona dar edeceğinizi söylüyorsunuz, numarasını nasıl bulduğunuzu bir türlü anlayamayan sapık "Savcılığa vermiştim, numara oradan geldi, gerisi de gelecek, sen böyle devam et" dediğinizde çoktan tövbe etmiş oluyor.
Bir de telefonun nasıl yönlendirildiğini söylesem iyi olacak galiba...
Yönlendirmek için * 21 * cep numarası (yıldız 21 yıldız ve ardından 11 haneli cep telefonu numaranızı mesela 0532 123 45 67) tuşluyorsunuz.
Yönlendirmeyi iptal etmek için de #21# (kare 21 kare) tuşlanıyor. İyi avlar!
Hayat böyle
İki arkadaş restoranda levrek sipariş ediyor.
Garson bir tepside iki levrek getiriyor, biri minicik bir levrek diğeri irice bir levrek...
* İstirham ederim al!
- Yok yok, sen önden buyur
* Al canım israr etme
- Sen al sen al...
Bu konuşma böyle bir beş dakika sürer, sonunda biri sıkılır ve büyük levreği alıp tabağına koyar.
* Eh valla pes birader ilk alan ben olsaydım küçük olan levreği alırdım!
- Ne söyleniyorsun canım, küçük olan sana kaldı zaten!!
Gizli Türkiye
Kuzey Kutbu'na Türk Bayrağını diken Cemal Gülas, arkadaşım, hiç sektirmez ayda bir kez arar:
- Gel sana Türkiye'nin bilmediğin yüzünü göstereyim de ne kadar güzel bir ülkede yaşadığını gözlerinle gör.
Beraber gitmek kısmet olmadı, gerçi söylemem lazım... Cemal Gülas için küçük bir yürüyüşün anlamı 3 bin metreye tırmanmak!
Geçenlerde yine aradı...
- Haydi dağ bayır yürüyelim.
- İmkan yok, kafamı kaşıyamıyorum.
- Şu anda ne yapıyorsun?
- Internetteyim...
- O zaman internette gez de gör!
Biraz da benim gibilere inat "Neleri kaçırdığımızı göstermek üzere" bir site yapmış, adresi: https://www.cemalgulas.com
Burada bir gezin, inanılmaz güzel Türkiye manzaralarının arasında sanal yolculuğa çıkın...
"Ne kaçırdığının farkında değilsin" deyip duruyordu, biz gitmedik o gözlerini ayağımıza getirdi.
Sitede dolaşınca ilk aşamada oradan bir resmi alıp, tablo gibi, bilgisayar ekranına zemin yapmak aklınıza geliyor. Ondan sonra otomobile bindiğinizde direksiyonu kırıp kendinizi şehir dışına atmak dürtüsü sarıyor...
Aslında en güzel yanı, bu sanal yolculuk gönlünüze bir pencere açıyor!